Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10688 E. 2025/16470 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/10688
- Karar No
- 2025/16470
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/18 71... /1674 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/999 Esas - 2020/169 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ..........geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 09.12.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça, dava dışı ... Teks. Tur. Seyahat İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Ömer ... Aytaman aleyhine keşidecinin ... Teks. Tur. Seyahat İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehdarının ... olduğu 20.01.2011 tediye tarihli, 203.500,00 USD tutarlı bonoya istinaden İstanbul 3. İcra Müdürlüğü 2011/15634 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının kötüniyetli hareket ettiğini, ... Teks. Tur. Seyahat İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından teminat senedi olarak verilen senet üzerinde tahrifat yapıldığını, dosya borçluları tarafından takip konusu senedin teminat senedi olduğundan bahisle takibin iptaline karar verildiğini, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, takibin iptali talepli yargılama devam ederken, takip dosyası üzerinden kötüniyetli olarak davalı tarafından icrai işlemlere devam edildiğini ve 3. kişi müvekkili şirketin ticari hayatı için büyük önem arz eden menkul malları üzerinde hukuka aykırı bir şekilde haciz işlemleri tesis edildiğini, müvekkiline ait ve istihkak iddialarına konu 06.03.2012 tarihinde haczedilen malların 13.04.2012 tarihinde icra kanalıyla satışa konu edildiğini, ilk ihale ile satılamayan mahcuzların 18.04.2012 tarihinde ikinci ihale ile davalı tarafından alacağına mahsuben satın alındığını, her ne kadar taraflarınca, istihkak iddialarına ilişkin yargılamanın sürdüğü İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/377 Esas sayılı dosyasından haczedilen menkullerin satışının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de mahkemece taleplerinin reddine karar verildiğini, haczedilen mallarının satışının engellenemediğini, mahcuzların satımı için yapılan ihalelerin de hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü 2011/15634 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan haksız ve hukuka aykırı 06.03.2012 tarihli haciz işlemleri ile müvekkilinin haciz ve satış konusu yapılan malların toplam bedeli karşılığı olan 30.440,00 TL'nin haciz tarihi 06.03.2012'den itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsilini, müvekkilinin, makinelerine el konulması neticesinde müşterilerinin siparişlerini yetiştiremediğini, bu nedenle ciddi maddi zararlara uğradığını, bu açıdan müşteri ve kazanç kaybı yaşadığını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri işbu dava ile haksız ve hukuka aykırı uygulanan haciz işlemleri nedeniyle müvekkilinin iptal etmek durumunda kaldığı ya da müşterilerce iptal edilen siparişleri, yaşadığı müşteri kaybı ve yine mahcuzları kullanamaması nedeniyle uğradığı zararın, mahrum kaldığı kazanç ve kâr kaybının giderilmesi amacıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın haciz tarihi 06.03.2012'den itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ikame edilen İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi 2012/3 77... /274 Karar sayılı dosyası incelendiğinde, dosya münderecatına ilişkin konusunda uzman bilirkişilerce tanzim edilmiş 15.07.2013 tarihli raporda, "davacı .... Tekstil'in istihkak iddiasında bulunduğu adresin borçlusu ... Tekstil'in takibe konu senette kendi adresi olarak gösterdiği adres ile aynı olduğu ve davaya konu edilen icra takibinin de usulüne uygun olarak işbu adrese yapıldığı, haciz esnasında yapılan evrak araştırmasında ... Tekstil. Ltd. Şti.'ne ait 10 adet teklif mektubu bulunduğu, ticaret sicili kayıtlarında yapılan incelemede ... Tekstil'in şirket ortaklarının; 17.02.2015 tarihi itibariyle 15 yıl için münferiden ...... ..., ... Tekstil'in 13.09.2006 sirküler kaydında ilk üç yıl için şirket müdürlerinin....... ve ..... .... olduğunun tespit edildiğini ve her iki şirketin aynı yerde hizmet vermekte olduğunu, aynı ortaklarla aynı iş kolunda görev yapmakta olduğunu, bu nedenle davacı şirketin istihkak iddiası mesnetsiz olduğundan buna dayanak talep edilen alacak kalemlerinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafın takibe konu senede ilişkin açmış olduğu davalarda ileri sürdüğü iddalarını destekler hiçbir delil ibraz edemediklerini, bu durum davacı tarafın kötü niyetle hareket ederek müvekkilini yıpratmak ve ödemekle yükümlü olduğu meblağı geciktirmeye çalışmak amacıyla yargı yolunu kullandığını açıkça ortaya koyduğunu, takibin iptal olma sebebinin, senette kurşun kalemle yazılmış akabinde silinmiş ancak kimin tarafından silindiği bilinmeyen yazıların varlığının olduğunu, söz konusu senette kurşun kalemle yazılmış yazılar bulunmakta olduğunu, kim tarafından neden ve nasıl silindiği bilinmediğini ve yargı makamlarınca tespit edilemediğini, bu gerekçe ile kimin tarafından ne zaman, hangi gerekçeyle silindiği belli olmayan yazıların silinmesinin müvekkiline yüklenmesinin hiçbir hukuk normu ile örtüşmediğini, takibe konu senedin teminat amacıyla verilmediğini, silinmesi mümkün olan kalemle senede yazı yazılmasının hayatın olağan akışına ve yasa hükmüne uygun olmadığını, senet üzerinde müvekkilinin tahrifat yaptığını kanıtlayan bir delilin dosya münderecatına sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı borçlu ... Teks. Tur. Sey. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı (üçüncü kişi) şirket arasında ticari sicil kayıtlarına göre organik bağ bulunması, haciz mahallinde, dava dışı borçluya ait evraklar bulunması ve davacının bunları açıklayamaması yanında, haczedilen menkullerin mülkiyetinin davacıya (üçüncü kişiye) ait olduğunun ispatlanamaması, haciz tarihinin 06.03.2012, davacı şirketin kuruluş tarihinin 21.02.2012 olması ve 29.01.2019 tarihli bilirkişi raporu ile bilirkişilerce," davacı şirketin yeni kurulan şirket olması, dosyada başkaca karşılaştırma yapılacak belge ve veri bulunmadığının tespit edildiği" ancak davacının dava dışı .... Dış Tic. Ltd. Şti.’nce düzenlenen belgelere göre maddi tazminat (kâr ve kazanç) kaybı hesabının yapılmış olması, her ne kadar davacının ... Dış Tic. Ltd. Şti. ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, 29.02.2012 sipariş tarihli 25.04.2012 teslim tarihli ve 05.03.2012 sipariş tarihli ve 30.04.2012 teslim tarihli toplam değeri 217.728,00 USD olan siparişlere ve siparişlerin iptal edildiğine ilişkin belgeler sunulsa da, söz konusu belgelerin iki taraf arasında her zaman temini ve düzenlenmesi mümkün nitelikte belgeler olması, davacı (üçüncü kişi) yanca, başkaca somut delil sunulmaması nedeniyle davacının maddi zarar iddiası ispatlanamadığından, davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise; davalı hakkında kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılığa teşebbüs ve sahtecilik suçundan, İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış ise de, bu dava sonunda verilen, 2013/295 E. -2014/713 K. 25.12.2014 tarihli karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karar bir mahkumiyet kararı sayılmayacağından hukuk hakimini bağlamayacağı, (Yargıtay HGK, 2017/19-897 E.-2018/464 K. 14.03.2018 tarih), İstanbul 2.İcra Hukuk Mah.2014/39 E. - 2014/284 K, 19.03.2014 karar tarihli dosyasından verilen karar ile icra takibinin, senedin teminat senedi olması ve alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle iptal edilmesi nedeniyle davalının kötü niyetinden bahsedilemeyeceği, dosyada haciz ve muhafaza işleminden başka üçüncü kişilere haciz ihbarnamesi gönderilmemesi, menkul haczi esnasında, alacaklı vekilinin talebi üzerine, davacı (üçüncü kişiye) ait iş yerinde yapılan aramada borçlu şirkete ait bir takım evrakların bulunması üzerine haciz ve muhafaza işleminin yapılmış olması, davacı (üçüncü kişinin) işyerinde borçluya ait bu evrakların bulunmasının açıklanamamış olması, davacı (üçüncü kişi) tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının esas nedeniyle karara bağlanmamış olması ve haczedilen menkullerin mülkiyetine ilişkin iddiasını ispatlayamaması nedeniyle, haczin haksızlığından bahsedilemeyeceğinden, davacı (üçüncü kişinin) manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de İstanbul 2. İcra Hukuk Mah.2014/39 E. -2014/284 K, 19.03.2014 karar tarihli dosyasından verilen karar ile icra takibinin, senedin teminat senedi olması ve alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle iptal edilmesi nedeniyle davalının kötü niyetinden bahsedilemeyeceği, dosyada haciz ve muhafaza işleminden başka üçüncü kişilere haciz ihbarnamesi gönderilmemesi, menkul haczi esnasında, alacaklı vekilinin talebi üzerine, davacı (üçüncü kişiye) ait iş yerinde yapılan aramada borçlu şirkete ait bir takım evrakların bulunması üzerine haciz ve muhafaza işleminin yapılmış olması, davacı (üçüncü kişinin) işyerinde borçluya ait bu evrakların bulunmasının açıklanamamış olması, davacı (üçüncü kişi) tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının esas nedeniyle karara bağlanmamış olmasına göre haczin haksızlığından bahsedilemeyeceği, taraflar arasında borç ilişkisi olduğuna ilişkin bazı emareler olduğu, bu doğrultuda icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, takip sonucunda ya da menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespit edilmesinin haczi haksız kılmayacağı, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde ve hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemesine, davacının haczin haksızlığını, haczedilen menkullerin mülkiyetine ilişkin iddiasını ve maddi zararını ispatlayamamasına göre ilk derece mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haciz işleminin davalı tarafından haksız bir şekilde gerçekleştirildiğini, takibe konu senette tahrifat yapıldığının kesinleşmesine rağmen davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, bu husususun ceza dosyası ile de kesinleştiğini, borçluların ve adreslerinin farklı olduğunu, haksız işlem dolayısıyla müvekkilinin maddi zarara uğradığı sabit iken haklı taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin işbu haksız haciz ve satış işlemleri sebebiyle sipariş iptalleri olduğunu bu konuda tanıklarının dinlenilmediğini, ayrıca manevi zarara uğradığının da izahtan vareste olduğunu iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesi gerekiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; haksız hacizden kaynaklanan, haczedilen malların bedellerinin tazmini ile maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Haksız haciz nedeniyle açılan maddi tazminat davasında takibin haksız olması (yani alacağın mevcut olmaması veya sona ermesi gibi nedenlerle) tek başına maddi tazminat koşullarının oluşması için yeterli kabul edilir. Burada, genel hükümlere (TBK haksız fiil hükümleri) dayalı maddi tazminat istemi söz konusu olduğunda, takip başlatanın (alacaklının) kötü niyeti ve ya kusuru kural olarak aranmaz. Bu, kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Takip haksızsa ve bu haksız takip sonucunda haciz uygulanan kişiye bir zarara uğramışsa, bu zararın tazmini gerekir. Ancak manevi tazminatta durum farklıdır. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için davalı (alacaklı) tarafın kötü niyeti ve ağır kusurunun bulunması Yargıtay içtihatlarıyla genellikle şart konuşulmaktadır. Özetle; maddi tazminat için takibin haksız olması halinde (haksız fiil oluştuğu için) zarar da var ise kural olarak kötü niyet şartı aranmadan tazminat koşulları oluşmuş olur. Bu nedenle manevi tazminata ilişkin hükmün onanması, maddi tazminat yönünden bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun görüşüne katılıyorum.