Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15603 E. 2024/2906 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15603
Karar No
2024/2906
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/571 Esas - 2022/561 Karar DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... vekili Avukat ... vekili Avukat ... vdl. DAVA TARİHİ : 12.11.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2018 tarih, 2015/7886 esas ve 2018/4747 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması da davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesiyle talep edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 19.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği olan ...'ın 27.04.2014 tarihinde, davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, davacı ...'nun destek ...'ın boşandığı eşi ...den olma kızı olduğunu, davacı ...'ın destek ...'ın aralarında resmi nikah olmaksızın birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olduğunu, davacılar ... ve ...'ın ise destek ...'ın hayat arkadaşı davacı ...'dan olma müşterek çocukları olduğunu ve davacı ...'in de destek ...'ın annesi olduğunu ve davacı müvekkillerinin miras hakları nedeniyle değil ölüm olayından zarar gören 3. kişi sıfatıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep haklarının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı yönünden 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini davacı ... yönünden 13.593,72 TL'ye, ... yönünden 4.006,19 TL'ye, ... yönünden 82.864,58 TL'ye, ... yönünden 82.864,58 TL'ye ve ... yönünden 84.670,93 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacıların miras bırakanı sürücü ...'ın tam kusurlu olduğunu, ölen kişinin kendi kusuru ile meydana gelen kaza nedeniyle desteğinden yoksun kalan kişilerin hak iddiasında bulunmalarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.03.2015 tarihli, 2014/1190 esas ve 2015/199 karar sayılı ilamı ile; dava konusu kazanın sürücünün tam kusuru ile meydana geldiği ve talebin sigorta teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2018 tarihli, 2015/7886 esas ve 2018/4747 karar sayılı ilamı ile, ''…Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı; dolayısıyla kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, araç şoförünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ..., işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda sürücü kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı ... şirketinin zarardan sorumlu olduğu kabul edilmelidir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı ilamları uyarınca).'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin 31.10.2018 tarihli, 2018/808 esas ve 2018/693 karar sayılı ilamı ile; davacıların desteği sürücü ...'ın tam kusurlu ve tek taraflı olarak yaptığı kaza sonucu öldüğü ve davalı ... şirketinin davacılara karşı bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarihli, 2015/7886 esas ve 2018/4747 karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulu'nun 16.06.2020 tarih, 2019/17-273 esas ve 2020/421 karar sayılı ilamı ile; kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olan davacıların sürücü olan desteklerinin vefat ettiği, davacıların, destekten yoksun kalan sıfatıyla, desteğin kendi zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulundukları, davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya oluşan, asli ve bağımsız bir hak olduğu, davacıların ölenin mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olmasının, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ... şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacıların da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin sorumlu olacağı, mahkemece; davacıların davalı ... karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 08.03.2021 tarihli kusur raporunda destek ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğunun belirlendiği, eldeki davanın müteveffanın desteğinden yoksun kalındığı iddiasıyla davacılar tarafından açılan maddi tazminat davası olduğu, bozma ilamında da ifade edildiği üzere davacıların davalı ... karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri, davacılardan ..., ... ve ...'ın müteveffanın çocukları olması sebebiyle hak sahibi olduğu, yine davacılardan ...'in müteveffanın annesi olması sebebiyle hak sahibi olduğu, yapılan araştırma sonucunda müteveffa ile adı geçen davacıların birlikte yaşadıklarının ifade edilmesi karşısında müteveffadan destek gördükleri ve hak sahibi oldukları, dosya kapsamı ile mütevveffa ile davacı ...'ın kaza tarihinden önce imam nikahlı olarak bir arada yaşadıkları ve müteveffanın desteğinden fiilen birlikte yaşadıkları kaza tarihinden yeniden evlendiği 29.01.2019 tarihine kadar maddi zararının tespit edildiği, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile tazminat tutarının hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı ... yönünden 13.593,72 TL, ... yönünden 4.006,19 TL, ... yönünden 82.864,58 TL, ... yönünden 82.864,58 TL ve ... yönünden 84.670,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinden (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihi olan 12.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; desteğin tam kusuru ile meydana gelen dava konusu kaza nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını ve tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.65 teknik faiz oranı esas alınarak hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların desteği sürücünün tam kusuru ile gerçekleşip ölümüne neden olan tek taraflı trafik kazasında davacıların aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 nci maddeleri ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasında bir isabetsizlik görülmediği ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15603, K. 2024/2906, T. 19.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-15603-e-2024-2906-k-4b24f32e361f