Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2019 E. 2026/3214 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2019
- Karar No
- 2026/3214
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1464 E., 2025/1788 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/262 E., 2022/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin asıl ve ek kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Davacı vekilinin çekilme dilekçesinin davacı asile tebliğ edilmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı asile tebliğine dair tebligatın usulsüz olduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz isteminin süreden reddine dair 29.01.2026 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında dava konusu bağımsız bölümün satımı konusunda 27.01.2016 tarihinde satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin bağımsız bölümün bedelini ödediğini ve 30/06/2016 tarihinde ... Tapu müdürlüğünde dava konusu konutun tapu devrinin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin dava konusu bağımsız bölüme yerleştikten bir yıl sonra satış departmanında çalışan personeller tarafından taşınmazı satın almasında teşviki olan dava dışı ...'ın kendisinden çok daha iyi bir anlaşma ile taşınmazı satın aldığını öğrendiğini öyle ki dava konusu taşınmazın satışı için yapılan görüşmeler esnasında davalı Firmalar tarafından dava dışı şahıslara uygulanan “1 yıl kiralama opsiyonlu satış” imkanı hakkında Müvekkile yazılı ya da sözlü bir bilgitendirme yapılmadığını direkt satışa yönelik işlemlerin başlatıldığını ileri sürerek usulüne uygun bilgilendirilmediğinden ve bu opsiyondan yararlanma imkanı tanınmadığından bahisle zarara uğradığını ileri sürerek; 5.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla çekilen krediler sonucu uğranılan faiz kaybı, döviz alım satım işlemlerinden uğranılan kar kaybı ve mevduat hesaplarına bloke konulması sonucu uğranılan kar kaybı için 300,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; zamanaşımı itirazları olduğunu, davacıya yönelik müvekkili olan şirketlerden sadır maddi zarara yol açacak herhangi bir haksız fiil bulunmadığını, davacı tarafın ön ödemeli konut sözleşmesi ve bilgilendirme yükümlülüğüne ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, kampanya koşullarının internet sitesinde ilan edildiğini, müvekkiline atfedilebilecek haksız ticari uygulama, haksız fiil ya da hile niteliğinde bir fiil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar tarafından info(5)ormanada.com adresinden davacıya gönderilmiş bir bilgilendirme ve hatırlatma maili olduğu, mail ile, "Ormanada’da 2,19TL sabit dolar kuru için son gün 31 Ekim" şeklinde bir açıklamaya yer verilerek taşınmaz satışına ilişkin kampanya detaylarının davacının bilgisine sunulduğu, bunun yanında kampanya koşullarının Ormanada Evlerinin tanıtımının yapıldığı ve herkesin erişimine açık olan web sayfasında (http://...) açıkça ilan edildiği, bir ticari şirketin ürünlerini kampanyalı satışa ya da kiralamaya konu etmesi durumunda bu kampanyayı gizlemesi ticari hayatın gereklerine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tüketicilerin kampanyadan haberdar olunması için gerekli tüm duyurular ve açıklamaların web sitesi aracılığıyla yapıldığı, bir yatırım yapılacağı sırada araştırma yükümlülüğünün tüketicilerde olduğu, bunun yanında davacının yakınen tanıdığını iddia ettiği dava dışı ...'ın davacıdan önce davacının komşu taşınmazını satın aldığı, kendisinin; kendisine uygulanan fiyat ve sözleşme ayrıcalıklarının aynı şekilde davacıya da uygulanacağı yönündeki beyanlarının davalılar açısından bir bağlayıcılığı bulunmadığı, taşınmazı kiralama, satın alma ya da deneme süresi içinde kiraladıktan sonra satın alma seçenekleri arasında seçim yapma iradesinin tamamen alıcılara bağlı olduğu, söz konusu kampanyanın davacıdan gizlendiği iddiasının yerinde olmadığı, bir ticari uygulamanın haksız olarak kabul edilmesi için yöneldiği grubun ortalama üyesinin ekonomik davranışının esas alındığı, taraflara arasında akdedilen satım sözleşmesinin değeri ve yasal şekil şartı olarak noterde düzenleme zorunluluğu göz önüne alındığında web sayfasında duyurusu yapılan ve talep eden tüm kiracıların katılımına açık bir kampanyanın haksız ticari uygulama olarak nitelendirilemeyeceği, satıcı tarafın ön bilgilendirme yükümlülüğü arasında taşınmazı satın alma saikiyle hareket eden kişilere kiralama kampanyasının açıklanması ve kabul ettirilmesi şeklinde bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının zarar iddiasından davalıların sorumluluğunun olduğunun kabulü için davalılara atfedilebilecek kusur olması gerektiği somut uyuşmazlıkta davalılara atfedilebilecek bir kusur olmadığı bu nedenle davacının zarar iddiasından davalıların sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ek kararın hatalı olduğunu, davacının önceki vekilinin çekilme dilekçesinin davacıya tebliğ edilmemesi nedeniyle davacı asile yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, satıcının aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalıların sözleşme öncesi görüşmeler nedeniyle sorumlu olduğunu, davacının 1 yıl kiralama opsiyonlu satış kampanyası hakkında bilgilendirilmediğini, bu sebeple zarara uğradığını, davalı tarafından ilgili kampanyanın internet sitesinde yayınlandığına dair delil ve belge sunulmadığını, gerekli bilgilendirilmenin yapılmasına ilişkin ispat külfetinin satıcıda olduğunu, ileri sürerek; asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satışıına ilişkin görüşmeler esnasında davalı satıcıların diğer kampanyalar hakkında bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmedi iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının talep ettiği kampanya kapsamında davalı tarafından davacıya bilgilendirme yapıldığı, satıcı tarafın ön bilgilendirme yükümlülüğü arasında taşınmazı satın alma saikiyle hareket eden kişilere kiralama kampanyasının açıklanması ve kabul ettirilmesi şeklinde bir yükümlülük bulunmadığı, davacının dava konusu kampanyanın kendisinden gizlendiği iddiasını ispat edemediği, somut olayda davacının talep ettiği alacak kalemleri nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.