Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/30299 E. 2023/16547 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/30299
- Karar No
- 2023/16547
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kasten yaralama
Sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan, sanıklar ..., ..., ... ile ... hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, yalnızca itiraz yolu açık olup itiraz yasa yolunun da tüketilmiş olduğu, anlaşılmıştır. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu karar ile 1. Sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan, sanıklar ..., ..., ... ile ... hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat, Kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz isteği; sübuta, vesaire, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanıkların katılana "Ananı avradını, Allah'ını sinkaf ederiz." diyerek tehdit ve hakaret ettiklerinin iddia edildiği olayda; - Sanıkların suçlamayı kabul etmedikleri, - Katılanın kolluktaki anlatımında hakaret eyleminden söz etmediği, savcı huzurunda ve mahkemedeki anlatımlarda sanıkların kendisine hakaret ettiği yönünden beyanda bulunduğu, - Tanık ...'nin, sanıkların katılana hakaret etmedikleri yönünden beyanda bulunduğu, - Katılanın oğlu olan tanık ...'nin hakaret eylemine dair herhangi bir anlatımda bulunmadığı, Tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Tehdit Suçundan, Sanıklar ..., ..., ... ile ... Hakkında Tehdit ve Kasten Yaralama Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden Sanıklar ..., ... hakkında tehdit suçundan, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, yalnızca itiraz yolu açık olup itiraz yasa yolunun da tüketilmiş olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Hakaret Suçundan Verilen Beraat Hükümleri Yönünden 1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların suçlamayı kabul etmemeleri ve hakaret eylemini doğrulayan tanık anlatımının bulunmaması karşısında, atılı suçu işledikleri şüphe boyutunda kalan sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Tehdit Suçundan, Sanıklar ..., ..., ... ile ... Hakkında Tehdit ve Kasten Yaralama Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerekli olup, bu Kanun yolunun da tüketilmiş olduğu anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ve ... Hakkında Hakaret Suçundan Verilen Beraat Hükümleri Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.