Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15285 E. 2024/12599 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15285
Karar No
2024/12599
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/804 D.İş - 2022/884 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 17.08.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek tahkikat sonucunda müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda Komisyon tarafından verilecek sürede artırılmak üzere müvekkili için 5.100,00 TL tazminatın ...ye başvuru tarihi olan 17.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...den tahsilini talep etmiş, talebini 44.286,83 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurucu ve sigortalı araç sürücüsü arasında ceza soruşturması aşamasında uzlaşma sağlandığını, uzlaşma tutanağı ile başvurucunun zararı giderilmiş olduğundan ve müvekkili şirkete yapılan başvuru mükerrer ödemeye neden olacağından başvurunun reddi gerektiğini, başvurucunun aynı zarara ilişkin aynı konu ve taleple Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş olduğu 2021.E.55112 sayılı dosya olduğunu, söz konusu dosyada başvurucunun taleplerine dayanak gösterdiği maluliyete ilişkin raporun usulüne uygun olmaması nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verildiğini, usulüne uygun olmayan maluliyet raporuna dayanılarak yapılan başvurunun reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete başvuru yapılırken yeterli belgeler sunulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, tam kusurun belirlenebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu üzerinden %1.8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinden sorumluluklarının bulunmadığını, aleyhe hüküm kurulması ihtimalinde vekalet ücretinin asgari ücret tarifesine göre hesaplanacak miktarın beşte biri oranında olması gerektiğini, başvurucu tarafından talep edilen vekaletname gideri, vekalet harcı, baro pulu gibi giderlerin vekalet veren vekile ait olduğunu, işbu dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kaza sebebiyle davacıya yapılan ödemelerin SGK'dan sorulması ve hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Başvuranın talebinin kabulüne, 44.286,83 TL sürekli iş göremezlik bedelinin, 30.11.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı ... şirketi tarafından başvurana ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuranın uzlaşma ile sadece ceza yargılaması bakımından şikâyetten vazgeçtiği, tazminat hukuku bakımından alacaklarından feragat etmediği, neticeten, Hakem Heyeti kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru sahibi tarafından dosyaya sunulan raporun, yetkili üniversite hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenmiş olup, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri yerine rapor tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmak suretiyle hazırlansa da araz kafa travmasına ilişkin olmadığından aynı cetvellerin kullanılması, araza ilişkin yetkili uzmanlardan oluşan heyet tarafından düzenlenerek başvuru sahibinin bizzat muayenesinin yapılması ve kaza ile illiyetin kurulması neticesinde usul ve yasaya uygun olduğu, TRH 2010 Tablosu ve progresif rant %0 faiz uygulanarak yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu, başvuru sahibi tarafından dosyaya sunulan iki maluliyet raporunda da, "şahsın 17.08.2018 tarihli geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle" şeklinde illiyet bağı tespiti ile özür oranı, tıbbi belgelerin incelendiği, başvuru sahibinin bizzat muayenesinin yapıldığı anlaşıldığından ve maluliyet tespiti için gerekli hususlara yer verildiğinden bu yöndeki itirazın reddine karar verildiği, HMK 266 uyarınca dosyaya temin edilen bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık olduğu, hesaplanan tazminata temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine dair Hakem Heyeti kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 1/5 oranında maktu ücretin altında kalmamak üzere takdir edilen vekalet ücretinde usul ve yasaya sonuç itibariyle aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ve sigortalı araç sürücüsü arasında ceza soruşturması aşamasında uzlaşma sağlanmış olup davacı CMK md. 253 kapsamında uzlaşmaya konu kaza nedeniyle tazminat hakkından feragat ettiğinden başvurunun reddi gerektiğini, başvurucunun aynı zarara ilişkin aynı konu ve taleple Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş olduğu 2021.E.55112 sayılı dosya olduğunu, söz konusu dosyada başvurucunun taleplerine dayanak gösterdiği maluliyete ilişkin raporun usulüne uygun olmaması nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verildiğini, usulüne uygun olmayan maluliyet raporuna dayanılarak yapılan başvurunun reddi gerektiğini, progresif rant formülü kullanılarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu üzerinden %1.8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, Komisyonca başka maluliyet raporu alınmadığını, davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu rapor ile karar verilmesinin yerinde olmadığını, başvurucu tarafından dosyaya sunulan özür oranını kabul etmediklerini, mevcut raporda davacıda belirlenen maluliyetin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmediğini, raporun Yönetmeliğe uygun olmadığını, davacı kaza esnasında can güvenliğini sağlayan koruyucu ekipmanları kullanmadığından hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılması ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, kaza sebebiyle davacıya yapılan ödemelerin SGK'dan sorulması ve tazminattan düşülmesi gerektiğini, Hakem Heyetince belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, başvurucu tarafından talep edilen vekaletname gideri, vekalet harcı, baro pulu gibi giderlerin vekalet veren vekile ait olduğunu, aleyhe hüküm kurulması ihtimalinde vekalet ücretinin asgari ücret tarifesine göre hesaplanacak miktarın beşte biri oranında olması gerektiğini belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; kaza sonrasında düzenlenen ve dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağıyla davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 84 üncü maddesini ihlal ettiği, davacının ise Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 30/1-a maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 26.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün seyir hızını hava görüş ve yol durumuna göre ayarlamadığından %50 oranında kusurlu olduğu, tescilsiz römorklu motosiklet sürücüsü davacının ışık donanımı olmadan gece vakti görünürlüğünü artırmadan seyrettiğinden %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile 26.04.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler de irdelenmek suretiyle oluşa uygun kusura ilişkin uzman bilirkişiden yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Davacının motosiklette sürücü olmasına rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; motosiklette sürücü konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, maluliyete neden olmamakla birlikte yaralanmanın kafa ve yüz bölgesinde de olması olgusu ile sabittir. Buna göre; davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun varlığının tespiti durumunda davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,10.12.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Davalı taraf, davacının koruyucu tertibat kullanmayıp zararın doğmasına veye artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini savunmuş; Hakem Heyeti tarafından, bu hususta bir değerlendirme yapılmamış; sayın çoğunluk tarafından, davacının kafa ve yüz bölgelerinden de yaralanmasının kask takmadığını gösterdiği, bu nedenle davacının müterafik kusurlu kabulü ile tazminattan indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle de karar bozulmuştur. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Zira, eldeki dosyada karara esas kabul edilen raporda davacıya sol baldır kısmında oluşan yara izi nedeniyle % 5 oranında maluliyet verilmiştir. Bu itibarla, davacının kask takmaması ile maluliyetine yol açan yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığı açıktır. Açıklanan sebeplerle; davaya konu edilen maluliyete yol açan yaralanma ile davacı motosiklet sürücüsünün kask takmaması arasında illiyet bağı bulunmadığından, davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekirken, müterafik kusur indirimi yapılması için de İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması yönündeki (3) nolu bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15285, K. 2024/12599, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-15285-e-2024-12599-k-b1c9ca8cd760