Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/319 E. 2026/4075 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/319
- Karar No
- 2026/4075
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/16 E., 2025/1604 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/348 E., 2024/522 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin uzun yıllar davalı ... ve diğer davalı annesi...’ün iş yerinde çalıştığını ve zamanla bir aile gibi olduklarını, davalılara duyduğu güvenden dolayı çeşitli zamanlarda yüklü miktarda borç verdiğini, ancak davalıların hiçbir sebep göstermeden ve tazminatını dahi ödemeden kendisini işten çıkardığı için aralarının bozulduğunu, davalılara "105.000,00 TL, 22... ,07 gram altın bilezik, 6 adet çeyrek altın, 8.000,00 TL, 50 Euro para şeklinde bir miktar para, döviz ve altın 2021 yılı Temmuz ayı itibariyle tarafınıza benim tarafımdan ödünç olarak verilmiştir. Tarafımca yapılan ve yukarıda belirtilen bu ödemelerden 30.000,00 TL nakit para ve 2 çeyrek altın tarafınızca ödenmiş ancak kalan miktar işbu ihtar tarihi itibariyle ödenmemiştir." ifadelerini içerir ihtarname gönderdiğini, ihtarnameye rağmen borcun kalan kısmının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; ihtarname ile talep edilenlerin davacının beyanlarından ibaret olduğunu, müvekkillerinin dava konusu bedelleri aldıklarına dair dosyada somut delil bulunmadığını, itirazın iptali davalarında ispat yükünün davacıda olduğunu, ancak davacının dava dilekçesinde delil olarak gösterdiği Whatsapp yazışmalarının tarihinin bile belli olmadığını, yazışmalarda bedele ilişkin tek bir ifade dahi bulunmadığını, davacı her ne kadar delil dilekçesinde tanık deliline dayanmış ise de dava konusu bedelin tanıkla ispat sınırının üzerinde kaldığını, tanık deliline muvafakat etmediklerini savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın elden verdiği borçların ispatına yarar şekilde davalılarla.... üzerinden yaptığı mesajlaşmaların delil başlangıcı niteliğinde olduğu, tanık ...'ın; davacının davalı ...'ün inşaat firmasında çalıştığını ve kendi yanında davacıdan borç istemesi üzerine, bedelini tam olarak hatırlamadığı miktarda, altın, Euro ve Türk Lirası olarak borç verildiğini ve davalının bu borcu davacıya ödemediğini beyan ettiği, tanık ...'ın ise; davacının davalının himayesinde çalıştığını ve davacıdan borç istemesi üzerine, bedelini tam olarak hatırlamadığı miktarda, altın, Euro ve Türk Lirası olarak borç verildiğini ve davalının bu borcu davacıya ödemediğini beyan ettiği, Whatsapp mesajlaşmalarında; davalı tarafın açık şekilde davacıya borçlarını ödeyeceklerine dair taahhüt içerikli ifadelerin yer aldığı, davalı taraflarca bu ifadelerin dava konusu alacak dışında farklı bir alacak konusunu ihtiva ettiği ya da söz konusu borcun ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalılar arasında geçtiği iddia edilen Whatsapp yazışmalarının tek başına delil niteliği olmayıp tanık beyanları ile desteklenmesi gerektiği, dinlenen tanık beyanlarının icra takibine konu edilen meblağın davalılara borç olarak verildiği hususunu ispata yeterli olmadığı, Mahkemece davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin teklif etme hakkını kullanmadığı, davacının iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının çelişkili olduğunu, tanık dinlenmesinin hukuka uygun olduğunu, tanık ifadelerinde herhangi bir çelişki olmadığını, dinlenen tanıkların müvekkilinin davalılara tam olarak ne kadar borç para verdiğinin bilmeleri imkansız olduğunu, tam olarak bilip teyit etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve böyle bir sorumluluklarının bulunmadığını, davalıların mesaj kayıtları ile borçlu olduklarını ikrar ettiklerini, davalılara güvenmediklerinden ve yalan yere yemin edebileceklerini düşünerek yemin teklif etmediklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, ispat yükü üzerinde olan davacının dayandığı Whatsapp yazışmaları ve tanık beyanlarıyla takip konusu miktarın davalılara ödünç verildiği ispatlanamadığı gibi yemin deliline dayanmaktan da vazgeçtiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.