Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11422 E. 2024/3157 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11422
- Karar No
- 2024/3157
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/355 Esas 2021/356 Karar DAVA TARİHİ : 06.08.2014 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan ) 17 nci Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluya davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 11.10.2016 tarihinde müvekkilinin murisinin sevk ve idaresindeki davalının ZMMS sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza nedeni ile murisin vefat ettiğini ve müvekkilinin destekten yoksun kaldığını iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; destek eşin kendi kusuru ile vefat ettiğini, bu nedenle ceza zamanaşımının da söz konusu olmayacağını ve KTK uyarınca 2 yıllık zamanaşımının dolmuş olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur raporu ve aktüer raporunun ehil bilirkişilerden alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2014/577 Esas, 2015/424 Karar sayılı kararıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 31.05.2018 tarihli ve 2015/11903 Esas 2018/5708 Karar sayılı ilamıyla; "kaza sonucu davacının eşi sürücü ... ölmüştür. Zarar görenler ZMMS karşısında 3. Kişidir. Haksız fiil vardır. Zarar doğmuştur.(HGK. bu yöndedir.) Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıldır. Davaya konu trafik kazası 11.10.2006 tarihinde meydana gelmiş, eldeki dava ise 06.08.2014 tarihinde, yani uzun ceza zamanaşımı süresi dolmadan önce açılmıştır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/4616 Esas 2019/6741 Karar sayılı ilamıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının eşinin kaza sırasında vefat ettiği, her ne kadar tüm kusur müteveffada olsa da üçüncü kişi konumunda olan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 52.617,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hüküm altına alınan tazminat miktarının hatalı hesaplandığını, PMF 1931 Tablosu yerine TRH 2010 Tablosu kullanılarak hesap yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; desteğin kendi kusuru ile kazaya sebep olması nedeniyle davacının tazminat Talep hakkının bulunmadığını, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve desteğin kendisinden önce ölen babasının payının mahsup edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karı Oy) KARŞI OY Mahkemenin tek taraflı ve yüzde yüz kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini kabul kararı vermiş ve Sayın Çoğunluk bu kararı onamış ise de bu karara katılmıyorum. Şöyle ki; Davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki aracı ile kendisinin yüzde yüz kusuru ile kendisinin ölümüne neden olmuştur. Mirasçıları aracın kendi zorunlu mali sorumluluk sigortasına destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir. Bu talebin değerlendirilmesi açısından zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluk kapsamını doğru bir şekilde belirlemek gerekir. Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ile birlikte birde sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır. Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Ancak işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için onların zararlarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz. Diğer taraftan zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar aynı Kanun’un 92. maddesinde tahdidi olarak sayılarak, a bendinde; “İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre, salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2013 tarihli ve 2013/17-72 E., 2013/1558 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2017/1718 E., 2021/180 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nın 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse sigorta şirketinden de bu tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira sigorta şirketinin üstleneceği bir işletenin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu gerekçelerle mahkemenin kabul kararı bozulması gerekirken kararının onanması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım.