Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1851 E. 2025/25 K. – Tasarrufun İptali
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1851
- Karar No
- 2025/25
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ: ................... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/763 E., 2021/802 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : K-2018/370 E., 2021/149 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'ın ciranta olduğu çeklerin hamili olduğunu, çekleri yasal süresi içerisinde bankaya ibraz ettiğini, fakat ibraz edilen çeklerin karşılığının çıkmadığını, bunun üzerine çeklerin tahsili amacıyla ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1168 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ...'ın takipten sonra ...ili ...Bağları Mah. 125 ada 1 parselde mukim taşınmaz ile yine ...ili Merkez ilçesi, ...bağları mah. 126 ada 2 parselde mukim taşınmazı diğer davalı ...'e devrettiğini, kısa süre sonra da bu kişiden eşi olan diğer davalı ... adına satış yoluyla geri aldığını, davalıların muvazaalı işlemle kötü niyetli olarak birlikte hareket ettiklerini belirterek dava konusu taşınmazların tapu kaydında davalılarca muvazaalı olarak yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ile diğer davalı ... arasında ticari ilişkiden kaynaklanan borç ilişkisi bulunduğunu, 400.000,00 TL bedelli bonoyu ...'e verdiğini, vadesi geldiği tarihte ödeyemediği için alacaklı olan ...'e borcuna karşılık dava konusu taşınmazları devrettiğini, tarafların akraba olmadıklarını, babasının düğün hediyesi olarak vermiş olduğu evi eşi ...'nın memur olması nedeniyle eşi adına tapuya işlediklerini, eşi ile aralarında huzursuzluk çıkması nedeniyle ...'ın ...'den tekrar almak istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çeklerin keşideci...tarafından dava dışı...Tekstil İnşaat Ltd. Şti. lehine düzenlendiği ve ilk cironun da dava dışı şirkete ait olduğu, şirketin çeki davalıya ciro ettiği, sonraki cironun davalıya ait olduğu ve bu ciro ile çekin yeniden dava dışı şirket olan lehtara geçtiği, lehtar tarafından çekin davacıya ciro edildiği , davacı tarafından çekin bankaya ibraz edildiği, çekin tedavüle çıkmasının ardından ilk ciranta olan lehtara yani şirkete geri döndükten sonra tekrar tedavüle çıktığından (ibraz edildiğinden) ikinci tedavülden önceki ikinci ciranta olan davalının artık sorumluluğu 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca bulunmadığı gibi ilk ciranta çeki yeniden tedavüle sokmakla ikinci cirantaya ciro etmeden önceki durumuna döndüğü ve davacı tarafından ikinci ciranta olan davalıdan herhangi bir hak talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının davalıdan talep edeceği bir borcunun olmadığı, ayrıca davaya konu çeklerin düzenlenme tarihleri 2018 olmasına rağmen davalının davaya konu taşınmazları 2017 yılında devretmesinin de bu davanın dinlenmesi için gerekli olan iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması şartını da taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kanunun borcun doğumunun iptali istenen tasarruftan önce olması şartını aramakta olup, takip tarihi ya da takibe konu bono ya da çekin vadesinin önce olması şartını aramadığını, somut olayda, borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olduğunu, iptali istenen tasarrufun tarihi 2017 yılının Aralık ayı olup, borcun doğumunun bu tarihten önce olduğunu, bunun birinci ispatının, söz konusu borcun ödenmesi amacıyla verilen çeklerin vadesinin devir tarihinden yalnızca 2 ay sonra olması olduğunu, bununla birlikte, bu borcun ödenmesi amacıyla ileri dönük vade ile verilen çekin borcun doğum tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, devir tarihinden 3 yıl sonra bile 174.620,07 TL değer belirlenen taşınmazın satış bedelinin bu tespitten 3 yıl önce tam da takip konusu çeklerin bedeli olan 400.000,00 TL olarak belirlenmesi durumunun, muvazaalı işlemin bu borca karşılık mal kaçırmak kastıyla yapıldığının ikinci açık ispatı olduğunu, davalı ...'ın taşınmazları önce keşidecinin dayısının oğlu olan ...'a devretmesi, daha sonra da eşi ... üzerine tekrar satın almasının dava konusu tasarrufun söz konusu çeklerden kaynaklı borçtan kurtulmak amacıyla yapıldığını gösterdiğini, mahkemenin geriye ciro nedeniyle davalının sorumluluğunun kalmadığına dair gerekçesinin de hatalı olduğunu, bu tespitin huzurdaki davanın konusu olmadığını, bu hususta gerekçede gösterdiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi kararının huzurdaki dava ile aynı nitelikte olmadığı gibi, bu hususta davalı tarafından daha önce ...1. İcra Hukuk Mahkemesi'nde şikayet yoluna gidildiğini, 2018/58 esas ve 2018/93 karar sayılı karar ile davanın reddedilmek suretiyle yargı denetiminden geçmiş bir konu olduğunu, yerel mahkemenin tespitinin aksine; takibe konu çeklerde ciro silsilesinde herhangi bir kopukluğun da bulunmadığını, müvekkilinin, çekte son ciranta olup, keşideci, lehtar ve geriye doğru tüm cirantalar aleyhinde hukuka ve kanuna uygun bir şekilde takip başlattığını, davalıların ileri sürdüğü itirazların, son ciranta ve yetkili hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, tüm yasal şartları taşıyan davanın kabulü yerine reddinin hatalı olduğunu, bununla birlikte mahkemenin ön koşul yokluğundan reddettiği davada maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmetmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senette imzası bulunan herkesin, hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğu, ciro sıralamasının incelenmesinde; davacının yetkili hamil olduğu, takip dayanağı çekin yasal sürede bankaya ibraz edildiği ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yetkili hamil olan alacaklı davacının kendisinden önceki cirantalara müracaat hakkı mevcut olup, ciranta ... hakkında da takip yapmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığı, ancak takibe konu çeklerin, 22-23-24-25.02.2018 tarihlerinde keşide edildiği, tasarruf tarihinin ise 20.12.2017 olduğu, buna göre tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğu, alacaklı davacı ile borçlu davalının çekin keşide tarihinden önceki tarihlerde herhangi bir hukuki veya ticari ilişkiye girdiğinin iddia edilmediği, buna göre davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak dava; dava koşulu gerçekleşmediğinden reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.