Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12944 E. 2024/6421 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12944
- Karar No
- 2024/6421
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/357 E., 2022/358 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi / Davacının İstinaf başvurusunun esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/541 E., 2019/554 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 08.12.2011 tarihli HSBC Ailemin Güvencesi Sigorta düzenlenen poliçe ile sigortalı olduğunu, davacının 01.07.2012 tarihinde denizin sığ olduğu yerde suya atlayarak kafasını yere çarpması neticesinde suda boğulma tehlikesi geçirdiğini davacının kaza nedeniyle sakat kaldığını, kaza nedeniyle davalı ... şirketine sakat kalma tazminatının ödenmesi için başvuruda bulunduklarını, ancak taleplerinin reddedildiğini belirterek poliçe kapsamında gerçekleşen riziko nedeni ile 10.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi oranında ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıdaki maluliyetin iddia olunduğu üzere geçirdiği kaza nedeniyle değil daha önceden kendisinde var olan rahatsızlık sonucu meydana geldiğini, hasarın poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, iddia olunan sakatlık ile meydana gelen kaza arasında bağlantı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 02.09.2015 tarihli raporunda davacıda olayla illiyeti olmayan eski lomber enstrumantasyon materyalinin saptandığı, davacının kaza nedeni ile meslekte kazanma gücünün % 63 oranında kaybettiğinin iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, itiraz üzerine alınan başka bir raporda kaza ile davacının maruz kaldığı boyun travması arasında nedensellik ilişkisinin kurulamadığını ve davacının sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığını, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, raporlar arasında meydana gelen çelişki üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan 18.04.2019 tarihli raporunda maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, kaza tarihinden önce davacının tıbbi verilerinde ve radyolojik görüntülerinde servikal bölgede ve lomber bölgede rahatsızlıklarının bulunduğunun tespit edildiği, dolayısıyla meydana gelen olay ile davacının maluliyeti arasında illiyet bağının bulunmadığı, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatının da poliçe teminat kapsamında da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde ;müvekkilinin önceki rahatsızlığının bel-sırt fıtığı ile ilgili olduğu, bu rahatsızlığının düzelmesi için gerekli tedaviyi gördüğü ve neticede herhangi bir rahatsızlığı kalmadığını, kazanın meydana geliş şeklinde de görüldüğü üzere müvekkilinin deniz iskelesinden denize atlayabilecek kadar sağlıklı bir bedene sahip olduğunu, şayet arazı iddia edildiği gibi önceki hastalığından kaynaklanıyor olsaydı müvekkilinin bu tarz bir hareket yapabilmesinin imkan dahilinde olamayacağını, müvekkilinin önceki hastalığı nedeniyle tedavi olduktan sonra sağlığına kavuştuğunu, müvekkilinin önceki rahatsızlığı bel-sırt fıtığı ile ilgili olup yeni rahatsızlığının ise boyunda oluşan travmadan kaynaklandığını, bunun yeni bir rahatsızlık olup daha önceki rahatsızlıkla hiçbir bağı bulunmadığını, dosya arasına alınan gerek sağlık kurulu raporları gerekse daha önceki Adli Tıp Kurumu raporu müvekkilde ortaya çıkan dava konusu rahatsızlıkların dava konusu kazadan sonra ortaya çıktığını açık ve kesin bir şekilde ortaya koyduğunu, itiraza konu rapor ile daha önceki raporlar arasında da büyük çelişkiler mevcut olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Genel Kurulundan raporlar arasındaki çelişkileri de giderecek şekilde rapor alınmasını talep ettiklerini ancak mahkemece bu talebin reddedildiğini, dosyaya sunulan CD görüntüleri dahi incelendiğinde müvekkilinin dava konusu olaydan önce boynunda hiçbir rahatsızlığının olmadığını, rahat şekilde hareket ettiğini, buna rağmen dava konusu olayın müvekkilinin maluliyetine neden olacak şekilde araz bırakmamış olduğuna dair gerçekle örtüşmeyen rapor üzerinden taleplerinin reddi yönünden verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan raporlara göre davacıda var olan sakatlık ile meydana gelen olay arasında nedensellik bağı bulunmadığı, dava konusu olayın davacıda sürekli sakatlık bırakmadığı, dava konusu poliçe kapsamında tazmin edilecek bir sürekli sakatlık tazminatı bulunmadığı anlaşılarak İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından düzenlenen ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 ve 1507 nci maddeleri, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kaza sebebiyle davacının yaralandığı bölgenin filmlerinin çekildiği, muayenesinin yapılarak adli tıp kurumuna gönderildiği, adli tıp kurumunca da kaza tarihindeki yönetmeliğe göre düzenlenen rapora göre davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından davalının tazminattan sorumlu tutulamayacağına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.