Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/3974 E. 2025/11125 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3974
- Karar No
- 2025/11125
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1878 E., 2022/727 K. SUÇ: Hakaret HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; şikayetçilerin soyut beyanlarına göre hükmün verildiğine, atılı suçu işlemediğine, asıl kendisinin mağdur edildiğine üst sınırdan haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiğine, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, 1.5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçunda mağdur kamu görevlisi olup kamu görevlisinin, anılan Kanun'un 6/1-c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının anılan maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Bu kapsamda, mağdurların sanığa kimlik sorulması üzerine çıkan tartışmada sanığın mağdurlara hakaret ettiği, 11.06.2020 tarihinde kabul edilen, 18.06.2020 tarihli ve 31159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerine durdurma, kimlik sorma ve benzer yetkilerin tanınması, suç tarihi olan 29.08.2019 tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi kapsamında kaldığının gözetilmemesi, 2. 1.no'lu bozma ilamına uyulması halinde, a. 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun uzlaştırmaya tabi olması karşısında, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemlerinin yapılmasında zorunluluk bulunması, b. Takibi şikayete bağlı hakaret suçuna ilişkin olarak, mağdur ...'nin 25.06.2021 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesi uyarınca mağdurun şikayetten vazgeçmesini kabul edip etmediği sanığa sorularak, sonucuna göre hakkında anılan Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmesi, Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2025 tarihinde karar verildi.