Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/10066 E. 2026/11268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10066
- Karar No
- 2026/11268
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2254 E. 2022/3225 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine verilmiştir. Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince hüküm kaldırılarak mahkûmiyet hükmü verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsurları oluşmamış olmasına rağmen sanık hakkında mahkumiyet hükmü verildiğine, sanığın taşkınlık ya da görevi engelleyici bir işlem yapmadığına, hakaret etmediğine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması ve sanığın polis memurlarınca kötü muameleye tabi tutulduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE Sanık savunması, olay tutanağı, katılan beyanları, CD inceleme tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçları işlediğine, kullanılan ifadelerin katılanların şeref ve saygınlığını küçük düşürücü nitelikte olduğuna; tehdit niteliğindeki sözlerin direnme suçunun unsurunu oluşturduğundan atılı suçlardan sanığın mahkumiyetine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde bulunmuş, temyiz nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanığa yükletilen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, hakaret suçu yönünden oy birliğiyle, görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Sinanpaşa Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanığın eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. TCK 265/1. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun basit şeklini oluşturan eylem "kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması" olarak tanımlanmıştır. Fiil unsuru; Suçun oluşması için fiil unsurunda aranan hareketler cebir veya tehdittir. Suç bu yönüyle seçimlik ve aynı zamanda bağlı hareketli bir suçtur. Sadece seçimlik iki hareketle işlenebilir. Bunlar cebir kullanmak veya tehdit ederek kamu görevlisinin görevini yaptırmamaktır. Kullanılan cebrin veya tehdidin nesnel olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olması, kamu görevlisini görevini yapmaktan alıkoymaya elverişli olması gerekir. Cebir veya tehdidin kamu görevlisinin iradesi üzerinde etkili olması, kamu görevlisinin görevini yapmak konusunda direncini kırmaya elverişli olması gerekir. Görevliye karşı cebir veya tehdit niteliğinde olmayan pasif direnme bu suçu oluşturmaz. Yine tehdit içeren söz ve eylemlerin objektif olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olmaması halinde bu suç oluşmaz. Manevi unsur; Bu suçun manevi unsuru yönünden failin suçun tanımındaki tüm unsurları bilerek eylemini gerçekleştirmesi yeterli değildir. Failin bu yanında kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit eylemini görevini yapmasını engellemek saiki ile gerçekleştirmesi gerekir. Bu suçu TCK. 106. maddedeki tehdit ve 86. maddedeki yaralama suçundan ayıran yegane faktör işte bu "görevin yapılmasını engelleme" saikidir. Failin saiki bir görevin yerine getirilmesini engellemeye yönelik ise artık TCK 265/1. maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Bu suç yönünden "görevi yaptırmamak" unsurunun da açıklığa kovuşturulması gerekir. Her şeyden önce; 1- Failin yetkisi kapsamında ifa ettiği bir görevinin bulunması, 2- İfa edilen kamu görevi ile failin eylemi arasında bir nedensellik bağının bulunması yani failin ifa edilen kamu görevi nedeniyle eylemini kamu görevlisine yönlendirmesi gerekir. 3- Kamu görevinin henüz tanımlanmamış olması, 4- Kamu görevinin icrasına başlanması zorunlu olmayıp, icrasına başlanacağı konusunda bir kuşku bulunmaması nedeniyle failin görevin başlamasını engellemek için hareket etmesi, 5- Cebir veya tehdidin görevi ifa edecek kamu görevlisinin bizzat kendine yönelmesi veya üçüncü kişiye yönelme dahi kamu görevlisini de etkilemeye (Örneğin; görevlinin çocuklarına yönelik tehdit gibi) yönelik olması gerekir. Somut olayda, sanığın eyleminin nesnel olarak kamu görevlilerinin görevlerini yapmasına engel olacak nitelikte olmadığından, görevi yaptırmamak için direnme suçu oluşmamıştır. Bu suç yönünden mahkumiyet kararının bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.