Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/3557 E. 2026/10539 K. – Cumhurbaşkanına

Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3557
Karar No
2026/10539
Karar Tarihi
Konu
Cumhurbaşkanına Hakaret

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/317 E., 2023/1288 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, 5237 sayılı Kanun’un 43/2. maddesinin uygulama alanı bulunmadığına, kararın bozulması gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Cumhurbaşkanına hakaret suçunda, Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil, Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret ve sövme suçunun oluşması için de onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüşe ve anlayışa göre belirlenmelidir. Bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, s.80 vd.) Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu, demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olması gerekmektedir. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; katılanın görevinin niteliği de dikkate alındığında eleştiriye daha fazla katlanmak zorunda olması ve kendisine yönelik eleştirilerin sınırlarının çok daha geniş tutulması gerektiğinden, suça konu edilen paylaşımın muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, 2. Kabule göre de; Sanığın aynı eylemi ile kanunun birden fazla hükmünü ihlal ettiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereğince ihlal edilen hükümlerden en ağırı olan Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, şartları oluşmadığı halde sanığın cezasında 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılması, Hukuka aykırı bulunmuştur. l V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/3557, K. 2026/10539, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-3557-e-2026-10539-k-bbafaa280bf7