Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12444 E. 2022/15674 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12444
- Karar No
- 2022/15674
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 09.03.2022 Salı günü davacı vekili Av. ... ile davalı asil ... ve vekili Av. ... geldileri diğer davalı ... adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2018/11573 takip sayılı dosyasında davalı borçlu ...'dan alacaklı olduğunu, icra takibine başlanılmadan önce davalı borçlunun Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi 124 ada 1 parsel P Blok Zemin katta yer alan dubleks dairenin bağlı olduğu kooperatif hissesini davalı kızı ...'a devrettiğini ve bu dairenin tapu kaydının ... adına oluşturulduğunu, bu devir işleminin alacaklıdan mal kaçırma kastı ve kötüniyetle yapıldığını belirterek dava konusu taşınmaz için cebri icra ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...; eşinin ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle henüz tapusu çıkmayan oturdukları evi davacıya sattıklarını, ancak daha sonra ekonomik durumları iyiye gitmediğinden kooperatif aidatlarını ödeyemez hale geldiklerini, birikmiş borçları ile kooperatif borçlarını ödemek için kooperatif hissesini davalı kızına devrettiğini, hisse devrinden sonra aidatların davalı kızı tarafından ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davalı ...'ın annesi olduğunu, babasının işlerinin kötü gitmesi nedeniyle ödeyemedikleri kooperatif aidatlarının kendisi tarafından ödendiğini, anne ve babasının kooperatif borçlarını ödemesi karşılığı evi kendilerine devredeceklerini söylediklerini, kendisinin de anne ve babasının evsiz kalmaması için birikmiş kooperatif borçlarını ödediğini ve kooperatif hissesini annesinden devraldığını, davacı ile davalı annesi arasında ekonomik ilişki olmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,davalılar arasındaki akrabalık bağına göre davalı üçüncü kişinin borçlu annesinin aciz halini ve zarar verme kastını bilebilecek konumda bulunduğu, kaldı ki davalı borçlunun 2015'deki devre karşın, 2017'deki tahsisden sonra tasarruf konusu evin su ve elektrik aboneliklerini de alarak kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne davalı ...'a yapılan tasarrufların iptali ile davacıya dava konusu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı borçludan gerçek bir alacağı olmadığı, 06/12/2013 tarihli satış sözleşmesi ile aynı tarihli takibe dayanak bononun davalı üçüncü kişi ... aleyhine danışıklı düzenlendiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi olan Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/525 Esas - 2019/408 Karar sayılı 27/09/2019 tarihli kararının kaldırılmasına, düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davacı tarafından açılan tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğu nedeniyle reddine,karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3.kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir. Bölge Adliye Mahkemesince; borçlu ve eşinin aile dostu olan davacının davalı borçlu ve eşinin ekonomik durumlarına vakıf olması gerektiği, davacının davalı borçlu ve eşinin ekonomik durumunu bilmesine ve davalı tarafın borçları nedeniyle kooperatifin tasfiyesi veya ferdileşme aşamasında üçüncü kişi alacaklılar tarafından kooperatif hissesine veya ferdileşme sonucu tapu kaydı oluşan taşınmaza haciz işlemi yapılması ihtimal dahilinde olmasına rağmen, henüz tapu kaydı oluşmayan inşası bitmiş yapıya karşılık gelen kooperatif hissesini, biriken ve ileride oluşacak kooperatif borçlarını satış bedelinden mahsup etmek suretiyle kooperatif onayı ile devralması gerekirken, bu yolda herhangi bir işlem yapmadığı, bedelini tam olarak ödediği taşınmazı hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen bedelsiz olarak 4 yıl süre ile borçlunun kullanıma bıraktığı, davacı tarafından teminat olarak alınan bononun vade tarihi ile tapuda ferdileşme tarihlerinin birbirine çok yakın olduğu, bankadan satım bedeli olarak çekildiği iddia olanan para miktarı ile satım bedelinin uyumsuz olduğu dikkate alındığında, davacının davalı borçludan gerçek bir alacağı olmadığı, 06/12/2013 tarihli satış sözleşmesi ile aynı tarihli takibe dayanak bononun davalı üçüncü kişi ... aleyhine danışıklı düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacının davalı borçlu ...’dan olan alacağına dair hakkında başlattığı Antalya 14.İcra Müdürlüğü’nün 2018/11573 esas sayılı dosyasında takip dayanağı olarak 06/12/2013 düzenleme ve 30/10/2017 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bono sunulduğu, takibin 17/10/2018 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 24/10/2018 tarihinde davalı borçluya dava konusu taşınmazda tebliğ edildiği, takibin itiraz edilmeden kesinleştiği ve 13/11/2018 tarihinde yine aynı dava konusu taşınmazda haciz yapıldığı, davacı ile davalı borçlunun ve eşinin aile dostu olduğu, davalı borçlu ve eşinin ekonomik olarak zor durumda bulunduğu için dava konusu taşınmazın(inşası bitmiş henüz tapusu olmayan kooperatif hissesi bulunan) davacıya devredilmesi konusunda senedin düzenlendiği 06/12/2013 tarihinde aralarında sözleşme düzenledikleri, bu sözleşmeye göre; hakkı satıcı Emine’ye ait olan S.S.Avcılar Arsa ve Konut Kooperatifinin 30 nolu konutu üyelik hak sonucu verilecek olan tapulu konutun 200.000,00 TL karşılığında davacı ...’e devri konusunda anlaştıkları, 200.000,00 TL’nin elden nakit teslim edildiği, satıcı Emine’nin konutun tapusunu kooperatiften en geç 4 yıl içinde kooperatifin tüm borçları ödenmiş şekilde alacağı ve tapuyu alıcı Ömer’e devredeceği, satıcı Emine’nin tapu çıkana kadar konutta oturmaya devam edeceği, alıcının da bu süreçte kira almayacağı, satıcının da bu süreçteki tüm kooperatif üyelik aidatlarını ödeyeceği, karşılığında 200.000,00 TL’lik bono alındığı belirtilmiş olup, davacı taraf dosyaya bonoya konu olan bu miktarın elden verildiğini ispat için sözleşmenin ve bononun düzenlendiği 06/12/2013 tarihinde Vakıfbank A.Ş. hesabından 310.500,00 TL para çektiğine dair dekont sunmuştur. Aynı gün bu miktar paranın kendisi tarafından çekildiği anlaşıldığından, artık bonoya konu 200.000,00 TL’nin sözleşme kapsamına göre davalı borçlu ...’a verilen para olduğunun ve böylece davacının icra takibine konu alacağının gerçek olduğunun kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 2-Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda, dava konusu edilen taşınmazın daha önce kooperatif hissesi olup, davalı borçlu ...’ın 01/07/2015 tarihinde bu kooperatif hissesini aktif ve pasifiyle birlikte davalı 3.kişi ...’a devrettiği, devrettikten sonra da kooperatif aidat borçlarının davalı ... tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı ...’un, davalı borçlu ...’ın kızı olduğunun, 27/11/2017 tarihinde taşınmazın ferdileşmesinin ... adına yapılmasına rağmen taşınmazda davalı borçlu ...’ın oturmaya devam ettiğinin, davalı ... tarafından davalı borçlu ... aleyhine taşınmazdan tahliye ihtarnamesinin davacının icra takibini başlatmasından ve eldeki davanın açılmasından sonra 19/12/2018 tarihinde düzenlendiğinin anlaşılmasına göre, davalı 3.kişi ...’un İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından, tasarrufun 01/07/2015 tarihinde kooperatif hissesi devrine ilişkin olduğu gözetilerek bu tarih itibariyle taşınmazın değeri belirlenerek bu miktarla ve davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere davanın kabulü ile tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.