Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18110 E. 2024/916 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18110
- Karar No
- 2024/916
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/568 E- 2021/439 K DAVALILAR : 1-... 2... Turizm İn. San ve Tic. Ltd. Şti. DAVA TARİHİ : 04.11.2011 HÜKÜM/KARAR : Reddine /Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2011/433 E- 2017/613 K Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ... 'un 28.12.2006 tarihinde öldüğünü ve mirasçılarının mirası reddettiklerini, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.03.2008 tarih ve 2008/10 sayılı kararı ile müteveffa ...'un terekesini iflas usulü ile tasfiyesine Av. ...'ün atandığını, müteveffanın ölümünden önce İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 12 pafta, 1458 ada 103 parsel sayılı taşınmaz 4/100 arsa paylı 2 bodrum katı 1 nolu meskeni 40.000,00 TL bedelle 10.11.2006 tarihinde davalıya sattığını, bu satıştan kısa bir süre sonra aynı taşınmaz diğer davalıya 50.000,00 TL'ye satıldığını, söz konusu satışların müteveffanın alacaklarından mal kaçırma olduğunun açık olduğunu, söz konusu satışların iptal edilmesi ve tereke adına yeniden satışa çıkartılması gerektiğini belirterek her iki satış tasarrufunun iptaline ve ... Terekesi adına satılarak paraya çevrilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Berkkolon Turizm İnşaat San. Tic. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, terekenin iflasını kabul etmenin hukuken imkansız olduğunu, davacı tarafın dava açma ehliyetinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur . III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.12.2017 tarihli ve 2011/433 Esas ve 2017/613 Karar sayılı kararıyla, muris Nadir Ertan'ın vefatından önce söz konusu gayrımenkulü devrettiği, miras bırakanın kanser hastası olduğu, bu durum tanık beyanları ile doğrulandığı, miras bırakanın kanser hastası olması nedeniyle sağlık harcamalarının artabileceği ve bu nedenle davaya konu taşınmazın satılmış olmasının mümkün olacağı, davalı şirketin emlak işi ile uğraşmakta olduğu, miras bırakanın hastalığı ya da ekonomik durumu ile ilgili bilgi sahibi olmadığı, emlakçılık işiyle uğraşan bir şirketin satın almış olduğu daireyi bir takım tadilatlar yaptırdıktan sonra satmasının hayatın olağan akışına uygun görüldüğü, ayrıca düşük tapu harcı ödemek gibi nedenlerle resmi evrakta taşınmazların satış değerinin düşük gösterilmesinin yaygın bir uygulama olup bu nedenin başlı başına tarafların mal kaçırma iradesini göstermeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müteveffanın borca batık olup birinci alıcının vasıfları ve iki satış arasındaki süre nazara alındığında birinci satışın iptaline karar verilirse kararın infazını imkansızlaştırmak ve böylece iyiniyet karinesinden yararlanarak ikinci satışın da iptalini önlemek amacıyla muvazaalı olarak bir tüzel kişilik araya sokulmak suretiyle 2. satışın yapıldığının anlaşıldığını, huzurdaki davanın İcra İflas Kanunu'nun 277.278,279 ve 280. maddelerine göre açılmış bir tasarrufun iptali davası olup söz konusu yasal düzenlemeler karşısında batıl olduğunu, davalı şirketin tanığı ...ın anlatımlarında ...'un paraya ihtiyacı olduğunun ve hasta olduğunun bilindiğinden söz edildiğinden müteveffanın alacaklılarına zarar verme kastı ile hareket ettiğini gösterdiğini, İcra İflas Yasasında yer alan düzenlemelerin davacı lehine bir karine getirerek ispat yükünü davalı tarafa yüklediğini ve davalının bunun aksini ispat etmediğini, davalı tanığı ...'un davalı şirket 170 milyar gibi bedelle o dönem daireyi satın aldılar şeklinde anlatımda bulunduğunu, dosyaya sunulan 15.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazın satış tarihi olan 10.11.2006 tarihindeki değerinin 170.000,00 TL olacağı yönünde görüş bildirildiğini ancak ilk satışta tapuda beyan edilen bedelin 40.000,00 TL 27.12.2006 tarihindeki ikinci satışta ise 50.000,00 TL olup bu durumun dahi satışın gerçek bir satış olmadığının göstergesi olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.