Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/14172 E. 2023/9220 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/14172
Karar No
2023/9220
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/470 E., 2020/1176 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/ İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1042 E., 2017/1386 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, tarım, orman baharat ürünleri ticareti ile iştigal ettiğini, sipariş verilen baharat ürünlerini yetiştiricilerden tedarik ederek faturalı olarak sattığını, tedarik ettiği malları Fırat Mah. ... Sokak No: 9/A Buca İzmir adresindeki deposunda muhafaza ettiğini, bu deponun ve burada bulunabilecek ürünlerin işyeri sigorta poliçesi ile davalı ... şirketine sigortalandığını, 22.12.2014 tarihinde davacının 15 ton ağırlığındaki kekik ve defne hammaddesinin deponun kapısının kilidinin kırılmak suretiyle gerçekleştirilen hırsızlık eylemi sonucu çalındığını, davacı tarafından davalı ... şirketine ihbarda bulunulduğunu, ancak zararın beyan edilen şart ve miktarda gerçekleşmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, ayrıca düzenlenen ekspertiz raporu ile belirtilen ürünlerin depoya sığmayacağının rapor edildiğini, malların üreticiden alınıp o ay içerisinde alıcı firmaya satıldığını, önceki aylara ilişkin emtia giriş çıkışları incelendiğinde bu hususun açıklığa kavuşacağını, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli iddialarla sigorta tazminatının ödenmediğini, davacının gerçek zararının tazmin edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; hırsızlık olayının meydana geldiği adreste yapılan incelemede sigortalı davacının iddia ettiği şekilde hırsızlığın gerçekleştiğine dair iz veya emareye rastlanılmadığını, piyasa araştırmasında çoğu şahıs ve firmanın davacıdan 2013 yılından beri alacaklı olmaları nedeniyle davacıya ürün satışı yapmadıklarını, buna rağmen ürün satın almış gibi makbuz kesildiğini, çalındığı belirtilen emtianın davacının kiracı olarak faaliyet gösterdiği dükkandan taşınması için emtianın hacmine göre en az altı adet kamyona ihtiyaç olduğunu, davacının çalındığını iddia ettiği malların varlığını ispat edemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tarım, orman ve baharat ürünleri ticareti yaptığı, yetiştiricilerden tedarik ettiği ürünleri işletmelere sattığı, bu ürünleri depoladığı, işyerini davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nezdinde işyeri sigortası ile sigortaladığı, davacının 22.12.2014'te işyerinde hırsızlık olduğu ihbarı üzerine soruşturma yapıldığı, failin bulunamadığı ve daimi arama kararı verildiği, mahallinde yapılan keşifte bilirkişiler tarafından deponun hacminin hesaplandığı, ne kadar kekik ve defne yaprağının depolanabileceğinin hesaplandığı, ana raporda Ticaret Borsası Alım Satım Beyannamelerinin incelenmesinden 30.10.2014 tarihinden sonra davacının alım satım kaydının bulunmadığı, bu tarihten önceki alım ve satımlar arasındaki farkın da kekik türünde 200 kg olduğu defnede ise alım satım farkının bulunmadığı, davacının ticari defterlerini kaybettiğini bildirerek incelemeye sunamadığını bildirdiği, davacının müstahsil makbuzlarıyla satın aldığı emtiayı ticaret borsasına bildirmesi gerektiği, 30.10.2014 tarihinden sonra herhangi bir bildirim olmadığı, ürünlerin çalınması halinde dahi müstahsil makbuzlarına istinaden ürün alımlarına ilişkin yasal bildirimlerin yapılması ve beyannamelerin verilmesi gerektiği, 2014 yılı 12. ayına ilişkin KDV beyannemesinin sunulmadığı, müstahsil makbuzlarından kaynaklanan yasal yükümlülüklere ilişkin herhangi bir resmi belge ibraz edilmediği, bir kısım müstahsillerin beyanlarının kayıtlarla uyum içerisinde olmadığı, çelişkili olduğu, dolayısıyla davacının depoda belirtilen miktarda ürün olduğunu kesin ve inandırıcı delillerle ortaya koyamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; çalınan malların bulunduğu deponun hırsızlığa karşı sigortalı olduğunu, dosyaya ibraz edilen belgeler ile depodaki malların alımının ispatlandığını, buna rağmen davalı tarafça malın depoya sığmayacağı gerekçesiyle hasar talebinin reddedilerek ödeme yapılmadığını, ekspertiz raporunda müvekkiline ait depoda hırsızlık olayının gerçekleştiğinin ikrar edildiğini, mahkemece sadece çalındığı iddia edilen malların depoya sığıp sığmayacağı ve mevcut zararın ne kadar olduğunun tespit edilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak hırsızlık olayının gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesinin hatalı olduğunu, davalı ... şirketi tarafından hazırlanmış ekspertiz raporuna göre deponun ve ürün çuvallarının ölçüleri dikkate alındığında bu miktarda ürünün depo içine sığmayacağı kanaati ile hasarın reddedildiğini, mahkemece yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla depoda 19.800 Kg kekik, 9.900 kg defne depolanabileceğinin tespit edildiğini, bu nedenle sigorta şirketinin mamulün depo içine sığmayacağı iddiasının bilirkişi raporu ile çürütüldüğünü, davacı şirketin defterleri zayi olmuş ise de ürün alımına ilişkin müstahsil makbuzları ile alımlara ilişkin tüm ödeme belgelerinin dosyaya ibraz edildiğini, dosyada dinlenen tanıkların davacıya ürün satan müstahsiller olup ifadelerinde ürün alımının ne şekilde yapıldığını ve ne kadar ürün toplandığını net olarak ifade ettiklerini, tüm tanık ifadelerinin birbirleriyle uyumlu ve örtüşür nitelikte olduğunu, davacının sipariş usulü ile satışlarını hep aynı firmalara yaptığını, yargılama aşamasında defalarca talep etmelerine rağmen mahkemenin müvekkilinin mal satışı yaptığı müşterilerinin sipariş formlarını dikkate almadığını, eksik inceleme yapıldığını, 30.10.2014 tarihinden sonraki tek alımın hırsızlık olayına konu mallara ilişkin olduğunu, borsa kayıt işleminin malın alındığı ayı izleyen ayın 20. gününe kadar yani Ocak ayının 20. gününe kadar yapılabileceğini, malların çalınması nedeniyle kayıt yapılmasının mümkün olamadığını, sadece 3 firma ile çalışması olan müvekkilinin talep üzerine mal satışı gerçekleştirilen satımları ile alımlarının uyum içerisinde olduğunu, müstahsil makbuzları ile alınan ürünlerin 22.12.2014 tarihinde çalınması sebebiyle müvekkilinin 103.604,70 TL maddi zarara uğradığını ve bunun ispatlandığını, sırf davacının ticari defterlerinin zayi olması sebebiyle verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş yeri sigorta poliçesi kapsamında zararının tazminini isteyen sigortalı davacının, rizikonun gerçekleştiği tarihte iş yerinde bulunduğunu iddia ettiği malın işyerinde bulunduğunu yani zararının varlığını ispatla mükellef olduğu, davacının, zararının varlığını ispat bakımından delil olarak müstahsil makbuzları ile ticari defter ve belgelerine dayanmış olup davacı vekilinin muhasebecinin değişmesi nedeniyle ticari defterlerin zayi olduğunu belirterek ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacı tanığı olarak dinlenen muhasebecinin ise davacının işletmesini 2015 yılının sonunda terkin ettiği, hırsızlık olayından sonra terkin zamanına kadar faal olmadığı ve muhasebeci değişikliği olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, davacı işletmesinin mizan raporunun noter onayına tabi ticari defter veya belge niteliğinde olmaması, yevmiye defteri gibi detaylı bilgi vermemesi, mizan detayını içerir muhasebe kayıtlarında eksiklikler ve çelişkiler bulunması ile kayıtların fiktif olması nedeniyle mizan detayının davacının gerçek mal alımlarına ilişkin davacı lehine delil teşkil etmediği, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden mal alımlarına ilişkin ibraz edilen müstahsil makbuzlarının ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği, müstahsil makbuz bedellerinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne şekilde ödendiği hususunun tespit edilemediği, dosyaya sunulan müstahsil makbuzları ile satın alındığı iddia edilen ürünlerin çalınması halinde dahi ticaret borsasına ve maliyeye bildirilerek beyannamelerin verilmesi gerektiği halde ticaret borsasına ve maliyeye bildirimde bulunulmadığı, 2014 yılı 12 nci ayına ilişkin KDV beyannamesinin sunulmadığı, müstahsil makbuzlarının yasal bildirimine ilişkin herhangi bir resmi belge ibraz edilmediği, mal alımlarına ilişkin müstahsil makbuzlarının gerçekliği ve geçerliliğinin noter onaylı ticari defter veya aynı değerde belgeler ile doğrulanamadığından ve gerekli beyannameleri verilmediğinden, davacının delil olarak ibraz ettiği mal alımlarına ilişkin müstahsil makbuzlarının gerçek alımları yansıttığının ve zararın varlığının ispat edilemediği sonucuna ulaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hırsızlık rizikosu nedeniyle işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta bedeli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14172, K. 2023/9220, T. 14.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-14172-e-2023-9220-k-9c5e4b535d2a