Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23698 E. 2023/893 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/23698
Karar No
2023/893
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 03.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Ret - Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1224 E., 2018/452 K. Taraflar arasındaki haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin toplamda 9.000 TL'lik 2 adet çekinin kargoda kaybolduğunu, kayıp çeklerle ilgili iptal kararı aldıklarını, davalının sahte imza ve kaşe içeren çeklere dayalı ihtiyati haciz kararı alıp müvekkilinin araçlarını bağlattığını, menkullere fiili haciz yaptırdığını, haczin ... haciz oluşturduğunu, ancak icra hukuk mahkemesinin bu iddiayı reddettiğini, ihtiyati haciz kararının yetkisizlik nedeniyle iptal edildiğini, ancak bu dönemde dört ay geçtiğini, çeklerdeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla sübuta erdiğini, 5 adet aracının bağlatılması neticesinde araç kiralamak zorunda kalındığını, 14.618,00 TL araç kira bedeli ödediğini, 2.655,99 TL yediemin ve otopark ücreti ödediklerini, ayrıca icra hukuk mahkemeleri ve diğer suç duyurusu ve ticaret mahkemesindeki başvurular nedeniyle müvekkilinin kendilerine 4.000,00 TL borçlandığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 21.273,99 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin faktoring sözleşmesiyle aldığı çekleri tahsil amacıyla icra takibi başlattığını, davacının ve dava dışı bir başka şirketin ihtiyati hacze itiraz ettiklerini, itirazın kabul edilmesi neticesinde ihtiyati haczin kaldırıldığını ve müvekkilinin iyiniyetli hamil konumunda olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalının iyiniyetli hamil olduğu, kendisinden önceki ciro ve imzaların sahte olduğunu bilmesine imkan bulunmadığı, haciz esnasında imzaya yönelik bir itiraz ileri sürülmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararın dosya içeriğiyle ilgisi bulunmadığını, çekleri kargoda bulan/çalan kötüniyetli üçüncü şahısların İstanbul'da bile olmayan bir bölgenin adını kullanarak vergi dairesi ve uydurdukları vergi numarasına ilişkin kaşe yaptırarak sahte imza ile çekleri ciroladıklarını, davalının hiç araştırma yapmadan yetkisi dahi olmayan adliyede ihtiyati haciz kararı aldığını, çeklerin iptal edildiği davalıya defalarca anlatılsa da sonuç alamadıklarını, ... haciz olduğunu, İİK'nın 259.maddesine göre alacaklının hacizde haksız çıkması halinde borçlunun uğrayacağı bütün zararlardan sorumlu olduğunu, bu durumun kusursuz sorumluluk hali olduğunu, kusur değerlendirmesinin gerekmediğini, haksız yere malların haczedilmesinin ticari itibara saldırı mahiyetinde olduğunu, davalının faktoring şirketi olup basiretli davranması gerektiğini, müvekkilinin ilk defa adresinde haciz yapıldığını ve sanayi bölgesindeki tüm esnafa karşı rencide edildiğini ve banka blokeleri nedeniyle kredibilite puanının düştüğünü belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalı taraf çeke ciro yoluyla hamil olduğundan çekteki davacı imzasının sıhhatini denetleme bakımından kendisine yükümlülük yüklenemeyeceği, davalının çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğu hususunda delil bulunmadığını, her ne kadar yetki yönünden yapılan itiraz kabul edilmiş ise de, kesin yetki gerektiren bir hal bulunmadığından bu hususun tazminat talebine dayanak teşkil etmeyeceği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; çekleri kargoda bulan/çalan kötüniyetli üçüncü şahısların İstanbul'da bile olmayan bir bölgenin adını kullanarak vergi dairesi ve uydurdukları vergi numarasına ilişkin kaşe yaptırarak sahte imza ile çekleri ciroladıklarını, davalının hiç araştırma yapmadan yetkisi dahi olmayan adliyede ihtiyati haciz kararı aldığını, 5 adet araca haciz konduğunu, tüm banka hesaplarına bloke konduğunu, ... haciz olduğunu, meram anlatma hakkının ihlal edildiğini, alacaklının hacizde haksız çıkması halinde borçlunun uğrayacağı bütün zararlardan sorumlu olduğunu, bu durumun kusursuz sorumluluk hali olduğunu, kusur değerlendirmesinin gerekmediğini, haksız yere malların haczedilmesinin ticari itibara saldırı mahiyetinde olduğunu, sanayi bölgesindeki tüm esnafa karşı rencide edildiğini ve banka blokeleri nedeniyle kredibilite puanının düştüğünü belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının kargoda kaybolan 2 adet çeki ile ilgili iptal kararı alındıktan sonra davalının sahte imza ve kaşe içeren çeklere dayalı ihtiyati haciz kararı üzerine haciz uygulanması sonucu oluşan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 259 uncu maddesi 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, çeklerin kargoda kaybolmasına, davalının ciro yoluyla çek hamili olup iyiniyetli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda dökümü yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23698, K. 2023/893, T. 24.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-23698-e-2023-893-k-cc968910e59e