Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/4342 E. 2013/8160 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/4342
- Karar No
- 2013/8160
- Karar Tarihi
Hakaret suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/3-a, 43/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 12 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanunun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, (İSTANBUL) 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25.11.2011 tarihli ve 2009/224 esas, 2011/625 sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2013 gün ve 319448 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; “Sanığın tekerrüre esas alınan Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/07/2008 tarihli ve 2007/548 esas, 2008/797 sayılı kararına konu 2.000 yeni Türk lirası adlî para cezasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 305/1-son. maddesi uyarınca kesin olması karşısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Sanık ... hakkında, hakaret suçundan açılan kamu davasında, İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2011 tarihli kararı ile 12 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/07/2008 tarihli ve 2007/548 esas, 2008/797 sayılı kararı tekerrüre esas olduğundan, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında tekerrür hükmüne yönelik olarak Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Mahkemece mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına esas alınan ilamın, tekerrür şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı TCK'nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinde; “(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz… (6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. (7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir...” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu düzenlemelere göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceden işlenen bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olma, bu hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi ve yeni suçun belirli süreler içerisinde işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. İncelenen dosyada, mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uygulamasına esas alınan önceki hükümlülüğün, sanığa Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/07/2008 tarihli ve 2007/548 esas, 2008/797 sayılı kararıyla, kasten yaralama suçundan doğrudan verilen 2.000,00 TL adli para cezasına ilişkin olduğu görülmektedir. Söz konusu mahkumiyetin, hüküm tarihi itibariyle (Anayasa Mahkemesinin CMK’nın 305/2. maddesine yönelik iptal kararının yürürlüğe girdiği 07/10/2010 tarihi öncesinde) 2.000 lirayı aşmayan para cezasına ilişkin olması nedeniyle, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde, bu ilamın dışında tekerrür uygulamasına esas alınabilecek mahkumiyet hükmünün bulunduğu görülmektedir. Somut olayda tekerrür koşulları mevcut olduğundan, mahkemenin mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasının yerinde olduğu, yanlış ilam gösterilmiş olması nedeniyle tekerrür hükümlerinin karardan tamamen çıkarılmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmesinin zorunlu olmadığı, hangi ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin, ilgili ilamların kesinleşme ve infaz şerhli örnekleri de temin edilmek suretiyle infaz aşamasında değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Hakaret suçundan sanık ... hakkında, (İSTANBUL) 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25.11.2011 tarih ve 2009/224 esas, 2011/625 sayılı kararının, CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- "Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/09/2008 tarihinde kesinleşen 2007/548 esas, 2008/797 sayılı kararının tekerrüre esas alınmasına" ilişkin ibarenin karardan ÇIKARILMASINA, 3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararı uyarınca, tekerrüre esas alınabilecek ilamın adli sicil kaydında yer alan ilamların kesinleşme ve infaz şerhli örnekleri de temin edilmek suretiyle, İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca infaz aşamasında mahallinde değerlendirilmesine, karardaki diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.