Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9979 E. 2023/1293 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/9979
- Karar No
- 2023/1293
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1915 Esas - 2020/1111 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine / Davacının İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/388 Esas - 2019/64 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.05.2018 tarihinde müvekkilinin aracına davalıya ... poliçesiyle sigortalı aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin aracında hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, aracının kaza sonrasında kullanamaz hale geldiğini, orjinalliğini yitirdiğini, piyasa değerinin düştüğünü, HMK 107 gereği davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000 TL araç hasarı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazaya karışan aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, davacı tarafın kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, tarafların kusurları yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, açılan davayı kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporu uyarınca davacı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığının belirlendiği, dava dışı sürücüye atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davalı ... şirketinin de sorumluluğu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; deliller toplanmadan karar verildiğini, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu bu nedenle kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceğini, mahkeme tarafından kesin olarak verilen bu kararın hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını sınırlandırıcı, yargısal denetimi kısıtlayıcı ve daraltıcı nitelikte bir karar olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kaza sonrası fotoğrafların raporda değerlendirilmediğini, sadece kaza tespit tutanağı üzerinden rapor hazırlandığı ve bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının iddia ettiği gibi davalıya sigortalı araç sürücüsünün önce davacının aracına çarptığı ve davacının aracının bu nedenle kontrolünü yitirerek kazanın meydana gelmesine neden olduğuna dair iddiasını kanıtlayamadığından oluşa göre mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı" gerekçesiyle HMK 352/1-b-1 inci maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya sigortalı karşı araç sürücüsünün aracın kontrolünü kaybederek kaza yaptığını kabul etmemekle birlikte davalıya sigortalı araç sürücüsü normal hızla seyir halinde giderken önünde çok hızlı ve dikkatsiz bir şekilde giden aracın kontrolünü kaybetmesini görmesine rağmen kolayca uygulayabileceği fren tedbirine başvurmadığını, aracını durduramadığını, bilirkişi raporunun ekinde yer alan kaza yeri krokisinde davacının aracını sigortalı araç sürücüsünün aracı sağdan sollayıp orta refüje çarpmış şekilde gösterilmesini kabul etmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının aracında meydana gelen değer kaybı ve hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51 ve 85 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme: Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kazadan sonra olay yerine gelen görevliler tarafından kaza tespit tutanağı düzenlendiği, kroki çizildiği, davacının direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çarptığı, daha sonra da davalıya sigortalı araca çarptığının belirlendiği, kaza tespit tutanağının aksi ispat edilinceye kadar geçerli belge niteliğinde olduğu, aksini iddia eden davacının iddialarını somut delillerle ispatı gerektiği halde aksinin davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda dökümü yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.