Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/996 E. 2025/5427 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/996
Karar No
2025/5427
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/411 E., 2024/173 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşmasız, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat....ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... ve ...'in vekili olan davalı arasında, ... ve ... 'e ait taşınmazların satışı için 23.02.2005 tarihli sözleşme imzalandığını, tarafların 700.000 USD karşılığında anılan taşınmazın müvekkiline devrini kararlaştırdıklarını, müvekkilinin de dava dışı maliklere sözleşmede yazılı bedeli ödediğini, gayrimenkul bedelinin ödenmesi sırasında dava dışı maliklerin talebi üzerine 123.000 USD tutarındaki çekin davalı adına düzenlendiğini ve tahsil edildiğini, 28.02.2025 tarihinde taşınmazın müvekkili adına tescil edildiğini, sonrasında müvekkili aleyhine Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/311 E. sayılı dosyası ile muvazaa nedeni ile açılan tapu iptal davasının kabulüne karar verildiğini, ödenen bedellerin iadesi için açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak davalı adına düzenlenmiş bulunan 123.000 USD'lik çek bedeline ilişkin taleplerinin ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedildiğini, bu kararın da 05.12.2013 tarihinde kesinleştiğini, netice olarak davalının 123.000 USD yönünden sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 123.000 USD' nin 28.02.2005 tarihinden itibaren faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira davaya delil olarak sunulan 23.02.2005 tarihli sözleşmenin müvekkili tarafından ... ve .....vekili sıfatı ile imzalandığını, ilgili çekin müvekkiline vekil sıfatıyla keşide edildiğini, müvekkilinin yalnızca dava dışı ... ve ... adına vekil sıfatıyla parayı tahsil ettiğini ve parayı müvekkilleri olan ... ve ...'e ödediğini, buna ilişkin makbuzun da cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.06.2015 tarihli kararıyla; müvekkilleri tarafından kabul edilmeyen bu dava konusu ödeme nedeniyle davalının zenginleştiği, davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan ödeme belgesi ve ibranamenin davalı ile dava dışı müvekkilleri arasındaki iç ilişkide geçerli bir belge olduğu, davalının sebepsiz olarak zenginleştiği 123.000 USD' yi davacıya geri ödemesi ve sonrasında da ödeme belgesi ve ibraname gereğince bu bedeli dava dışı müvekkillerine rücu etmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.06.2020 tarihli ilamıyla; davacının yargılama sırasında, davalının cevap dilekçesiyle birlikte sunduğu, tahsil ettiği parayı ... ile ...'a verdiğine dair belgeye dayanarak ... ile ...'a karşı yargılamanın yenilenmesi davası açtığı, şu halde Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi davasının bekletici mesele yapılması, bu dava hakkında verilip kesinleşen karara göre eldeki dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılamanın yenilenmesi davası bekletici mesele yapıldığı, akabinde ... ve... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün 04.01.2024 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla işbu davanın konusuz kaldığı, davacının daha önce kesinleşen mahkeme kararı etkisinde davanın açıldığı tarihte haklı olduğu gerekçesiyle; davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ile harçların davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, karar tarihindeki kur üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; müvekkilinin öncesinde davacı tarafından .... ve ... aleyhine açılan davadan hiçbir şekilde haberdar edilmediğini, eldeki davanın açılması üzerine ise hemen elindeki belgeyi dosyaya sunduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebep vermediğini, herhangi bir kusurunun olmadığını, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331.maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetilerek yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasının ve davacı lehine nisbi vekalet ücreti belirlenirken dava tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olduğu anlaşılmakla taraf temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, HMK'nın 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,18.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1.Dava, sebepsiz zenginleşme nedeniyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2.Somut olayda, davacı sonradan muvazaa nedeniyle iptal edilen taşınmaz satışı nedeniyle davalıya ödediği çek bedelinin tahsilini talep etmektedir. Davalının sözleşmeyi üçüncü kişiler adına “vekil” sıfatıyla imzaladığı ve parayı da vekil sıfatıyla tahsil ettiği sabittir. 3.Davalı, davacıdan vekil sıfatıyla tahsil ettiği bedeli taşınmazın satıcılarına aynen ödediğine dair 31.05.2005 tarihli belgeyi cevap dilekçesiyle dosyaya ibraz etmiştir. 4.Her şeyden önce davalı taşınmaz satış sözleşmesini vekil olarak imzalamış ve bedeli de vekil olarak tahsil etmiş olduğuna göre davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekir. 5.Bir an için davalıya husumet düştüğü kabul edilecek olsa dahi, davalı cevap dilekçesiyle parayı kendisine mal etmediğini, tahsil ettikten hemen sonra müvekkillerine ödediği dosya içeriğiyle sabit olduğuna göre, her halükarda davanın açılmasına sebebiyet vermediği, bu nedenle de davacı yerine davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve bu gerekçeyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın Daire çoğunluğunun onama yönündeki düşüncesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/996, K. 2025/5427, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-996-e-2025-5427-k-7a572b0714d2