Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/6732 E. 2026/12404 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6732
- Karar No
- 2026/12404
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/464 E., 2025/232 K. SUÇ :Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2026 tarihli ve KYB-2026/61771 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinde yer alan "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.", şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın, kızı olan ...'i telefonla arayarak telefonda eşi olan katılan ...'e gıyapta hakarette bulunduğunun, hakaret sözlerini sarf ettiği sırada, katılanın ...'in yanında olduğunu da bilmeden sözleri sarfettiğinin anlaşılması karşısında; gıyapta hakaretin cezalandırılması için aranan, fiilin en az üç kişi ile ihtilat edilerek işlenmesi şartının gerçekleşmediği ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı cihetle, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Hakaret suçunun huzurda işlenmesinin en tipik örneği, fiilin mağdurun yüzüne karşı işlenmesidir. Fail, bu durumda hareketi doğrudan öğrenir. Suçun huzurda işlenmiş olması mutlaka fail ile mağdurun fiilin işlendiği sırada yüz yüze olmasını gerektirmez. Şayet fail, fiili işlediği sırada mağduru hedef alan hakaretinin mağdur tarafından da doğrudan algılanabileceğini biliyor ve istiyorsa, bu durumda da suç huzurda işlenmiş sayılacaktır. Hakaret suçunun huzurda işlenmemesine rağmen, Kanun tarafından huzurda işlenmiş gibi cezalandırılan hali ise, ileti yoluyla yapılan hakarettir. TCK’nın 125/2. maddesinde, “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.” demek suretiyle, tahkir edici nitelikteki fiilin, ileti yoluyla mağduru hedef alması durumunda failin huzurda hakaret etmiş gibi cezalandırılacağı belirtilmiştir. Buna göre, hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı bir mesaj huzurda söylenmiş gibi cezalandırılacaktır. İleti yoluyla hakarette, failin kullandığı vasıtalar ile mağduru hedef aldığını bilmesi ve mağdur tarafından bu fiilin öğrenileceğini istemesi gerekir. Şayet ileti mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise, huzurda hakaret suçu oluşmayacaktır. Zira, fail mağdurun hakareti öğrenmesi kastıyla hareket etmemiştir. Bu durumda fail ancak ihtilat kastıyla hareket etmiş ve şartları oluşmuş ise, gıyapta hareket suçundan cezalandırılabilecektir. İleti yoluyla hakaretin, huzurda hakaret gibi cezalandırılabilmesi için sanığın iletilme kastı ile hareket etmesi gerekir. Somut olayda; katılanın sanığın telefonla tanık ... ile yaptığı görüşmesini duyduğunu belirtmiş ise de sanığın sözleri katılana yönelik söyleme kastının bulunmaması nedeniyle eylemin gıyapta hakaret niteliğinde olduğu ve gıyapta hakaret suçunda olayın üç kişi ile ihtilat unsurunun da oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE, 2. Sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine ilişkin Bafra 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli ve 2024/464 esas, 2025/232 sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca, Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden sanığın hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE, 4. Sanığın beraat etmesi nedeni ile bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
5. Hükmolunan cezanın çektirilmemesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.