Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/7388 E. 2012/10110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/7388
- Karar No
- 2012/10110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vd. vekili Avukat ... Karael tarafından, davalı ... vd. aleyhine 07/07/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 01/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 11/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava; manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş, davalı İl Sağlık Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili, davacılardan .....'nün doğum için İdil Devlet Hastanesine gittiğini, burada doğum için ebe ...'nun müdahale ettiğini, ancak karnına sert müdahale edilmesi nedeniyle rahminin yırtıldığını, bu yırtılma sonucu dolan kanla çocuğun boğulduğunu, daha sonra Mardin Devlet Hastanesine sevk edilince burada Rafide'nin rahminin alındığını, bu nedenle asıl davada davalı İl Sağlık Müdürlüğü'nden, birleşen davada da ebe davalı ...'dan davacı ... için 50.000 TL, davacı ... içinde 5.000 TL olmak üzere 55.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildikten sonra 01/03/2012 günlü kararla olayda hizmet kusuru bulunduğundan, davaya bakmakta idari yargının görevli olduğundan bahisle "Mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmştir. Mahkemece davalı kurum yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğru ise de dosyanın karar kesinleştiğinde Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Çünkü İdare Mahkemelerinde ne şekilde dava açılacağı İ.Y.U.K.'da gösterilmiş olup, Adli Yargıda verilen görevsizlik kararı sonucu dosyanın gönderilmesi ile idari yargıda dava açılmış olmaz. Bu durum adli yargının kendi içinde verdiği görevsizlik kararları için mümkündür. Bunun dışında birleşen dosya davalısı olan ..., gerçek kişi olup yine İ.Y.U.K.'na göre İdare Mahkemesinde gerçek kişiler aleyhine dava açılamaz. Somut olayda davalı ...'nun kişisel kusuruna dayanıldığına göre bu davalı hakkındaki davanın esası incelenerek, taraf delilleri toplanıp varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken gerçek kişi davalı hakkında da yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan dairemiz çoğunluğunun onama görüşüne katılmıyorum. 11/06/2012 KARŞI OY YAZISI Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır. Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, taraflardan birinin davacı ve davalı olma sıfatının bulunmadığının anlaşılması halinde açtığı veya aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle ret edilmesi gerekirken mahkemece kabul edilmesi halinde, ilgili tarafça itiraz ve temyiz edilmese dahi dosya kapsamından taraf sıfatının yokluğunun temyiz incelemesi sırasında Yargıtay'ca anlaşılması halinde yasaların mahkemelerce uygulanmasını denetleyen Yüksek Mahkeme olarak sıfat yokluğu nedeniyle ilgili taraf hakkında davanın ret edilmesi yönünde kararı bozması gerektiği, bu durumun re'sen incelenecek hususlardan olması nedeniyle aleyhe bozma yasağını ihlal etmeyeceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 11/06/2012