Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/20251 E. 2013/29933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/20251
Karar No
2013/29933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Tehdit, hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 27/11/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Sanığın, iddianameye konu fiilden sorumluluğu esastır. CYY'nın 225/1 nci maddesindeki düzenlemeye göre, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” Bu düzenleme gereğince, iddianamede unsurları gösterilmeyen suça ilişkin fiilden fail sorumlu tutulamayacaktır. Hükmün konusu iddianamedeki fiil olunca, iddianamedeki sevk maddesinin değil, fiilin/sözün/hareketin dikkate alınması ve bu fiilin nitelendirmesinin mahkemece serbest biçimde takdir edilmesi esastır (m. 225/2). Böyle bir düzenleme getirilmesinin nedeni, failin, açık, anlaşılabilir bir fiilinden sorumlu olacağının benimsenmesidir. Konuyla ilgili olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7 nci maddesinde de, sanığın hakkında iddianamede belirtilenden başka bir eylem nedeniyle yargılama yapılamaz ve ceza verilemez düzenlemesi bulunmakta olup, bu düzenleme de Anayasanın 90. maddesi gereğince iç hukukun doğrudan uygulanan bir kuralıdır. AİHS'nin bu hükmü ile AİHS 6 nci maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda sözleşmenin 7 nci maddesine aykırılık, 6 ncı maddesindeki ve Anayasanın 36/1 nci maddesindeki “adil yargılanma hakkının” ihlali sonucunu doğuracaktır. Çünkü, iddianamede yer almayan bir fiilden dolayı kişiyi o fiilden dolayı sanık olarak adlandırmak, sözleşmenin 7 ve 6/1 nci maddesindeki adil yargılanma ve 6/2 nci (Anayasanın 38/4) maddeleri gereğince masumluk ilkesinin ihlali olacaktır. Somut olayımızda, mağdurun dile getirdiği iddialardan bir kısmı iddianameye alınmış ve bunlar sair tehdit kapsamında olduğu halde, hükümde kabul edilen fiilden ayrıca dava açılıp birleştirme veya ek savunma hakkı da verilmeden, iddianamede açıkça yer almayan sözlerden de dava açılmış gibi karar verilmiştir. Yeni ceza sisteminde iddianamenin kabulü kurumuna yer verilmesi ve duruşmada ortaya çıkan suçtan dava açılmamış olsa da karar verilmesi sisteminden vazgeçilmesi (1412, m.259) karşısında, esas mahkemesi kararının bozulması yerine, onama kararı verilmesi nedeniyle yüksek çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/20251, K. 2013/29933, T. 27.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-20251-e-2013-29933-k-59b8ab416d46