Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/39524 E. 2024/12946 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/39524
- Karar No
- 2024/12946
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ: Hakaret HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Biga Sulh Ceza Mahkemesinin 17.02.2014 tarih, 2013/450 Esas, 2014/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan ayrı ayrı iki kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve bu karar 08.04.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 2.Sanığın denetim süresi içerisinde 29.01.2018 tarihinde kasten yaralama ve tehdit suçlarını işlediğinin ihbar edilmesi üzerine Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2019 tarih, 2018/450 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükümlerin aynen açıklanmasına karar verilmiştir. 3.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, olay tarihinde maddi durumu iyi olmadığından ve hasta olduğundan mesleğini zor koşullar altında yaptığına, polislerin kendisine iyi davranmadığına, yaşanan durumdan pişman olduğuna, cezasının iptaline ya da düşürülmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı, mağdur polis memurlarının birbirleriyle uyumlu beyanda bulunmaları, tanıklar M.K. ve M.C.'nin iddiayı doğrulaması ve 02.07.2013 tarihli olay tutanakları karşısında, sanığın mağdurlara hakarette bulunduğundan bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmesine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın adı geçen Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hareketin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın tescilsiz ve plakasız motorsiklet kullanması nedeniyle kendisini durduran trafik polisi mağdur T.E.'ye hakarette bulunduktan sonra adli işlemlerini gerçekleştirmek üzere götürüldüğü emniyet amirliğinde bulunan polis memuru mağdur T.Ş.'ye de hakarette bulunması biçiminde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi nedeniyle, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi de uygulanarak bir kez cezalandırılması gerekirken, her bir mağdur yönünden ayrı ayrı cezalandırılması, 2.Sanığın mağdur T.E.'ye yönelik hakaret eylemini aleni sayılan sokakta işlemesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddesinin beşinci fıkrasının gözetilmesine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.