Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/20442 E. 2024/2060 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/20442
Karar No
2024/2060
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/429 E., 2021/423 K. EK KARAR TARİHİ : 18.12.2020 - Tavzih Talebinin Reddi SAYISI : 2017/254 E., 2020/121 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin tavzih talebi üzerine İlk Derece Mahkemesince 18.12.2020 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın dava dışı borçlu ...Petrol Tur. İnş. ve Nak. Hiz, San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kredi kullandırdığını, davalı ...'nın da söz konusu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğunu, kredi borçlarının geri ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü’nün 2016/3252 sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davalı (borçlu) adresinde borçluya ait haczi kabil mal bulunamadığını, ancak borçlu ...'nın hakkında icra takibine geçilmesinden çok kısa bir süre önce, alacaklarının tahsilini engellemek için dava konusu taşınmazlarını 11.12.2015 tarihinde davalı ...'na devrettiğini belirterek taşınmazların ...'na yapılan tasarrufların iptaline kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; tamamen iyi niyetli olarak alacağının tahsili için dava konusu taşınmazları aldığını, aciz vesikasının olmadığını, dava dışı 3. kişi ...Petrol ile ticari ilişki içerisinde bulunup alacaklı konumunda olduklarını, bu alacakları mukabilinde ticari hayatlarının devamı ve alacaklarının tahsili için mahsuplaşmalar da yaptıktan sonra dava konusu gayri menkulleri satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1 numaralı bağımsız bölümün, diğer davalı ...'na 91.000,00 TL bedelle devredildiği, tasarruf tarihinde taşınmazın gerçek değerinin 220.00,00 TL olduğu, 9 numaralı bağımsız bölümün 129.000,00 TL bedelle devredildiği, tasarruf tarihindeki taşınmazın gerçek değerinin 358.000,00 TL olduğu, 15 numaralı bağımsız bölümün 120.000,00 TL bedelle devredildiği, tasarruf tarihinde taşınmazın gerçek değerinin 326.000,00 TL olduğu ve bedeller arasında misli fark bulunduğu, davalı ... ile diğer davalı arasında ticari münasebet bulunduğu, bu hususun davalı ... tarafından da cevap dilekçesinde kabul edildiği, bu durumda borçlu/davalı ...'nın ızrar kastıyla tasarrufta bulunduğunu ...'nun bildiği ve bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesi ile, İİK'nin 283/2. maddesi uyarınca davanın kabulü ile, .... ili, , , 8795 ada, 21 parsel sayılı taşınmazdaki , 1 numaralı bağımsız bölümün borçlu davalı ... tarafından diğer davalı ...'na 11.12.2015 tarihinde satış yolu ile devrine ilişkin, ... ili, ., 8795 ada, 21 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümün borçlu davalı ... tarafından diğer davalı ...'na 11.12.2015 tarihinde satış yolu ile devrine ilişkin, ... ili, .... ilçesi, ... Mh., ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki 3. kat, 15 numaralı bağımsız bölümün borçlu davalı ... tarafından diğer davalı ...'na 11.12.2015 tarihinde satış yolu ile devrine ilişkin tasarrufların iptaline, davacıya İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2016/3252 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere dava konusu taşınmazların hisseleri üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. IV. TAVZİH A.Tavzih sebepleri Davacı vekili tavzih talepli dilekçesinde; mahkeme kararı davacı banka lehine gözükmekle birlikte, hüküm fıkrasında açıkça çelişki bulunduğunu, kararın mevcut haliyle uygulanma imkanı olmadığını, kararın düzeltilmesi gerektiğini, dava tarihinden önce davaya konu; 1 nolu taşınmazın dava dışı ... Katılım Bankası'na, 9 nolu taşınmazın dava dışı ...ye, 15 nolu taşınmazın dava dışı ... ... ve ...'e devredildiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine, 03.07.2018 tarihinde UYAP üzerinden dosya kapsamına eklenen "Cevaba cevap dilekçesi" konulu dilekçesinde İ.İ.K 283/2 maddesi uyarınca davanın bedele dönüşmesi olasılığına binaen ihtiyati haciz kararı verilmesinin istendiğini, yargılamanın müteakip aşamalarında da davanın bedele dönüştüğü varsayımı üzerinden devam edildiğini, gerekçeli kararda da davanın İ.İ.K 283/2 maddesi kapsamında kabulüne karar verildiği açıkça belirtilmiş olmakla birlikte hüküm fıkrasının anılan düzenleme ile bağdaşmadığını, hüküm fıkrasında, İ.İ.K 283/2 maddesi doğrultusunda, ...'nun tazminata mahkum edilmesi yerine, dava konusu taşınmazların hisseleri üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verildiğini, İ.İ.K 283/2 maddesinin tazminata ilişkin bir düzenleme olduğunu, mahkemenin buna göre taşınmazları elinden çıkartan ... hakkında tazminata ilişkin hüküm tesis etmesi gerekirken taşınmazların halihazırda maliki olan ve davanın tarafı bulunmayan yeni maliklerini etkileyecek şekilde taşınmazların hisseleri üzerinde cebri icra yetkisi vermesinin çelişki oluşturduğunu belirterek gerekçeli kararın hüküm fıkrasının düzeltilerek taşınmazları elinden çıkartan ...'nun devir bedelleri üzerinden tazminata mahkum edilmesine yönelik ek karar verilmesini talep etmiştir. B.İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 Tarihli Ek Kararı İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ek kararı ile; her ne kadar beyan dilekçesi ile daha öncesinde taşınmazların elden çıkarılmış olması nedeni ile davanın bedele dönmüş olma ihtimali beyan edilmiş ise de; mahkemece tasarrufun iptaline karar verildiği, devir tarihi itibari ile taşınmaz değerinin tespit edilmediği, kararın taraflara tebliğ edildiği ve tebliğden sonra süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; dava açıldıktan sonra celp edilen tapu kayıtlarına göre 3. kişi konumundaki davalı tarafın dava konusu taşınmazları dava tarihinden önce 4. kişilere temlik etmiş olduğunun anlaşılması üzerine 03.07.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle davanın bedele dönüşmesi olasılığına binaen ihtiyati haciz kararı talep edildiğini, mahkemece de bu talebin kabul edildiğini, yargılamanın müteakip aşamalarında davanın bedele dönüştüğü varsayımı üzerinden davaya devam edildiğini, nitekim mahkemece de İİK 283/2. maddesi doğrultusunda karar verildiğini, ne var ki tazminata hükmedilecek yerde taşınmaz hisseleri üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili tarafından cevaba cevap dilekçesinde açık ve kesin bir şekilde davanın bedele dönüşüp dönüşmediği konusunda bir beyan ve talepte bulunulmadığı, davanın bedele dönüşme olasılığından bahsedildiği, bu durumda, mahkemece temlik edilen dava konusu iki adet taşınmaz bakımından davanın tazminata dönüştürülüp dönüştürülmediği, yoksa 4. kişilere karşı davaya devam edilip edilmeyeceği hususunda davacı taraftan seçimlik hakkı sorulup, cebri icra yoluyla elden çıkarılan bir adet taşınmaz bakımından da davanın konusuz kalıp kalmadığı yönünden bir inceleme yapılması gerekirken; yazılı olduğu şekilde davaya taraf olmayan 4. kişiler hakkında cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, ancak karar taraflara tebliğ edilerek kesinleşmiş olup; tavzih talebinin de koşullarının oluşmadığı, buna göre açık olmayan ya da çelişkili fıkraları içeren hükümlerin tavzihinin istenebileceğine, sonradan hükmün yanlış olduğu anlaşılsa dahi istinafen karar düzeltilmedikçe veyahut temyizen bozulmadıça bir hususun hükme eklenemeyeceği ve değiştirilemeyeceğine göre tasarrufun iptali ile dava konusu taşınmazlara ilişkin cebri icra yetkisi tanınmasına dair verilen kararın tavzihen tazminata dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, kısa kararda İİK'nın 283/2. maddesinden bahsedilmesinin, gerek kararın gerekçesi ve gerekse bu yöne ilişkin bir araştırma yapılmamış olması nedeniyle sonuca etkili olmadığı, yine davacının yargılama aşamasında açık ve seçik bir şekilde davasını bedele dönüştürdüğü yönünde bir talebi bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 maddesi hükmü uyarınca davacı vekilinin "tavzih talebinin reddine dair ek karara" yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi ek kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün tavzihi isteminin reddine yönelik 18.12.2020 tarihli ek kararına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304 ve 305 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 6100 sayılı HMK'nın 304 üncü maddesi gereğince sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. HMK'nın 305. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hükmü değiştirici nitelikte, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları değiştirir mahiyette hüküm genişletilemez ve sınırlanamaz (HMK m. 305/2). Başka bir anlatımla hakim kararını verdikten sonra bu kararını değiştiremez. Ancak bazı hallerde hüküm, açık olmayabilir, uygulanmasında bazı tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. Bu durumda taraflara mahkemeye başvurarak hükmün tavzih edilmesini (açıklığa kavuşturulmasını, açıklanmasını), varsa çelişkinin giderilmesini isteme olanağı tanınmıştır. Mahkeme, tavzih talebini haklı görür ise hükümdeki açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişkiyi ortadan kaldırır. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılmayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Dosya kapsamında tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemede; dava konusu taşınmazlardan 9 nolu bağımsız bölümün davalı 3.kişi ... tarafından 28.11.2016 tarihinde dava dışı ...ye, dava konusu 15 nolu bağımsız bölümün de yine 24.05.2016 tarihinde dava dışı ... ... ve ...'e devredildiği, dava konusu 1 nolu bağımsız bölümün ise üzerindeki ipotek nedeniyle yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde 16.06.2017 tarihinde cebri icra sonucunda ... Bankası adına tescil edildiği, bu durumun fark edilmesi üzerine davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 29.06.2018 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazlar davalı tarafından dava dışı kişilere devredilmiş olduğundan, ilk yapılan tasarrufun muvazaalı olması sebebiyle davalı 3.kişi bedel ile sorumlu olacağından İ.İ.K. madde 283/2 gereğince davanın bedele dönüştürülmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. İİK'nun 283/2. maddesi "İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir." hükmünü içermektedir. İlk Derece Mahkemesi'nin esasa ilişkin hüküm fıkrasının 2.bendinde İİK'nin 283/2. maddesi uyarınca davanın kabul edildiği belirtilmekte ise de; İİK'nun 283/2. maddesi gereğince dava konusu taşınmazları davalı borçludan devralan davalı 3.kişi ...'nun nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkum edilmesi gerekirken, aynı hüküm fıkrasında İİK'nun 283/2. maddesine aykırı olacak ve hükmün infazı mümkün olmayacak şekilde davacıya dava konusu taşınmazların hisseleri üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş olması, aynı hüküm fıkrasının birbirine aykırı maddeler içermesi yanlış olduğundan ve kararın infazının icrası bakımından tavzihin zorunlu olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince tavzih talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ek kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi'nin 18.12.2020 tarihli ek kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi'nin 18.12.2020 tarihli ek kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20442, K. 2024/2060, T. 26.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-20442-e-2024-2060-k-e0c8d8035ecc