Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1834 E. 2024/617 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1834
Karar No
2024/617
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/526 E., 2019/825 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-... 3-... vekili Avukat ... ... 4-... DAVA TARİHİ : 22.03.2010 HÜKÜM/ KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.01.2008 tarihinde davalı ...'na ait davalı ... idaresindeki araç ile diğer davalıların sürücüsü ve maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazasında davalı ...'e ait araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat, 1.000,00 TL iş gücü kaybı, 1.000,00 TL tedavi gideri ile 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 23.09.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 113.164,75 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yola uyarı tabelaları koymayan idarenin sorumluluğunun ve hizmet kusurunun bulunduğunu, yolcu olarak bulunduğu araçta emniyet kemerini takmayan davacının kusurlu olduğunu, diğer yandan davacının ağır bir yaralanmasının söz konusu olmadığını, ayakta tedavi görüp taburcu edildiğini, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunarak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde ticari taksi sürücüsünün sorumlu olduğunu, yapılan idari soruşturmada emniyete ait aracı kullanan davalı ...’ın kazaya sebebiyet veren suç unsuru bulunmadığından hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığını, idareye atfedilebilecek hiçbir kusur olmadığını, ayrıca istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; olayın meydana gelişinde herhangi bir kusurunun olmadığını, emniyet kemeri kullanmayan davacının hatalı olduğunu, talep edilen meblağın fahiş olduğunu, davacının basit tıbbi müdahaleyle taburcu edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.12.2011 tarihli ve 2010/119 Esas, 2011/482 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 302,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın 20.01.2008 kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.02.2015 tarihli ve 2013/16941 Esas, 2015/2705 Karar sayılı kararı ile; "Davanın kabulüne karar verilen 302,00 TL yönünden kararın kesin nitelikte olduğu, davalılar vekillerinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği; davacı vekilinin temyiz incelemesinde öncelikle davacıya talep ettiği 1.000,00 TL maddi tazminatın hangi nedenle istediğinin açıklattırılması, bu kalem talebe ilişkin delillerinin sorularak toplanması, davacının olayda yaralanması nedeniyle varsa geçici iş gücü kaybı ile daimi iş gücü kaybı oranı konusunda usulüne uygun rapor alınarak iş gücü kaybı saptandığı takdirde talep edebileceği tazminat konusunda aktüer bilirkişi incelemesi yaptırılması, davacının olaydaki yaralanması nedeniyle belgeli tedavi giderleri dışında, belgeye bağlanması mümkün olmayan ve tedavisi ile ilgili başka giderlerinin olup olmayacağı konusunda doktor bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.12.2019 tarihli ve 2015/526 Esas, 2019/825 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 302,00 TL maddi tazminatın (tedavi giderinin) davacıya ödendiği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 585,00 TL ulaşım gideri ile 1.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı (804,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 195.54 TL daimi iş göremezlik) toplamı 1.585,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 20.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, bozma öncesi hükmedilen 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsil edildiği davacı tarafça bildirildiğinden manevi tazminat yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen (bozma üzerine verilen) kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; açtıkları davanın belirsiz alacak davası olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu talebi artırabileceği" hüküm altına alındığını, Yargıtayca bozma sonrası ıslah yoluna başvurulamayacak olmasına ilişkin verilen kararların kısmi davalara ilişkin olduğunu, belirsiz alacak davalarında ise ıslah değil de, 6100 sayılı Kanun'un 107/2 maddesi uyarınca talep artırmak suretiyle davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceğinin tartışmasız olduğunu, her ne kadar tedavi gideri alacağını dava dilekçesinde 1.000,00 TL olarak talep etmiş iseler de bilirkişi raporu ile tedavi ulaşım giderinin 585,00 TL olarak (daha düşük bir bedel olarak) tespit edildiğinden bu yönde bir talep artırımında bulunmadıklarını, ancak mahkemece bu hususta da hüküm kurularak tedavi gideri talebinin de kabulü ile olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi yönde uygulama yapılmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararı sadece maddi tazminat yönünden temyiz ettiklerini, davacının belgeler ile tespit oldunduğu üzere sadece 302,00 TL maddi zararının bulunduğunu, bu zararın da karşılandığını, dolayısıyla maddi tazminata ilişkin tüm taleplerinin hem zamanaşımı hem de yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiğini, ayrıca davalı kurumdan başka diğer davalılar açısından da tazminatın ne şekilde tahsil edileceğinin gerekçeli kararda belirtilmediğini, bu nedenle gerekçeli kararın yeterince açık olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücü ve işleteni oldukları araçların karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bozma sonrası mahkemece verilen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı, davasını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava şeklinde açmış olup 6100 sayılı HMK’dan önce açılan dava için ıslah suretiyle kısmi davanın belirsiz alacak davasına dönüşmeyeceği açıktır. Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekte iken, kısmi davada talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Belirsiz alacak davasında davalı tarafça dava açıldıktan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i sadece ilk talebi değil bedel artırım talebini de kapsar ve süresinde zamanaşımı def'inde bulunmaması halinde arttırılan bedel için sonradan zamanaşımı def'inde bulunulamaz. Somut olayda, trafik kazası 20.01.2008 tarihinde meydana gelmiş, kısmi davada bozma sonrasında 23.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar artırılmıştır. Davalılardan ... ve ..., ıslah edilen kısımla ilgili olarak süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş; davalılardan ... ve ...'a ıslah dilekçesi usulünce tebliğ edilmesine rağmen ıslaha karsı zamanaşımı def'inde bulunmamışlardır. Olay tarihi ile ıslah dilekçesinin verildiği tarih arasında zamanaşımı süresi geçmiştir. Bu durumda, mahkemece, süresinde zamanaşımı def'inde bulunan davalılar ... ve ... yönünden ıslah dilekçesi dikkate alınmaksızın ilk taleple bağlı kalınarak karar verilmesi yerindedir. Ne var ki, usulüne uygun tebligata rağmen ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmayan davalılardan ... ve ... için ıslah dilekçesinde yazan tutar dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anılan davalılar yönünden de ilk taleple bağlı kalınarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1834, K. 2024/617, T. 18.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1834-e-2024-617-k-cba8d1363209