Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24750 E. 2023/12136 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/24750
- Karar No
- 2023/12136
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/225 Esas-2021/301 Karar vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalının sorumluluğunda olan ana su borusunun patlaması sonucunda davacıya sigortalı iş yerine sirayet eden suların hasara neden olduğunu, sigortalıya 169.268,99 TL ödeme yapıldığını açıklayıp sigortalıya ödenen tazminatın rücuan davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davalının zarardan sorumlu olmadığını, davacının sigortalısının ağır kusurunun zarar ile olay arasındaki illiyet bağını kestiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.03.2009 tarihli ve 2007/377 Esas, 2009/71 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından davalının kusur ve sorumluluğu olduğunun kanıtlanamadığı, davalının bakım ve işletmede özensiz davrandığının iddia ve ispat edilemediği, ayrıca sigortalı deponun yol kotundan düşük olması ve projesine aykırı kapı yapılması nedenleriyle hasarın meydana gelmesinde tüm kusurun davacının sigortalısında olduğu, davacının da yol kotundan düşük olduğunu bile bile sigortalısının fabrikasını/deposunu sigortaladığı ve bu nedenle davacının rücu hakkının olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2011 tarihli ve 2009/12589 Esas, 2011/13001 Karar sayılı ilamıyla; "...Olayımızda davalı, zarara neden olan su boru hattının sahibi ve işleticisidir. Tesisin sahibi ve işleticisi olması sıfatıyla da, TTK'nun 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumludur. Sigortalı deponun yol kotundan düşük yapılması ve projesine aykırı olarak kapı yapılmış bulunması olayla zarar arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte ağır kusur olmayıp, binanın ayıbı olsa olsa davacı sigortalısının müterafik kusurunu oluşturur. Bu durumda mahkemece ilke olarak davalının sorumluluğu kabul edilerek koşulları mevcutsa tazminattan BK'nun 43-44. maddeleri uyarınca indirim yapılıp,yapılmayacağının düşünülmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak hatalı gerekçe ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.03.2012 tarihli ve 2012/97 Esas, 2012/223 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak hasar bedeli olan 169.268,98 TL'den %30 indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 118.488,19 TL'nin ödeme tarihi olan 21.11.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.04.2013 tarihli ve 2012/7969 Esas, 2013/7300 Karar sayılı ilamıyla; ".. bozma kararı gereğince araştırma yapılarak zararın meydana gelmesinde sigortalının müterafik kusuru olup olmadığı ve oranı konusunda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın % 30 oranın müterafik kusur kabul edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün müterafik kusur koşulları oluşup oluşmadığı ve oranı konusunda gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 18.02.2014 tarihli ve 2013/402 Esas, 2014/99 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile %50 kusur indirimi yapılarak 84.634,49 TL'nin ödeme tarihi olan 21.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.02.2017 tarihli ve 2014/17104 Esas, 2017/1859 Karar sayılı ilamıyla; özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek " zarar sorumlularından halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan sigortacı da, sigorta ettirene ödediği meblağın tamamını değil, ancak sigorta ettirenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunan üçüncü kişilerden isteyebilir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı şirkete sigortalı iş yerinde oluşan gerçek zarar miktarının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmesi ve sonucuna göre, davalının sorumluluk miktarının belirlenmesi gerekirken, zarar miktarı konusunda hiç bir inceleme yapılmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.09.2018 tarihli ve 2017/1398 Esas, 2018/1256 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile 147.171,85 TL'nin 21.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. G. Dördüncü Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli ve 2019/211 Esas, 2020/6069 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Mahkemenin 18.02.2014 günlü kararı davalı yararına bozulduğu ve davacının kusura yönelik temyiz itirazları red edildiğine göre bozma ilamı öncesinde hükmedilen 84.634,49 TL miktar, davacı yönünden kesinleşmiştir. Buna göre; mahkemece, bozma ilamına uyulmasının ardından hükmedilecek tazminat miktarın 84.634,49 TL ile sınırlı olması gerekirken kazanılmış haklar ihlal edilmek suretiyle, davalı aleyhine daha fazla tazminata karar verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. H. Mahkemece Dördüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 84.634,49 TL'nin 21.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, olay ile zarar arasında illiyet bağının kesildiğini, davacının sigortalısının deposunu yol kotundan düşük yapmak ve projeye aykırı inşa yapmakla ağır kusurlu olduğunu, boru hattının patlanmasının beklenmedik bir olay ve mücbir sebep olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş yeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, mülgay 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 58 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69) maddesi, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci) maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.