Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/19344 E. 2022/16101 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/19344
Karar No
2022/16101
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Taraflar arasında görülen trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesinde; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda kararın Dairemizce bozularak bölge adliye mahkemesine gönderilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, 6100 sayılı HMK’nun 373/5. maddesi gereği temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Davacı vekili; 27/05/2015 günü meydana gelen trafik kazasında davalının sevk ve idaresindeki araçla, davacının kullandığı motorsiklete çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu, davacının cismani zarara uğradığını, tedavi süresince hiçbir iş yapamadığını, ayrıca manevi zarara maruz kaldığını belirterek; 6.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 122.154,27 TL'ye yükseltmiştir. Davalı; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacının geçici işgöremezlik ve beden gücü kaybına uğradığı kabul edilerek, ıslah dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; maddi tazminat davasına ilişkin olarak; davacının dava dilekçesinde yalnızca geçici maluliyete ilişkin talebinin bulunduğu, beden gücü kaybı nedeniyle tazminat isteminde bulunmadığı, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde bulunmayan bir alacak kaleminin dava konusu edilemeyeceği, beden gücü kaybı sebebiyle istenen maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dairece 24.03.2021 tarih ve 2019/1642 Esas, 2021/1383 Karar sayılı ilamla “... Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu trafik kazası sonucu cismani zarara uğradığını belirtip buna karşılık maddi tazminat isteminde bulunmuş, bilirkişi raporu üzerine verdiği ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat miktarını beden gücü kaybından kaynaklanan zararını da eklemek suretiyle artırmıştır. Cismani zarara ilişkin belirlemenin geçici iş gücü kaybı zararı yanında, beden gücü kaybı zararını da kapsadığı açıktır. Buna göre, beden gücü kaybına ilişkin zararla iligili olarak da işin esasının incelenmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile bahse konu istem yönünden usulden red kararı verilmesi doğru olmamış, bu husus Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla bozmaya karşı direnilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK.’nun 373/5. maddesi gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dava dilekçesinde davacının fazlaya dair haklarını saklı tutmadan 6.000,00 TL cismani zarar tazmini istemiş olması ve harcını da bu miktar üzerinden yatırması, bilirkişi raporu sonrasında dosyaya ibraz etmiş olduğu ıslah dilekçesi ile talep etmiş olduğu 6.000,00 TL tazminatın tümünü geçici iş göremezlik zararına hasretmiş olması ve bu talebini de 9.000,00 TL'ye yükseltmesi nedeniyle davacının kesin bir şekilde dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 6.000,00 TL maddi tazminatın tümünü geçici iş göremezlik zararı olarak kabul etmiş olması ve bu miktarı ıslah yoluyla 9.000,00 TL'ye yükseltmiş olması karşısında, davacının kalıcı iş göremezlik zararını da talep etmiş olduğunun kabulünün mümkün olmamasına, davacının ıslah hakkı bulunmasa da, bölge adliye mahkemesince geçici iş göremezlik tazminatına ıslah dilekçesine göre hükmedilmiş ise de Daire bozma ilamı öncesi ve sonrası sadece davacı tarafın temyize gelmiş olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan direnme hükmünün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 05/12/2022 gününde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Dava; trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken müvekkilinin kullandığı motosiklete çarpması sonucu yaralanmasına ve malul kalmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle 6.000,00 TL maddi, 4.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın tahsilini istemiş, maddi tazminat miktarını ıslah ederek 122.154,27 TL’ye yükseltmiştir. İlk derece mahkemesince ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin istinaf istemi üzerine bölge adliye mahkemesince, “...dava dilekçesinde yalnızca geçici maluliyete ilişkin talebin bulunduğu ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde bulunmayan bir alacak kaleminin dava konusu edilemeyeceği...” düşüncesiyle kaldırılarak davanın esası hakkında verilen yeni kararda davacının sürekli iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizin 24.03.2021 tarihli ve 2019/1642 Esas, 2021/1383 Karar sayılı ilamı ile bahse konu bölge adliye mahkemesi kararı aşağıdaki gerekçe ile bozulmuştur: “..Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu trafik kazası sonucu cismani zarara uğradığını belirtip buna karşılık maddi tazminat isteminde bulunmuş, bilirkişi raporu üzerine verdiği ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat miktarını beden gücü kaybından kaynaklanan zararını da eklemek suretiyle artırmıştır. Cismani zarara ilişkin belirlemenin geçici iş gücü kaybı zararı yanında, beden gücü kaybı zararını da kapsadığı açıktır. Buna göre, beden gücü kaybına ilişkin zararla ilgili olarak da işin esasının incelenmesi gerekirken bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçe ile bahse konu istem yönünden usulden ret kararı verilmesi doğru olmamış, bu husus bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir.” Hâkim, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Diğer bir anlatımla, olay ve olguların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 33 üncü maddesi gereğince hâkim, uyuşmazlığa hangi hukuk kurallarının uygulanacağını re’sen belirler. Öte yandan dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilmeli, davacı tarafın açık ve net bir şekilde talebini sınırlayıp sınırlamadığı tespit edilmelidir. Yine HMK’nın 31 inci maddesi uyarınca hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kılındığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında davayı aydınlatma ödevi kapsamında taraflara açıklama yaptırabilir. Şayet böyle bir belirsizlik veya çelişki var ve anılan kural uyarınca gereği yapılmamışsa bunun sorumluluğunun tek başına davanın taraflarına yükletilmesi usul hukukunun gerekleri ile bağdaşmaz. Somut olayda davacı dava dilekçesinin talep konusu bölümünde; “...davacının yaralanmadan dolayı uğradığı cismani zararın davalıdan alınması dileğidir.”, olaylar bölümünün son paragrafında “davacının kazada uğradığı cismani zararı isteme zorunluluğu doğmuştur.”, yine netice ve talep bölümünde, “davacının yaralanma ile uğradığı cismani zararını istemekteyiz.” şeklinde talebini açıklamıştır. Dava dilekçesinin bir kısım bölümlerinde, talep ettiği maddi tazminat kaleminin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu konusunda açıklamaları bulunmakta ise de yukarıda bahsedildiği üzere hâkimin davayı aydınlatma ödevini yerine getirmemesi sorumluluğunun davacı tarafa yükletilmesi usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi hakkaniyetli bir yaklaşım da değildir. Dairemizin yukarıda yer verilen bozma ilamında da açıkça izah edildiği üzere davacının trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle cismani zarara uğradığını ısrarla belirtip alınan bilirkişi raporu sonrasında da ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını artırması göz önüne alındığında kişinin cismani zararının kapsamına sürekli iş göremezlik tazminatının gireceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Buna göre davacının talebinin cismani zarar olarak değerlendirilip bu zarar kaleminin içerisine geçici iş göremezlik zararı yanında sürekli iş göremezlik zararının da gireceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla bozma ilamındaki gerekçeye uygun olarak direnme talebi yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19344, K. 2022/16101, T. 05.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-19344-e-2022-16101-k-0923ca58e846