Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/30490 E. 2022/25739 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/30490
- Karar No
- 2022/25739
- Karar Tarihi
KARAR Hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/2, 129/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 740,00 Türk Lirası adli para cezası ile hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Kanun’un 125/2, 129/1, 106/1-1. Cümle, 29/1, 62 (iki kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince haklarındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 2.180,00 Türk Lirası maktu ücreti vekaletin sanıklardan ayrı ayrı tahsili ile katılana verilmesine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2018 tarihli ve 2018/212 esas, 2018/629 sayılı kararına karşı sanık ... müdafisi tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın reddine ilişkin merci ... Ağır Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2019/208 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26/10/2020 gün ve 2020/88550 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978 tarih ve 2/324-350 sayılı kararında belirtildiği üzere, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasının değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedinin esas alındığı ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı tayinini öngördüğü, buna göre, ayrı ayrı dava açılmadıkça vekalet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün bulunmadığı, Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/(1) maddesinde; "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, sanıklar aleyhine hükmedilen ücreti vekaletin sanıklardan eşit olarak tahsil edilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “Olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay tarafından incelenmesini sağlamak suretiyle ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur. 26/10/1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile delillerin değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/06/1971 gün ve 497-209, 07/02/1972 gün ve 447-72, 24/02/1975 gün ve 37-32, 14/06/2005 gün ve 66-65, 07/02/2006 gün ve 172-10, 22/10/2013 tarih ve 2012/11-1322-2013/421 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olması şahsi hak olma niteliğini değiştirmeyeceğinden ve kişisel hakka ilişkin olarak yapılan aykırılıklar nedeniyle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, vekalet ücretinin sanıklardan ayrı ayrı tahsiline hükmedilmesine yönelik karar kanun yararına bozma isteminin konusu olamayacağından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç ve Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.