Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23717 E. 2023/797 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/23717
Karar No
2023/797
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/675 Değişik İş - 2021/673 Karar SAYISI : 2021/İHK-25541 HÜKÜM/KARAR : İtirazın reddi / Davanın kabulü SAYISI :K-2021/74608 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin 29.04.2017 tarihinde karıştığı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, taleplerini 74.714,65 TL'ye yükseltmiştir, II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline eksik evrak ile başvurulduğundan başvurunun usulden reddinin gerektiğini, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından iyiniyetle tazminat ödemesi yapılıp ibraname alındığını, bu ödemenin hesaplanacak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hatır taşıması mevcut olduğundan bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamı dışında olduğunu, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kusura ilişkin Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/679 esas sayılı dosyasında alınan kusur raporu gereğince sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyet raporunun üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı tarafından düzenlendiği, rapor düzenlenirken olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğin dikkate alındığı" gerekçesiyle davanın kabulüne ve 74.714,65 TL tazminatın 07.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili, müvekkiline eksik evrak ile başvurulduğundan başvuru şartının yerine getirilmediği, yönetmeliğe uygun maluliyet raporu talep edilmesine rağmen davacı tarafından raporun sunulmadığı, davacının maluliyeti ile kaza arasındaki illiyet bağının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiği, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği, davacının müterafik kusurlu olup olmadığının araştırılmadığı, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen miktarın 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafından başvurudan önce gerekli tüm evrakın davalıya iletildiği ve belgelerin davalı tarafından tebellüğ edildiği, hükme esas alınan raporun kaza ile illiyet bağı kurulmak suretiyle uzman hekimler tarafından ve olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlendiği, ıslahın tek taraflı bir irade açıklaması olduğu, davalının iznine ya da mahkemenin onayına bağlı olmadığı, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmemesi ile davalının herhangi bir hak kaybına uğramadığı, dosya içeriğinden davacının herhangi bir müterafik kusuru bulunmadığının anlaşıldığı, Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on yedinci fıkrası ve AAÜT'nin 17 nci maddesi gereğince davacı yararına tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkiline eksik evrak ile başvurulduğundan başvuru şartının yerine getirilmediği, hükme esas alınan raporun yönetmeliğe göre kaza tarihinden itibaren geçmesi gereken süre dolmadan düzenlendiği, davacının maluliyeti ile kaza arasındaki illiyet bağının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiği, kusur oranının hatalı tespit edildiği, davacının müterafik kusurlu olup olmadığının araştırılmadığı, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen miktarın 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın neden olduğu trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin birinci fıkrasında teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse dava, dava şartı eksikliğinden 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca reddedilir ve bu husus resen gözetilmelidir. 5718 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre ise Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Bu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup Sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup Hakem Heyetince teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, kesin sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın ...'ne iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine, 23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23717, K. 2023/797, T. 23.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-23717-e-2023-797-k-2d1dd34dc101