Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15609 E. 2023/6591 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/15609
- Karar No
- 2023/6591
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/401 E., 2022/1339 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/288 E., 2017/199 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.07.2010 tarihinde Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığına bağlı Hacıbekir Kışlasında yapılan eğitim sırasında atılan merminin başına isabet etmesi sonucu dava dışı ...ve ...'ın müşterek çocukları...'ın vefat etmesi neticesinde İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davası sonucu 183.429,11 TL'nin ödendiğini, olayın meydana gelmesinde görevlerini ihmal eden davalıların kusurlarının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 183.429,11 TL'nin 15.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, atış alanının problemli olduğunu ve denetiminin müvekkilinin tasarrufunda olmadığını, amirinin emir ve talimatı doğrultusunda hareket ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, atış alanının denetimi ve kullanma kararının kendisinin tasarrufunda olmadığını, alınabilecek her türlü tedbirin alındığını, kendisine kusur atfedilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/288 Esas, 2017/199 Karar sayılı kararıyla; davalıların kusurunun bulunmadığı ve davalıların fiili ile sonuç arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2018 tarihli, 2017/532 Esas ve 2018/1589 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, ancak davalılardan ...'ın istinaf itirazında bulunmadığı, bu nedenle davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, alınan rapor uyarınca davalı ...'un %70 oranında kusurlu bulunduğu, %60 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle; davacı vekili ve davalı ...'ın istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile istinafa başvuran davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 51.360,15 TL'nin ödeme tarihi olan 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 17.11.2020 tarihli ve 2019/1097 Esas, 2020/3991 Karar sayılı ilamı ile davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince alınan kusur raporu ile davalılara kusur izafe edildiği ancak İdare Mahkemesinde ve Askeri Ceza Mahkemesinde alınan kusur raporlarında ise davacı idarenin kusurlu olduğunun belirtildiği, bu nedenle atış alanının yanlış belirlenmesi ve çevresinin yasak bölge ilan edilmemesinden dolayı davacı idarenin de müterafik kusurunun olduğu, rücuda teselsül olmayacağından, davalıların olayın meydana gelmesindeki kusur oranları ve davacının müterafik kusuru uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı gereği alınan 11.02.2022 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu ve 01.06.2022 havale tarihli ek raporlarla davacı idarenin %50, davalı ...'ın %20 kusurlu olduğunun belirlendiği ve raporların ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık olduğu, olayın oluş şekline uygun olduğu kabulü ile olay tarihinde atış alanının askeri bölgenin tek faal atış alanı olması, çevresinin yasak bölge ilan edilmemesinde, atış alanının çevredeki insanların zarar görmesini engelleyecek şekilde dizayn edilmemesinde davacı idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması, davalının amirleri tarafından verilen emri yerine getirmesi, olayın meydana geldiği yerin terörün yoğun şekilde yaşandığı bölge olması ve davalının çalışma koşullarının zorluğu gözetildiğinde davalı ...'ın sorumluluğunun kapsamı belirlenirken olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44 üncü maddeleri gereğince zarardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilerek davalının kusuru oranında (% 20) sorumlu olduğu miktardan takdiren % 80 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak; davanın kısmen kabulü ile davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 7.337,16 TL'nin ödeme tarihi olan 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacı idareye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvura Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı dolduğunu, Türk Borçlar Kanununun 73 üncü maddesinin 1 inci fıkrasına "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar" denildiğini, aynı Kanun'un 72 nci maddesinin 1 inci fıkrasına göre; "...Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." her ne kadar ödeme tarihi 22.05.2014 olsa da, sorumlu kişinin öğrenildiği kesin tarih, davalı hakkındaki atılı ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunun sabit bulunduğu ve neticede HAGB verilen Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13 Nisan 2016 tarihli 2013/842 Esas sayılı kararının kesinleştiği tarih olduğunu, davalı ... yönünden ise istinaf mahkemesince hazırlatılan bilirkişi raporundaki davalı yana atfolunan %20'lik kusur oranı ve bu kusur oranından %80 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu davalıların kusur oranını paylaştığı müvekkil idarenin ise söz konusu olayla ilgili kusurunun bulunmadığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına esas aldığı kök ve ek bilirkişi raporlarında eksik ve çelişkili tespitlere yapılmış olan itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, olayın asıl nedeninin; atış alanının bu atış için uygun olmamasına rağmen atış eğitimi için emir verilmesi, atış alanının inşasında dikkat edilmesi gereken hususlara riayet edilmeyerek atış yapılacak silahların menzili dikkate alınarak oluşturulması gereken kara emniyetli bölgenin tespit edilmemesi ve bu bölge içerisinde yerleşim yeri bulunmasına rağmen bölgenin askeri yasak bölge ilan edilmemesi, serbest girişlere müsaade edilmesi olduğunu yani idarenin yapmakla mükellef olduğu bu görevleri yerine getirmemesi sebebiyle olayın meydana geldiğini ve kusurlu olduğu halde müvekkilinin fiilleriyle zarar arasında illiyet bağının olmamasına rağmen müvekkilin %20 tali kusurlu olduğu tespiti içeren bilirkişi raporunun karara esas alınmasının hatalı olduğunu, bozma kararının müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluşturması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmüş olan zamanaşımı def’inin İlk Derece Mahkemesince kabul edilmeyip esasa ilişkin red kararı sonrası zamanaşımı def’i yönünden müvekkili açısından kazanılmış müktesep hak oluştuğunu, bozma kararı sonrası zamanaşımı def’ilerini yineledikleri halde talep hakkında karar verilmemiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu devletin ödediği tutarın diğer sorumlu davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.