Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1353 E. 2022/13555 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1353
- Karar No
- 2022/13555
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı ... vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01/11/2022 günü davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili; davalılardan .... San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirketin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile İzmir - Karabağlar ilçesinde bulunan 1 dairesini Gaziemir ilçesinde bulunan 2 adet dairesini ve Menderes ilçesindeki 3 ayrı taşınmazını 14/09/2015 ve 11/09/2015 tarihlerinde davalı ...'a devrettiğini belirterek tasarrufların iptaline, taraflarına cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne; dair hüküm, davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile Karaman 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4451 sayılı (Yetkisizlikle İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2503 kaydedilmiştir) dosyası açısından davanın dava ön şart yokluğundan reddine, diğer takip dosyaları yönünden kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin, 16/11/2020 tarih, 2018/5058 Esas 2020/7064 Karar sayılı ilamı ile, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, devir tarihi itibariyle taşınmazların gerçek değeri ile resmi senetlerde gösterilen satış bedeli arasında misli fark bulunması nedeniyle, İİK'nın 278/3-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, dava konusu taşınmazlardan 2 ve 4 numaralı bağımsız bölümün 11/09/2015 tarihinde davalı borçlu şirket tarafından davalı 3. kişi ...’a üzerinde 02/06/2014 tarihli 700.000,00 TL bedelli Akbank .... lehine ipotekli olarak 150.000,00’er TL bedelle devredildiği, yine dava konusu taşınmazlardan 22,23 ve 24 numaralı parsellerin 11/09/2015 tarihinde davalı borçlu şirket tarafından davalı 3. kişi ...’a üzerlerinde 09/04/2015 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli Türkiye İş Bankası A.Ş. lehine ipotekli olarak sırasıyla 5.000,00 TL - 5.000,00 TL ve 2.000,00 TL bedelle devredildiği, yine dava konusu taşınmazlardan 3 numaralı bağımsız bölümün 50.000,00 TL bedelle davalı borçlu şirket tarafından davalı 3. kişi ...’a devredildiği; mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre 2 numaralı bağımsız bölümün satış tarihindeki gerçek değerinin 375.000,00 TL, 4 numaralı bağımsız bölümün 325.000,00 TL, 22 numaralı parselin 161.700,00 TL, 23 numaralı parselin 438.310,00 TL, 24 numaralı parselin 164.415,00 TL, 3 numaralı bağımsız bölümün 180.000,00 TL olduğu, buna göre taşınmazların davalı 3. kişi ...’a satış tarihinde tapu kayıtlarında ipotek yüklü olarak devredildiği, ipotek bedelleri göz önüne alındığında bedel farkının bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi doğru görülmemiştir. Ancak; İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alındığı, mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince; davalı-borçlu şirketin malvarlığında önemli bir yeri tutan tasarrufların, örtülü işletme devri niteliğiyle alacaklı lehine karinenin oluştuğu, aksinin de davalı tarafından ispatlanmadığı belirtilmişse de; dava konusu taşınmazların davalı borçlu şirketin ticari işletmesinin mühim bir kısmını oluşturup oluşturmadığı konusunda bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi doğru olmadığı, bu durumda mahkemece konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile davalı borçlu .... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin tüm ticari sicil kayıtları ve tüm ticari defterleri getirilerek üzerinde inceleme yapılarak, şirketin sermayesinin belirlenip, dava konusu taşınmazların toplam değerinin (bilirkişi tarafından belirlenen) söz konusu şirketin belirlenen sermayesinin mühim bir kısmını oluşturup oluşturmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu , öte yandan; dosya kapsamında yer alan SGK kayıtlarına göre; davalı borçlu şirket yetkilisi ... ve davalı 3.kişi ...’ın daha önce ... ünvanlı işyerinde çalıştıkları anlaşıldığı, buna göre; davalı 3. kişi ...’ın davalı borçlu şirketin İİK. 280. madde kapsamında alacaklıya zarar verme kastıyla taşınmazlarını sattığını bilebilecek kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi gerektğinden bahisle bozulmuş, dosya bölge mahkemesine gönderilmiştir. Bölge mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davalı-borçlu mevcut tasarrufları ticari hayatta yaşadığı darboğaz nedeniyle nakit ihtiyacından dolayı sattığını savunmuş olmasına rağmen, toplamda 1.550.000,00-TL olarak anlaştıkları bedelin, sadece 512.000,00-TL'sini nakit alarak, kalanının taksitle ödenmesine razı olması da, acil para ihtiyacını karşılar nitelikte olmadığından ve taşınmaz satışlarının taksitle yapılması olağan olmadığından gerçekçi bulunmamıştır. Aynı gün farklı ilçelerde olan 5 adet taşınmazın aynı kişiye satışı da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre davalı-3. Kişi ile davalı-borçlu şirket yetkilisi olan ...'ün Mardin'li oldukları, bu kişilere aik SGK kayıtları incelendiğinde aynı dönem içinde olmasa dahi, bir dönem ...'a ait gıda alım satımı ile ilgili "Yenişehir 1202 sk. 128 Z Konak-İzmir" adresinde çalıştıkları, bu adresin aynı zamanda borçlu şirket için yapılan haciz tutanaklarında yer alan adres olduğu, yani borçlu şirketin adresi olduğu, ...'ın ödeme ile ilgili iddiası üzerine dosyaya celp edilen banka kayıtlarında, ... tarafından borçlu şirkete yapılan ödemelerin olduğu, İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan yeterli emarenin olduğu anlaşıldığı, muhasebeci bilirkişi raporu ile de ; 31/12/2015 tarihinde sona eren şirketin son faaliyet yılı ve dava konusu taşınmazların satıldığı yıl olan 2015 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde bulunan ve rapor ekinde sunulan 2014-2015 yılları bilançolarında — borçlu şirketin 2015 yılında yaptığı satışların — borçlu şirketin yapısında 2014 yılından 2015 yılına meydana getirdiği değişimin incelendiği, borçlu şirkete ait taşınmazların toplam satış miktarı olan 1.550.000,00 TL'nin, bu taşınmazların hem bilançodaki 2.002.000,00 TL kayıtlı değerlerinden hem de bilirkişilerce belirlenen 1.653.425,00 TL tutardan daha düşük miktarda olduğunu, dava konusu taşınmazların borçlu ... Gıda'nın 2014 yılındaki 2.670.531,39 TL tutarındaki şirket aktifinin %75'ini oluşturduğunu, yani şirketin 2015/9. ayda şirket varlıklarının %75'ini satmış olduğunu, bunun yanında, ... Gıdanın hem tesis, makine ve cihazlarını hem de taşıtlarını sattığının tespit edildiğini, bu şekilde şirketin hiç “Maddi Duran Varlık”ının kalmadığını, yapılan satışlarla şirket borçlarının ödendiği belirtilmişse de, şirketin sadece kısa vadeli 61.825,06 TL, uzun vadeli 314.193,75 TL banka borcunu ödenmiş olduğu, şirketin ticari borçlarının 527.120,07 TL'dan, 756.210,82 TL'sine çıktığının görüldüğünü, ayrıca 2014 yılından 2015 yılına gelindiğinde şirketin 455.654,66 TL tutarındaki ticari mal stokunun sıfırlandığını, 2015 yılındaki taşınmaz satışlarırıdan sonra kalan 1.879.619,05 TL tutarındaki şirket aktifinin % 75'ini oluşturan 1.405.339,62 TL sipariş avansı mal veya hizmet olarak geri dönmediğini, ya da para olarak geri ödenmediğini, bu paranın halen şirket dışında olduğunun tespit edildiğinin bildirdiğinden, yapılan satışın işyeri devri niteliğinde olduğ ve devrin İİK’nın280/3. maddesine uygun yapılmadığından, davanın kısmen kabulü ile Karaman 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4451 E. Sayılı (Yetkisizlikle İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2503 Esasına kaydedilmiştir) dosyası açısından davanın dava ön şartı yokluğundan REDDİNE, diğer takip dosyaları yönünden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 52.578,44 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'tan alınmasına 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.