Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/37677 E. 2024/10724 K. – Hakaret

Konu: Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2021/37677
Karar No
2024/10724
Karar Tarihi
Konu
Hakaret

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3558 E., 2019/3794 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince sanığın hakaret suçundan ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, söz konusu paylaşımları kendisinin yapmadığına, bu hususun IP numarasının tespit edilmesi ile ortaya çıkacağına, verilen cezanın fahiş olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinin hatalı olduğuna, kararın bozulması vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; 1. Sanığın, katılanlara hitaben Facebook hesabından yapmış olduğu 25.10.2017 ve 27.10.2017 tarihlerindeki paylaşımlarındaki sözlerin katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması, 2. Kabule göre de; Sanığın 28.10.2017 tarihli paylaşımındaki sözlerinin, hakaret eylemlerinin hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/37677, K. 2024/10724, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2021-37677-e-2024-10724-k-466ae5e03362