Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16655 E. 2023/8799 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16655
- Karar No
- 2023/8799
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1838-2022/236 HÜKÜM/KARAR : Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun reddine/Maddi tazminat talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/293 E., 2019/436 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılardan .... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılardan .... vekilinin istinaf talebinin reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra davalı .... vekilinin 24.05.2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile davacı tarafla sulh olunduğu bildirildiğinden ek karar verilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine işlemsiz iadesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 01.11.2022 tarihinde verilen ek kararla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminat bakımından davacıların, davalılar aleyhine açtığı davanın taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesi gereği konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildi. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in sürücüsü olduğu aracın 07.09.2017 tarihinde karıştığı tek taraflı kaza sonucu, aynı araçta yolcu konumunda bulunan davacıların desteğinin vefat ettiğini, kazaya karışan aracın işleteninin davalı ... Taşımacılık Biriket Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. olduğunu ve davalı ....'nin aracın trafik sigortacısı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş ... için 30.000,00 TL, davacı çocuklar ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan ve davacıların her biri için ayrı ayrı 75.000,00'er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ... Taşımacılık Biriket Ticaret ve San. Ltd. Şti'nden tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18.09.2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerini, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davacı ... için 188.162,45 TL, davacı ... için 35.432,05 TL, davacı ... için 31.737,91 TL, davacı ... için 31.737,91 TL'ye yükseltilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... Taşımacılık Biriket Ticaret ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalılar sürücü ve işleten aleyhine açılan davanın haksız olduğunu, davalı taraf sürücüsünün kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur tespiti yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı sürücü ...'in tam kusurlu bulunduğu, aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan raporun dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli ve Yargıtay'ın konu ile ilgili içtihatları ile uyumlu bulunduğu, davacıların desteğinin emniyet kemeri takmayarak araç dışına çıkması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 150.529,96 TL, davacı ... yönünden 28.345,64 TL, davacı ... yönünden 25.390,33 TL, davacı ... yönünden 25.390,33 TL destekten yoksun kalma tazminatın davalılardan tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 55.000,00 TL, davacı ... için 55.000,00 TL, davacı ... için 55.000,00 TL ve davacı ... için 55.000,000 TL manevi tazminatın davalılar ... Taşımacılık Biriket Ticaret San. Tic. Ltd Şti ve ...'den tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı .... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; tazminat miktarlarının düşük hesaplandığını, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanmaması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde, hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini ve kusur tespitinin hatalı yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı sürücü ...'in %100 kusurlu olduğu, cevap dilekçelerinde hatır taşıması savunmasının ileri sürülmediği, davacıların desteğinin emniyet kemeri takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmasının yerinde olduğu, bununla birlikte davacıların maddi tazminat talepleri yönünden yapılan hesaplamanın hatalı bulunduğu gerekçesiyle davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... yönünden 188.162,45 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... yönünden 35.432,05 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... yönünden 31.737,91 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... yönünden; 31.737,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... Taşımacılık Biriket Ticaret San. Tic. Ltd Şti ve ... yönünden kaza tarihi olan 08.09.2017 tarihinden itibaren, diğer davalı ... şirketi açısından temerrüt tarihi olan 19.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,000 TL manevi tazminatın davalılardan ... Taşımacılık Biriket Ticaret San. Tic. Ltd. Şti. ve ...'den kaza tarihi olan 08.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, hesaplamanın hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, kusur oranının hatalı tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra davalı .... vekilinin 24.05.2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile davacı tarafla sulh olunduğu bildirilmiştir. Dairemizin 08.06.2022 tarihli, 2022/4775 Esas ve 2022/8470 Karar sayılı ilamı ile davalı .... vekili tarafından sunulan 24.05.2022 tarihli dilekçe ile davacı taraf ile sulh olunduğunun bildirdiği ve bu dilekçe ekinde “Makbuz ve İbraname” başlıklı 28.03.2022 tarihli belge sunulduğu görüldüğünden sulh hususunda ek karar verilmesi için dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine işlemsiz iadesine karar verilmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Ek Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen 01.11.2022 tarihli ek kararı ile tarafların İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra maddi tazminat talebi bakımından sulh oldukları, sulh kapsamında davacıların talep etmiş olduğu destekten yoksun tazminatı zararının tümünün davalı ... şirketi tarafından karşılandığı, yine davacıların bu dava sebebi ile yapmış olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretinin de sulh kapsamında davacılara ödendiği, davacıların sulh sözleşmesi ile fazlaya dair haklarını saklı tutmadıkları, bu kapsamda davanın maddi tazminat yönünden konusuz kaldığı gerekçesiyle davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek maddi tazminat bakımından davacıların, davalılar aleyhine açtığı davanın taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesi gereği konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 55.000,000 TL manevi tazminatın davalılardan ... Taşımacılık Biriket Ticaret San. Tic. Ltd. Şti. ve ...'den kaza tarihi olan 08.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. D. Ek Karara Karşı Temyiz Sebepleri Davacılar vekili ek karara karşı temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının hatalı olduğunu, poliçe limitini aşan zarar yönünden davalı .... dışındaki diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiğini, maddi tazminat taleplerinin tümü yönünden davanın konusuz kalmadığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. E. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalılardan ...'in sürücüsü, davalı ... Taşımacılık Biriket Ticaret ve San. Ltd. Şti.'nin işleteni olduğu ve davalı .... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı kaza sonucunda davacıların desteği olan yolcunun ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107 nci maddesi, 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda; davacıların, dava dilekçesi ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulundukları, 18.09.2019 tarihli dilekçe ile de davacıların fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı tutulduğu, yine davacıların İlk Derece Mahkemesi kararına karşı hesaplama yönünden de istinaf isteminde bulundukları, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan ve usul ile esasa uygun 28.12.2021 tarihli hesap raporunda davacıların toplam destekten yoksun kalma tazminatının 791.343,00 TL olarak belirlendiği, bununla birlikte davalı .... yönünden poliçe limitinin 330.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve davacılar yönünden garameten hesaplama yapıldığı, davalı .... vekilinin 24.05.2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile davacı tarafla sulh olunduğunun bildirildiği ve bu dilekçe ekinde yer alan “Makbuz ve İbraname” başlıklı 28.03.2022 tarihli belgeye göre davacıların, bu ibraname ile yalnızca davalı .... yönünden fazlaya ilişkin hak, alacak ve talepler ile işbu hasara ilişkin her türlü dava, hukuki işlem başlatma ve kanun yoluna başvurma haklarından feragat ettikleri, ancak davalı .... haricindeki diğer davalılara (sürücü ve işleten) karşı tüm hak ve taleplerini saklı tuttukları anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci fıkrasında davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7 nci maddesi ile değiştirilen ikinci fıkrasında ise karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebileceği, aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı ifade edilmiştir. Bahse konu maddeye ilişkin Adalet Komisyonu raporunda özetle; belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesinin kabul edildiği, maddenin ikinci fıkrasında, belirsiz alacak veya tespit davası açılabilen durumlarda, miktar ya da değerin tespit edildiği anda alacaklının iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabileceğinin belirtildiği, kural olarak bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılmasının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olduğu, bunun amacının davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmaması olduğu, oysa baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemeyeceği, bu sebeple belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesinin benimsendiği, davacının sınırlama ve yasağa tâbi olmadan sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebileceği, alacağın belirli hâle gelmesini müteakip ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilmişse bundan sonra yeni bir artırma isteğinin iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacağı, çünkü bu hâlde belirsizlik değil davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durumun söz konusu olduğu ifade edilmiştir. Dosya kapsamındaki usulüne uygun şekilde düzenlenmiş 28.12.2021 tarihli hesap raporu incelendiğinde, davacıların toplam zarar miktarının, poliçe limitinin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.11.2022 tarihli ek karar ile davalılardan .... ile davacılar arasında imzalanan sulh sözleşmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı kabul edilmiş ise de davalı ... şirketi dışındaki davalılar yönünden davanın konusuz kaldığından söz edilemez. Diğer yandan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7 nci maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca somut olayda, davacıların belirsiz alacak davası açtıkları ve sulh sözleşmesinde davalı ... şirketi dışındaki davalılar yönünden haklarını saklı tuttukları anlaşılmakla davacıların, ıslah dilekçesi sunmadıkları gibi miktar belirlemesi yaptıkları da kabul edilemeyeceğinden, hâkim tarafından iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın taleplerini tam ve kesin olarak belirlemeleri mümkündür. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı .... dışındaki davalılar yönünden de davacıların maddi tazminat talepleri bakımından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.11.2022 tarihli ek kararın bozulması gerekmektedir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.