Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/39215 E. 2024/13957 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/39215
- Karar No
- 2024/13957
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, katılanın sanığa hakaret ederek tartışmayı başlattığına, tanık B. İ.'nin beyanlarına itibar edilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, suçun ve aleniyet müessesesinin unsurlarının oluşmadığına yöneliktir. III. GEREKÇE Temyiz sebebi olarak ileri sürülen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği anlaşılmış; ayrıca katılan beyanı ve bu beyanı doğrulayan inceleme dışı katılanların anlatımları doğrultusunda sanığın atılı suçu işlediğine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak; 1. Cumhurbaşkanına hakaret ile hakaret suçunun işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 299 ve 125. maddelerinin ihlal edilmesine karşın, eylemin tek olması nedeniyle, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2021/4 Esas, 2022/512 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, aynı Kanun'un 44. maddesi gereğince daha ağır hüküm içeren aynı Kanun'un 299. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerekmesi ve dosya kapsamından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan ayırma kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, bahse konu soruşturmanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde usulüne uygun şekilde dava dosyasının incelenmesi ve tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek, hakaret suçundan verilen cezada fikri içtima hükümleri nazara alınıp sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi 2. Kabule göre de; a. Özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun'un 23. maddesine göre özel güvenlik görevlisi olan mağdurların kendilerine karşı işlenen suçlar nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, katılanın bu koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile sanık hakkında hüküm kurulması, b. Katılan ... ile inceleme dışı katılanlar ... ve ...'ın beyanlarında, sanık ile katılanın güvenlik kulübesi içerisinde tartıştığı ve davaya konu sözlerin de kulübe içerisinde söylendiğini belirtmeleri karşısında öncelikle suçun işlendiği yerin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve aleniyet ögesinin oluşup oluşmadığının tespiti ile sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki suçun 5237 sayılı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma olması ve bu suçun hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.