Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18135 E. 2023/11531 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18135
- Karar No
- 2023/11531
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1792 E., 2021/481 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/700 E., 2018/323 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği ...'un 03.05.2015 tarihinde, karşıdan karşıya geçerken ...'nun sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu olay yerinde vefat ettiğini, kaza yapan aracın kaza tarihi itibariyle trafik sigortasının davalı ... şirketinde olduğunu, desteğin vefatı ile eşi ve iki çocuğunun destekten yoksun kaldığını belirterek maddi tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, müvekkili şirketin sigortalının kusuru oranında destekten yoksun kalanlara tazminat ödemek ile yükümlü olduğunu, tazminatın ödenebilmesi için davacıların ölen kişi ile ilişkileri, davacıların yaşları ve ölüm dolayısıyla destekten yoksun kalıp kalmadıkları, destekten yoksun kalmışlarsa bu zararlarının hesap edildikten sonra karar verilmesi gerektiğini, dava öncesinde davacıların müvekkili şirkete başvuru yapmadıklarını dolayısıyla davalı şirketin temerrüde düşmediğini, davaya konu uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından kanuni faiz talep edebileceklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "Mahkememizce dosyanın yapılan incelemesinde dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporuyla 03/05/2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında yaya maktul ...'un asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda ... plakalı araç sürücüsünün olayda kusursuz oluşu bu bakımdan davalı ... şirketinin sorumluluğunu gerektirir sigortalısına atfı kabil kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaza tarihinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardan önceki bir tarih olduğunu, dolayısıyla davacıların ölenin mirasçısı sıfatıyla değil üçüncü kişi olarak talepte bulunduklarını, Yargıtay içtihatlarına göre destek tazminatı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Öncelikle, desteğin kusurunun mirasçılara yansıtılamayacağı kuralı, sigortalı araç sürücüsü veya işleten mirasçılarının, kendi trafik sigortacısına yönelttikleri destekten yoksun kalma tazminatı talepleri bakımından geçerlidir. Somut olayda, destek şahsı yaya konumunda olup bu kuralın uygulanabilme kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna yönelik istinaf itirazlarında hukuken isabet yoktur. Diğer yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (Eren Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; Kılıçoğlu Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.) Aynı yasanın 86. maddesinde ise bu Kanunun 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecektir. İşbu açıklanan yasal düzenlemelere göre araç işleteni ve dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenen trafik sigortacısının sorumluluğu bakımından, araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde az da olsa kusurlu olması şarttır. Az yukarıda ayrıntılarına yer verilen davaya konu kazının gerçekleştiği yer, zamanı ve oluş şekline göre araç sürücüsünün kusurlu bulunmadığına dair mahkemece benimsenen kusur durumunda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğuna göre; yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri yineleyerek ve re'sen ele alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 03.05.2015 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 89, 90, 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.