Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/36627 E. 2024/10842 K. – Görevi Yaptırma
Konu: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/36627
- Karar No
- 2024/10842
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3260 E., 2019/4364 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk derece Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan beraat kararı verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteminin; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozulması gerektiğine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. GEREKÇE 1. Sanığın İleri Sürdüğü Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık savunması, katılan ve tanıkların beyanları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın mahkûmiyeti yönündeki Mahkemenin inanç ve takdiri yerinde olduğundan temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Kiraz Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.09.2024 tarihinde karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanığın eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. TCK. 265/1. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun basit şeklini oluşturan eylem "kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması" olarak tanımlanmıştır. Fiil unsuru; Suçun oluşması için fiil unsurunda aranan hareketler cebir veya tehdittir. Suç bu yönüyle seçimlik ve aynı zamanda bağlı hareketli bir suçtur. Sadece seçimlik iki hareketle işlenebilir. Bunlar cebir kullanmak veya tehdit ederek kamu görevlisinin görevini yaptırmamaktır. Kullanılan cebrin veya tehdidin nesnel olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olması, kamu görevlisini görevini yapmaktan alıkoymaya elverişli olması gerekir. Cebir veya tehdidin kamu görevlisinin iradesi üzerinde etkili olması, kamu görevlisinin görevini yapmak konusunda direncini kırmaya elverişli olması gerekir.
Görevliye karşı cebir veya tehdit niteliğinde olmayan pasif direnme bu suçu oluşturmaz. Yine tehdit içeren söz ve eylemlerin objektif olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olmaması halinde bu suç oluşmaz. Manevi unsur; Bu suçun manevi unsuru yönünden failin suçun tanımındaki tüm unsurları bilerek eylemini gerçekleştirmesi yeterli değildir. Failin bu yanında kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit eylemini görevini yapmasını engellemek saiki ile gerçekleştirmesi gerekir. Bu suçu TCK. 106. maddedeki tehdit ve 86. maddedeki yaralama suçundan ayıran yegane faktör işte bu "görevin yapılmasını engelleme" saikidir. Failin saiki bir görevin yerine getirilmesini engellemeye yönelik ise artık TCK 265/1. maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Bu suç yönünden "görevi yaptırmamak" unsurunun da açıklığa kovuşturulması gerekir. Her şeyden önce; 1- Failin yetkisi kapsamında ifa ettiği bir görevinin bulunması, 2- İfa edilen kamu görevi ile failin eylemi arasında bir nedensellik bağının bulunması yani failin ifa edilen kamu görevi nedeniyle eylemini kamu görevlisine yönlendirmesi gerekir. 3- Kamu görevinin henüz tanımlanmamış olması, 4- Kamu görevinin icrasına başlanması zorunlu olmayıp, icrasına başlanacağı konusunda bir kuşku bulunmaması nedeniyle failin görevin başlamasını engellemek için hareket etmesi, 5- Cebir veya tehdidin görevi ifa edecek kamu görevlisinin bizzat kendine yönelmesi veya üçüncü kişiye yönelme dahi kamu görevlisini de etkilemeye (Örneğin; görevlinin çocuklarına yönelik tehdit gibi) yönelik olması gerekir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirirsek; trafik polislerinin sanık hakkında ceza tutanağı düzenleyip görevlerini tamamlamalarından sonra karakola götürülünce daha önceden hakkında işlem yapan trafik polislerine yönelik olarak tehdit içeren sözler söylediği, görevin tamamlanmasından sonra söylenen sözlerin TCK 106/1 maddede düzenlenen tehdit suçunu oluşturması nedeniyle kararın bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.