Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15402 E. 2024/1419 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15402
Karar No
2024/1419
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2022/125 K. İHBAR OLUNANLAR : 1- ... 2- ... DAVA TARİHİ : 21.02.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kaza tarihinde geçerli zorunlu trafik sigortasının bulunmayan 22.08.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücülüğünü ...'in yapmış olduğu traktörün aşırı hızla girmiş olduğu virajı alamayarak devrildiğini, traktörde yolcu konumunda olan müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, traktör sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin daimi şekilde malul kaldığını, kaza tarihi itibariyle davalının ödemekle sorumlu olduğu teminat limitinin 225.000,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.01.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle 225.000,00 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.03.2016 tarihli ve 2014/1324 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarih ve 2016/9840 Esas ve 2019/4330 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece ibranamenin davacı ...'nin eli ürünü olduğu kabul edilmekle, ibraname tarihi olan 18.09.2012 tarihi ile dava tarihi arasında, KTK'nın 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin de geçirilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazının reddi gerekmiştir. Mahkemece, her ne kadar hüküm fıkrasının dördüncü bendinde ihbar olunanlar lehine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, ihbar olunanların davada taraf sıfatı olmadığından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nın 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar düzeltilerek onanmıştır. Karara karşı davacı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'in 10.06.2020 tarih ve 2019/5120 Esas ve 2020/3342 Karar sayılı ilamı ile; ''...KTK'nun 111 inci maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilir. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda yolcu olan davacı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanmış, aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığından bahisle ...’ndan maddi tazminat talep etmiştir. Davacı taraf ihbar olunanlar ile 18.9.2012 tarihinde ibraname imzalamıştır. İbraname içeriğinde davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ... ve dava dışı çocuklarının araç maliki ... ve araç sürücüsü ...’ten herhangi bir alacağı bulunmadığı, uğradıkları zararın ... tarafından karşılandığı, ileride doğacak her türlü ceza ve hukuk dava hakkından feragat ettikleri hususları yazılıdır. Mahkemece bu ibraname gereğince zararın karşılanması ve tazminat davası hakkında müteselsil borçlulardan birinin ibra edilerek davalardan feragat edilmesinin diğer müteselsil borçlu yönünden de sonuç doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce davacının temyizi üzerine hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, gerekçede 18.9.2012 tarihli ibraname ve dava tarihi arasında KTK'nın 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin de geçirilmiş olduğundan bahsedilmiş ise de, esasen dava tarihi gerekçeli karar başlığında yazılı olan 29.9.2014 değil, 21.02.2013 tarihi olup KTK'nın 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık süre geçirilmemiştir. Ayrıca ibranamede herhangi bir miktar yazılmamış olup, ibranamenin de davacı ile ... ve ... arasında düzenlendiği, davalı ...’nın ibranamenin tarafı olmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece işin esasına girilip taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, yine kabule göre de mahkemece her ne kadar hüküm fıkrasının dördüncü bendinde ihbar olunanlar lehine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, ihbar olunanların davada taraf sıfatı olmadığından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde olmakla, Dairemiz’in 09.04.2019 gün ve 2016/9840-2019/4330 sayılı düzelterek onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili karar düzeltme talebinden sonra yerel mahkemeden dava tarihinin 21.02.2013 olarak tavzihini talep etmiş, mahkemece 12.07.2019 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiş ve davacı vekili ek kararı da temyiz etmiş ise de, aynı hususta karar düzeltme dilekçesinde de talepte bulunduğundan ek kararı temyizde hukuki yararı olmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.' gerekçesiyle davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile düzelterek onama ilamı kaldırılarak hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu trafik kazasının 22.08.2012 tarihinde meydana geldiği, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasının gerektiği, 8 yıllık sürenin 22.08.2020 tarihinde dolmuş olacağı, ancak davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle beyin kanaması geçirdiği, Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.05.2015 havale tarihli raporda; davacıda saptanan kafa içi kanamanın iyileşme süresinin 1,5 yıla kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacı açısından gelişen durumun söz konusu olduğu, bu süre geçmeden davacının maluliyet oranının tespitinin kesin olarak mümkün olmayacağı, yerleşik Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında bu süre boyunca zamanaşımının işlemeyeceği, bu durumda 22.02.2022 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı, somut olayda davacı vekilinin 13.01.2022 tarihinde ıslah dilekçesini sunduğu anlaşılarak zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, 28.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun taraf ve yargı denetimine elverişli, hükme esas alınmaya uygun olduğu, tespit edilen tazminat tutarından davalının 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14/1. maddesine göre sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 225.000,00 TL maddi tazminatın 21.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen ibraname gereği davanın reddi gerektiğini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmesi gerektiğini, tedavinin sona ermesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, kaza tarihi dikkate alındığında PMF Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faizin esas alınması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılmasını, istiap haddi aşımı ve davacının DKKÇ (traktörlerde devrilmeye karşı koruyucu çatı) olmayan araca binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödeme varsa mahsubu gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kaza tarihinde geçerli trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı kaza sonucu yolcu konumunda olan davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme 1. Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur. (BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 inci maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 inci maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1 inci maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1 inci maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı Kanun hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3 ünci kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; ihbar olunanlar ... aracın işleteni, ... ise aracın sürücüsü olup aracın kaza tarihinde geçerli trafik sigortası bulunmadığından dava ...'na yöneltilmiştir. Davacı ... ile ihbar olunanlar işleten ve sürücü olan ... ve ... arasında düzenlenen 18.09.2012 tarihli ibraname içeriğinde; 22.08.2012 tarihinde gerçekleşen trafik kazasından dolayı araç sahibi ... ve sürücü ...'ten herhangi bir alacağının bulunmadığının, uğramış oldukları zararın ... tarafından karşılandığını, doğmuş ve ileride doğacak her türlü ceza ve hukuk dava hakkından feragat edildiğinin belirtildiği anlaşıldığından; ibraname tarihinden itibaren sürücü ve işletene karşı iki yıl içinde açılmış bir dava olduğuna yönelik de beyan veya bilgi bulunmadığı, müşterek ve müteselsil sorumlu olan sürücü ve işleten yönünden davacı tarafından her türlü hakkından feragat edildiğinden ibranın müşterek ve müteselsil borçlu davalı ...'na da sirayet edeceğinin gözardı edilerek yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi isabetli bulunmamıştır. 2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, davacının yolcu olduğu ve trafik sigortası bulunmayan traktörün tek taraflı olarak 22.08.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle davalı ... Hesabından sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, araç maliki ve sürücüsü yönünden 18.09.2012 tarihinde ibranameyi imzalamış olup ibraname içeriğinde davaya konu kaza nedeniyle davacının araç maliki ... ve araç sürücüsü ...'ten herhangi bir alacağı bulunmadığı, uğranılan zararın sürücü ... tarafından karşılandığı, ileride doğacak her türlü ceza ve hukuk dava hakkından feragat edildiği yazılıdır. Mahkemece verilen ilk kararla anılan ibraname gereğince dava reddedilmiş; ilk olarak işbu karar onanmış; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince davacının karar düzeltme istemi ise kabul edilerek, 18.09.2012 olan ibraname tarihi ile 21.02.2013 olan dava tarihi arasında KTK'nın 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin de geçmediği belirlenmiş, ayrıca ibranamede herhangi bir miktar yazılmadığı, davalı ... Hesabının ibranamenin tarafı olmadığı gözetilerek işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi yönündeki gerekçeyle onama kararı kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada alınan 21.04.2015 tarihli maluliyet raporunda davacının iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 yıla kadar uzayabileceği ve %35,2 oranında malul kaldığı, 1,5 yıllık iyileşme süresi geçmeden maluliyet oranının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin incelenmeyen temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan; sayın çoğunluğun ibranamenin müşterek müteselsil borçlu Güvence Hesabına sirayet edeceği, ibraname tarihinden itibaren sürücü ve işletene karşı iki yıl içinde açılmış bir dava olduğuna yönelik beyan ve bilgi de bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... Hesabının sorumluluğuna hükmedilmesinin yerinde olmadığına yönelik bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15402, K. 2024/1419, T. 12.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-15402-e-2024-1419-k-2aaac1c60bc5