Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/14294 E. 2025/2839 K. – Cumhurbaşkanına

Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2022/14294
Karar No
2025/2839
Karar Tarihi
Konu
Cumhurbaşkanına Hakaret

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/491 E., 2022/769 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2017 tarih, 2015/388 Esas, 2017/998 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 06.12.2017 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Sanığın denetim süresi içerisinde 11.10.2019 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarih, 2021/418 Esas, 2021/727 Karar sayılı kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir. 3.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın demokratik hakkını kullanmak için bahse konu etkinliğe katıldığına ve kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde soruşturma aşamasında alınan beyanını kabul etmiş ise de sonradan bu sloganları atmadığını beyan ettiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı yasanın 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi 07.02.2019 tarih, 2014/18780 başvuru numaralı (... ve diğerleri başvurusu) kararında, başvuru konusu olaydaki kalıplaşmış sloganların tekrarından ibaret sloganlar kitlesel eylemler yapan bazı grupların kolluk güçleri ile karşılaştıkları durumlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın genel nitelikli olduğu değerlendirilmiş ve başvuru konusu olayda görev yapan polislerin kişisel şeref ve itibarına yönelik olmadığı kabul edilmiştir. Yargılamaya konu somut olayda; suç tarihinde Birleşik Haziran Hareketi Platformu isimli gruba üye 170 kişilik grubun toplanarak ... Meydanı'nda bulunan ... Otel'de CHP Milletvekili ... ile ... ...'un katılımıyla düzenlenecek olan foruma katılmak üzere yürüyüş düzenledikleri sırada grup içerisinde bulunan sanığın söylediği tespit edilen slogan niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve sarsıcı ağır eleştiri niteliğindedir.Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla somut olayda hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. Tebliğname'de yer alan görüşe bu sebeple iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay ... Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanığın söylediği sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda; sanığın olay tarihinde Samsun İli, ... İlçesinde Birleşik Haziran Hareketi Platformu isimli gruba üye kişilerin katılımıyla düzenlenen yürüyüşe katıldığı ve yürüyüş esnasında "hem hırsız hem katil ..." ve "hem katil ..." şeklinde yüksek sesle slogan attığı, sanık tarafından söylenen bu sözlerin Cumhurbaşkanının şeref, onur ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu; Anayasa Mahkemesinin 07.02.2019 tarih ve 2014/18780 başvuru sayılı kararında "katil polis" şeklinde söylenen slogan niteliğindeki sözlerin suç teşkil etmeyeceği belirtilmişse de, bu kararda da açıklandığı gibi bu sözler genel nitelikte ve polisin müdahalesi üzerine söylenen sözler olup incelemeye konu bu dosyada ise; sanığın sarf ettiği sözlerin doğrudan Cumhurbaşkanını kastederek şahsına yönelik ve söz konusu AYM kararında belirtilen şekilde genel bir ifade niteliğinde olmadığı dikkate alındığında, tahkir kastı ile hareket ettiği kanaatine varılmış olup, sanığın üzerine atılı hakaret suçunun oluştuğu düşüncesindeyiz. Yukarıda belirtilen gerekçelerle mahkûmiyet kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/14294, K. 2025/2839, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2022-14294-e-2025-2839-k-75d3fa882d7d