Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25679 E. 2024/10048 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25679
Karar No
2024/10048
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/648 E., 2021/760 K. DAVA TARİHİ : 31.08.2018 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/9 E., 2021/73 K. Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kamu borçlusu ..., hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirketin mal kaçırma amacı ile 415 ada 2 parsel nolu taşınmazını 17.01.2017 tarihinde davalı ...'ya, 7099 ada 1 parsel nolu taşınmazını 18.06.2014 tarihinde ...'na, 5332 ada 1 parsel nolu taşınmazını 07.03.2014 tarihinde Metin Kozlu'ya, 811 ada 2 parsel nolu taşınmazını 08.01.2014 tarihinde Onurhan Gayrimenkul İnşaat Taah. Ltd Şti'ne, (10.03.2014 tarihine ..na devredilmiş), 51 ada 13 parsel nolu taşınmazı 25.06.2014 tarihinde Canhan Otomotiv Kuyumculuk Ltd Şti'ne muvazaalı olarak devrettiğini, belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Onurhan Gayrimenkul Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, dava şartının gerçekleşmediğini, taşınmazlarda gerçek anlamda satışın bulunduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin banka yolu ile taşınmazın bedelini ödediğini, taşınmazın devrinin muvazaalı olarak yapılmadığını, ayrıca davalı şirketin borçlarını yapılandırdığını savunarak, bu durumun bekletici mesele yapılmasını, aksi kanaat halinde ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava şartının gerçekleşmediğini, taşınmazlarda gerçek anlamda satış bulunduğunu savunarak davanın öncelikle usulden aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Karahasan yönünden ivazlar arasında bedel farkı ve borçlu şirket ortakları ile tanışıklık ve yakınlık olmadığı gerekçesi ile hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, üçüncü kişilerin taşınmazları elden çıkarmış olduklarından bedel ile ve satış tarihindeki kamu borcunu geçmeyecek şekilde diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı üçüncü kişilerin yalnızca taşınmazların elden çıkartıldığı tarihteki vergi borcunun miktarıyla sınırlı olarak sorumlu tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı ... yönünden verilen red kararının hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davanın öncelikle zaman aşımından reddi gerektiğini, davalı müvekkili adına dava konusu yapılan bir tapu mevcut olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere davacı kurumun halihazırda muaccel bir alacağı mevcut olmadığından sonraki taksitlerin ödenip ödenmeyeceğinin beklenmesinin söz konusu olmayacağını, bu açıdan dava şartının gerçekleşmediğini, davacı kurumca yapılan icra takibi sözkonusu olmayıp doğal olarak aciz belgesi de mevcut olmadığından bu açıdan da dava şartının gerçekleşmediğini, dava konusu edilen tasarruf işlemleri oldukça fazla olup alacak miktarı ise daha düşük olduğundan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince tasarrufların tamamının iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin yıllardır “Koza Emlak” ismiyle emlakçılık işi ile iştigal ettiğinin ortada gerçek anlamda satış sözkonusu olduğunu, göstermelik satış veya mal kaçırma kastı bulunmadığını, önceki satıcının borcunun sonraki alıcılara yüklenmesinin hukuki ve vicdanı olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişileri cezalandırmak anlamına geldiğini, müvekkilin şirketi ve şirket yetkilisini sadece tapuda imza aşamasında tanıdığını, şirketin mali durumunu bilebilme imkan ve ihtimali ile zorunluluğu bulunmadığını, aksinin kabulünün piyasanın kilitlenmesine ve gayrımenkul alım satımlarının yapılmamasına yol açacağını, taşınmazların emlak vergi beyan değerinin üzerinden satılmasının ülkemizin yaygın gerçeği olup gösterilen asgari emlak beyan değerinin taşınmazın bilirkişi heyetince belirlenen bedelin altında olması veya bir misli fark olması tasarrufun iptali için tek başına yeterli bir delil olmadığını, Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinde özel hükümleri uyarınca da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetinin korunmasının zorunlu olduğunu, davanın mahiyeti sadece tasarrufun iptaline yönelik olup, olmadığı taktirde alacağın tahsiline ilişkin terditli talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, davalı ... temyiz harcını süresinde yatırmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin Ek kararı ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek , karar anılan davalı vekiline tebliğ edilmiş ancak bu karar temyiz edilmemiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği iddiaları tekrar ederek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 2-6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri hükümleri 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, davalı ... yönünden ivazlar arasında önemli oransızlık olmamasına, borçlu şirket ortakları ile yakınlık ve tanışık olduğunun ispatlanmamış bulunmasına ve bu tür davalarda, davanın bedele dönüşmesi halinde üçüncü kişilerini ellerinden çıkardıkları tarihteki kamu borçları kadar miktarla sorumlu olmalarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25679, K. 2024/10048, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25679-e-2024-10048-k-c6e79b261697