Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11765 E. 2023/1209 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11765
- Karar No
- 2023/1209
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/120 E., 2022/279 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalılardan ... ... İnş. Gıda Tur. Tar. Hayv. İth. İht. San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirkete borcu sebebiyle alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4879 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının maliki bulunduğu İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, ... Mahallesi, 25449 ada, 32 parsel, 2. kat, 4 No'lu bağımsız bölümü 20.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'a, davalı ...’ın da 80.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'e sattığının anlaşıldığını, yapılan bu satışın davacıdan mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı olarak yapıldığını belirterek dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki satışına ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya taşınmaz üzerinden cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı aleyhine İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2014/12523 sayılı dosyası ile de icra takibi başlattıklarını belirterek bu icra dosyası için de asıl davada belirtilen sebeplerle aynı tasarrufun iptalini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu, davalı müvekkilinin kimseyi mağdur etme kastı ile hileli bir satışın tarafı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile ... ... arasında gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... ... İnş. Gıda Tur. Hay. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.06.2015 tarihli ve 2014/177 Esas, 2015/252 Karar sayılı kararı ile; icra takibine konu alacakların iptali istenilen tasarrufların yapıldığı 21.03.2014 ve 13.02.2014 tarihlerinden önce doğmuş olduğu kanıtlanamadığından dava şartı yokluğu nedeni ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 2015/12595 Esas, 2018/10430 Karar sayılı ilamı ile; "...Davacı alacaklı tarafından sunulan 18.07.2013 tarihli tahsilat makbuzunda; 6 adet çekin 18.07.2013 tarihinde teslim alındığı belirtildiğine ve davacı tarafından da ticari defterler üzerinde inceleme yapılması talep edildiğine göre; davacı alacaklı ve davalı borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı alacaklı ile davalı borçlu şirket arasındaki alacak-borç ilişkisinin başladığı yani borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. Borcun daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde işin esasına girilerek iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise şimdiki gibi davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece tüm bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlu şirket yetkilisi ... ... ve davalı 3. kişi ...'un ticari ilişki içinde olduğu, devamlı surette alışveriş yaptığı kişinin içinde olduğu ekonomik durumu bilmesi gereken kişilerden olduğu, diğer tanığın da aynı davalı ... ve ...'in her ikisini de tanıdığını beyan etmiş olmakla ortak tanıdıkları bulunduğu tanışıklıklarının olağan olduğu, taşınmazların satış tarihindeki tespit edilen bedelinin taşınmaz satış senedindeki bedelden oldukça düşük olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 32 parselde bulunan 2. kat 4 nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalılar arasındaki yapılan tasarrufun iptali ile davacı vekiline İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2014/4879 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, ... Mahallesi, 25449 ada, 32 parselde bulunan 2. kat 4 nolu bağımsız bölüm üzerindeki dosyamız davalılar arasındaki yapılan tasarrufun iptali ile davacı vekiline İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2014/12523 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tasarruf tarihinde borcun henüz doğmadığını, davalı ... ... isimli şahıs ile dava tarihi öncesindeki altın alım satımı dışında hiçbir tanışıklığı/dostluğu bulunmadığını, davalı ... ... ile tanışmalarının, iş yerine gelip külliyatlı miktarda altın ve mücevher alımı yapması sebebiyle olduğunu, davalının kısa süre sonra elden ödeme yapacağını beyanla kısa vadeli borç istediğini, müvekkilinin de ticari ilişkisinin bozulmaması adına davalıya vermek üzere bazı bankalardan kredi çektiğini, borcu ödeyemeyince de alacaklarına karşılık dava konusu taşınmazı aldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin sunulan tahsilat makbuzunu sanki ticari bir belge değilmiş gibi yok saydığını, bilirkişi raporu ile tahsilat makbuzundaki çelişkiyi gidermediğini, müvekkilinin bu taşınmazın alımında 4. kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin borçlu şirketi tanımadığını ve hiçbir ilişkisi bulunmadığını, davalı 3. kişi ... ile borçlu şirket arasında bir tanışıklık varsa bile bu hususun müvekkilini ilgilendirmediğini, mahkeme gerekçesinde tarafların aynı muhitte esnaf olduklarını belirtmişse de, bahsedilen yerin Karşıyaka Çarşı olup, çok büyük bir yer olduğunu ve her esnafın birbirini tanımasının mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmasına, taşınmazı devralan davalı 3. kişi ...'ın dava konusu taşınmazı davalı borçlu şirketten olan alacaklarına karşılık aldığını beyan etmesine ve İİK 279/2 gereğince para borcuna karşılık taşınmaz devrinin mutad ödeme vasıtası olmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyi niyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı 3. şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, 3. şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde 3. şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir. Bu halde 4. kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu şirket tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu taşınmaz 13.02.2014 tarihinde davalı 3. kişi ...'a, onun tarafından da 21.03.2014 tarihinde davalı 4. kişi ...'e satılmıştır. 4. kişi konumundaki davalı ... yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerekir. Mahkemece; davalıların aynı bölgede çalışan esnaflar oldukları, davalı ... ve ...'in aynı semtte iş yapan esnaflar olduğu belirtilmişse de, taşınmazı borçludan devralan davalı 3. kişi ... ile ...'dan devralan davalı 4. kişi ...'in birbirlerini tanıması, davalı ...'in kötü niyetini göstermeyeceği gibi, dosyada davalı ...'in davalı borçlu şirket ya da yetkililerini tanıdığı ya da borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilebilecek durumda olduğunu da gösteren bir delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davanın davalı 4. kişi ... yönünden reddi, İİK'nun 283. maddesi gereğince davalı 3. kişi ...'ın taşınmazı elinden çıkardığı 21.03.2014 tarihindeki gerçek değeri oranında tazminatla (davacının icra takibine konu alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'e iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.