Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18649 E. 2021/9037 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18649
- Karar No
- 2021/9037
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17 Hukuk Dairesi’nin 06/02/2018 gün, 2015/ 9297 E-2018/683 K. sayılı ilamında “....dava konusu gayrimenkulün davalı 3. kişi ...'ın dükkanı ile yan yana olması, tanık beyanları da dikkate alınarak İİK 280 hükmü gereğince davalı 3. kişi ...'ın, borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadığının kararda irdelenerek, yine tasarrufa konu taşınmazın işyeri olması nedeniyle olayda İİK'nun 280/son maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması, satım tarihinde dava konusu gayrımenkulün kim tarafından ne şekilde kullanıldığının da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda, mahkemece davacı ve davalının farklı alanlarda iş faaliyetinde bulundukları, davalı borçlu ...'ın davalı ...'in işletmesini satın almadığı, taşınmaz mülkiyetini satın aldığı, taşınmazda işletmeyle ilgili tescilli herhangi bir makina veya taşınır bulunmadığı, iş yeri devri söz konusu olmadığından ilan yapılmasının gerekmediği, davacı ve davalılar arasında akrabalık bağının bulunmadığı, davalı ...'in taşınmazın gerçek bedelini ödeyerek satın aldığı, davalı ...'in davalı ...'ın, borçlarını ve alacaklılarını ızrar kastını bildiği hususu subut bulmadığı ve diğer iptal sebeplerinin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya içindeki bilgi ve beyanlardan dava konusu gayrimenkulün ... ilçesinde yer aldığı, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davalıların aynı sırada işyeri-komşuluk ilişkisi bulunduğu, davalı borçlunun meyhane, davalı 3. kişi ...'ın ise fırın işletmekte olduğu, her ne kadar aynı iş kolunda çalışmasalar da; davalıların aynı sırada işyerleri bulunmasına göre İİK 280/1'e göre, davalı ...’in davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.