Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/20684 E. 2023/82 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/20684
- Karar No
- 2023/82
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 E., 2021/1000 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/259 E., 2021/106 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan ... ve ...'ın oğlu, davalı ...'in yeğeni dava dışı ... 'ın 30.04.2014 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden 09.07.2014 doğumlu müşterek çocukları bulunduğunu, tarafların evliliğinin dava dışı eşi ... 'ın davacıya cinsel saldırıda bulunması sonucu gerçekleştiğini, davacının bu olaydan korkup durumu ilgili makamlara bildirmediğini, dava dışı ... 'la davacının 2014 yılbaşında birlikte Ankara'ya giderek bir ay kadar halası olan davalı ...'in yanında kaldığını, davalının davacının çocuk yaşta olduğunu bildiği halde ilgili makamlara olayı bildirmediğini, daha sonra davacı ile eski eşi ...'in davalılardan ... ve ...'ın yaşadığı Haymana'ya gittiklerini, davalıların orada davacıya iş yaptırarak baskı yaptıklarını, çocuğu doğduğunda davalılardan ...'in kızı dava dışı ...'ye verilmesini istediklerini, davacıya resmi nikah yapılmadan düğün yapılarak toplanan altınların elinden alındığını ve evden kovulduğunu, davacının daha sonra Trabzon' a geldiğini, dava dışı eş ...'in de gelerek nikah yaptıklarını, ...'in daha sonra müvekkili terk ettiğinden davacının ailesinin yanında kaldığını, davalıların davacının dava dışı ... tarafından cinsel saldırıya uğradığını bilmelerine rağmen suçu bilgilendirmeyerek gizledikleri, çocuk yaşta olan davacıyı alıkoyduklarını, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00'er TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ile ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, çocukları ...'in evlendikten sonra davacı ile Trabzon'da yaşadığını, ancak evliliklerinin sıkıntılı olduğunu, bir müddet oğullarından haber alamadıklarını ve Jandarma'ya kayıp ihbarında bulunduklarını, tazminata konu olabilecek eylemlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yersiz ve asılsız olduğunu, ne kendisinin, ne de diğer davalıların davacıyı zorla alıkoymadığını, bu hususta ne davacı, ne de anne babası tarafından yapılan bir şikayetin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava haksız eylem nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması sonucu oluşan zarar nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/949 soruşturma, 2018/10787 karar sayılı dosyasında şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair haklarında kamu davasını açmayı haklı kılacak yeterli delil olmadığı anlaşılmakla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş olup, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince, ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hâkimi bakımından bağlayıcı değildir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı ... 'ın sosyal medya aracılığı ile tanışarak bir süre görüştükten sonra birlikte oldukları, bu birliktelikten de ... isimli bir çocuklarının olduğu sabittir. Ancak, davacının dava dışı ... tarafından cinsel istismara uğradığı, bu nedenle hamile kaldığı, davalıların da bu durumu bildikleri davacı tarafça kanıtlanamamıştır. Dava dilekçesindeki anlatıma göre davacı ile dava dışı ... 2014 yılında birlikte Ankara'ya kaçmışlar, bir süre davalılardan ...'in evinde kalmışlar, sonra da diğer davalılar ... ile ...'ın Haymana İlçesinin Bostanhöyük Köyünde yaşadıkları eve gelmişlerdir. Burada davacının baskıya uğradığı ve rızası hilafına evde tutulduğu, davalıların da bu duruma göz yumdukları iddia edilmektedir. Nüfus kayıtlarına göre davacı ile dava dışı ... 30.04.2014 tarihinde evlenmişler ve 10.09.2019 tarihine kadar beş yıldan uzun süre evli kalmışlardır. Buna göre, davacının davalılar tarafından tecavüze uğradığı bilinerek zorla alıkonulduğu iddia edilen süre boyunca davacı ile dava dışı ... evlidir ve davalıların evlerinde kalmalarında hukuka aykırı bir durum yoktur. Davacının davalılar tarafından zorla alıkonulduğu konusunda somut bir delil sunulmadığı gibi, bu konuda 2014 yılı içinde resmi makamlara yapılmış bir başvuru olmadığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu dava açıldıktan sonra 2017 yılı sonlarında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Ayrıca, bir kısım davacı tanıklanın görgüye dayanmayan soyut beyanlarına göre, davacı ile dava dışı ... arasında meydana geldiği iddia edilen olaylardan davalıların sorumlu tutulmaları hukuken mümkün değildir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; her ne kadar Trabzon CBS 2018/949 soruşturma numaralı dosyası ile davalılar hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, bu kararın hukuk hakimini bağlamadığını, dosya kapsamında dinlenilen tanık anlatımlarından davalıların haksız bir eylemi olduğunun açık olduğunu, dava dışı ...'in davacıya karşı rızası dışında cinsel saldırıda bulunduğunu, davalıların bu durumu bilmelerine rağmen suçu bildirmeyerek gizlediğini, davacının çocuk yaşta olmasına rağmen alıkoyulduğunu, cinsel saldırı ve alıkonma iddialarının evlilik döneminde gerçekleşen olaylar olmayıp, evlenme öncesinde gerçekleştiğini, bu tarihte davacının 15 yaşından küçük olduğunu, bu durumun savcılıkça yeterince araştırılmadığını, şüphelinin ilk eyleminin gerçekleştiği tarihin net olarak savcılıkça ortaya konmadığını, salt doğan çocuğun doğum tarihine göre değerlendirme yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; her ne kadar davalılar hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de bu kararın hukuk hakimini bağlamadığını, dosya kapsamında dinlenilen tanık anlatımlarından davalıların haksız bir eylemi olduğunun açık olduğunu, dava dışı ...'in davacıya karşı rızası dışında cinsel saldırıda bulunduğunu, davalıların bu durumu bilmelerine rağmen suçu bildirmeyerek gizlediğini, davacının çocuk yaşta olmasına rağmen alıkoyulduğunu ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması sonucu oluşan zarar nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.