Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/839 E. 2025/5431 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/839
- Karar No
- 2025/5431
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/930 E., 2024/1064 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalılardan .. vekili Avukat ..., diğer davalı ...Ş. vekili Avukat... .... ve ... ... Merkezi ve Sağlık Hizm. Tic. ve San. A.Ş. vekili Avukat ... ... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilerinin murisi ...'in davalı ... ... Hastanesinde, 26.05.2015 gecesi sezeryan ile doğum yaptığını, 27.05.2015 günü erken saatlerde taburcu edildiğini, müteveffanın zaman geçtikçe kendini kötü hissettiğini, nefes alamadığını, sırt ve göğüs ağrılarının olduğunu, 31.05.2015 günü gecesinde davalı ... ... Hastanesi acil polikliniğine hırıltılı solunum, nefes alıp verirken zorlanma şikayeti ile başvurduğunu, davalı acil hekimi .... muayene olduğunu, müteveffadan kan tetkikleri ve akciğer filmi istendiğini, davalı doktorun murise sezeryan sırasında fazla narkoz verildiğini, bu nedenle ciğerlerinde büzüşme ve yapışma olduğunu, bunun nefes egzersizleriyle geçeceğini söylediğini, çekilen akciğer filmi ve yapılan tetkiklerde zatüre teşhisi koymasına rağmen sadece serum ve oksijen takviyesinde bulunduğunu, serum sonrası taburcu ettiğini, davalı hekime güvenerek eve gitmek zorunda kalan murisin henüz 24 saat bile geçmeden daha da ağırlaştığını, bu kez ... Hastanesine götürüldüğünü, yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın kurtulamadığını, ölüm nedeni olarak "Pnömonlmitral yetmezlik ve akciğer ödemi" olarak belirtildiğini, doktorun müteveffayı hastaneye yatırması gerekirken, bir hekimin göstereceği dikkat ve özeni göstermediğini, yaşanan bu olaylar ve uygulanan yanlış tedavi neticesinde müteveffanın ölümünün gerçekleştiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.500,00 TL maddi ve ... için 80.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL, .... için 40.000,00 TL, .... için 40.000,00 TL olmak üzere 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 202.500,00 TL maddi ve manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 31.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi birlikte davalılardan (davalı ... yönünden sadece maddi tazminat yönünden ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı .... Merkezi A.Ş. vekili; doğum sonrası hasta şifa ile taburcu edildikten sonra artık hastanenin sorumluluk alanından çıktığını, ölümün başka hastanede gerçekleşmesinden dolayı hastane açısından illiyet bağının kesildiğini, somut olayda tarafına atfedilecek bir kusur, ihmal veya hata olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... vekili; hastaya doğum sonrası 2 gün yatış önerilmesine rağmen ertesi sabah kendi isteğiyle hastaneden ayrıldığını, hastanın ve davacı eşin verdiği anamnezde verilen tedavi ve önerileri dikkate almadığını, ilaç kullanmamakta ısrarcı olduğunu görmesi sebebiyle, hastaya öncelikle kendisine gereken tetkikleri yapacağını, sonrasında kendisini rahatlatacağını ifade ettiğini, kendisini taburcu etse bile sabah öncelikle kendi kadın doğum hastalıkları uzmanına, sonra dahiliye veya göğüs hastalıkları uzmanına mutlaka görünmesi gerektiğini dile getirdiğini, otopsi raporunda da görüleceği üzere hastaya koymuş olduğu tanıda bir yanlışlığın söz konusu olmadığını, kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ...Ş. vekili; dava konusu olayda sigortalı hastanenin kusurlu olmadığını, zira hastanenin sorumluluğunun doğabilmesi için gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiğini, Doktor ... ait 02.04.2015-2016 vade tarihli tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğunu, sunulan belgelerden sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği an belirlenemediğinden ve işbu davanın poliçenin vadesinin bitmesinden sonra açılmış olduğundan söz konusu poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 420.175,76 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, davacı ... için 45.336,43 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, davacı ... için 34.707,92 TL maddi, 30.000,00 TL manevi ve davacı ... için 117.415,71 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 01.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalı ... ve ... Kardiyoloji A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davalı ...Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili, davalı ... ... vekili ve davalı .... Kardioloji A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli kararıyla; hükme esas alınan ...ATK 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.11.2018 tarihli heyet raporu ile üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli olan öğretim görevlilerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 25.08.2020 tarihli heyet raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre, müteveffanın doğumu sonrası başlayan akciğer enfeksiyonuna (lober pnömoni) yönelik tedavide davalı doktor tarafından gerekli ihtimam ve özenin gösterilmediği, her ne kadar alınan raporlarda davalı hastanenin kusurunun olmadığı belirtilmiş ise de davalı hastanenin çalıştırdığı personel seçiminde gerekli özen ve dikkati göstermediğinden dolayı çalıştırdığı personel/doktor ile aynı oranda kusurlu sayılması gerektiği, yine İlk Derece Mahkemesince hesap bilirkişisinden alınan dosya kapsamında mevcut tazminat hesap raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmakla istinafa konu karar sonuç olarak usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerince yapılan istinaf itirazların yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekili, davalı ... Kardiyoloji A.Ş. vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf taleplerin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... Kardioloji A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairemizin 09.05.2023 tarihli ilamı ile, müteveffa için 2 farklı epikriz düzenlenmesinin SGK uygulaması için gerekli olup olmadığı ve hastane bilgisayar sistemi log kayıtlarına müdahale edilip edilemeyeceği hususunda bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiş, ayrıca davalı ...Ş.'nin 02.04.2015 tanzim tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi hükümleri uyarınca maddi tazminattan sorumlu tutulması gerekirken, sorumlu olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş olması da doğru görülmediği belirtilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi tarafından davalı ... Hastanesinin tüm bilgisayar sistemi incelenmek sureti ile log kayıtlarına doğrudan program üzerinden veya veri tabanı yönetim sisteminden dolaylı olmak üzere programda tutulan veriler üzerinde değişiklik yapılabileceği şeklinde rapor düzenlendiği, 2 ayrı epikriz düzenlenmesinin SGK uygulaması için gerekli olmadığı, hastane bilgisayar sistemi log kayıtlarının müdahaleye açık olduğu, hastanın hastaneye yatışının yapılmadığı, yatışa ilişkin herhangi bir belgenin sunulamadığı, ikinci epikrizde yazdığı üzere ...'e yatış önerildiği halde adı geçenin yazılan ilaçları kullanmayı ve yatış ile tedaviyi reddettiğine ilişkin hastanenin tıbbi evrakları arasında tedavi/yatış red tutanağı olmadığı, davalı tarafça bunun ispatlanamadığı, dinlenen tanık anlatımlarının da 31.05.2015 tarihli 02:02:59 saatli giriş ve 31.05.2015 tarihli 02:43:13 saatli çıkış epikrizi ile örtüştüğü dikkate alındığında bu epikrizin içeriğinin doğru olduğu, ... ... Hastanesi Acil Servisinde Doktor ... tarafından hasta ...'e, klinik durumunun iyi olmamasına rağmen birinci epikriz yazıldığı gibi muayenesi ve tetkiklerinin yapılmasından sonra taburcu edildiği, oysaki böyle bir hastanın yatırılarak tedavi edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı doktorun uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı, meydana gelen zararlardan sorumlu olacağı, hastanenin de sorumlu olduğu, davalı ...Ş. hakkındaki dava hukuki niteliği itibarıyla tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklandığından maddi tazminattan sorumlu olduğu, buna ilişkin garame hesap yapıldığı, maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporu alındığı, sonuç itibarıyla davacının maddi ve manevi tazminat talepleri açısından kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; hükmedilen tazminata avans faizi uygulanması gerektiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Zehra vekili; Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, tedavi ile ölüm arasında illiyet bağının kesildiğini, iki epikriz düzenlenmesinin uygulamada olduğunu, bilgisayar log kayıtlarına müvekkilinin müdahale ettiğine ilişkin bir tespit bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı Hastane vekili; Üniversiteden ve Adli Tıp Kurumundan gelen bilirkişi heyet raporlarına aykırı karar verildiğini, SGK'dan gelen müzekkere cevabının hükme esas alınmadığını, hastanın tedaviyi kabul etmediğini, ilaçları kullanmadığını, ölüm ile tedavi arasında illiyet bağı bulunmadığını, maddi manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davalı ...Ş. vekili; hasar tarihi itibariyle düzenlenmiş bir poliçe bulunmadığını, poliçe teminat limitinin hatalı hesaplandığını, alacağın ferilerini kapsamadığını, dava değeri ve ıslah dilekçesiyle artırılan bedel dikkate alınarak lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı davalı ... Sağlık Kuruluşu ve doktorun özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Temyizen incelenen dosyada, Dairemizin 09.05.2023 tarihli bozma ilamı ile, müteveffa ... adına ... ... Hastanesi acil servisi giriş tarihi 31.05.2015 02:02:59, çıkış tarihi 31.05.2015 02:43:13 olan sonuç kısmında "şikayetiyle başvuran hastanın yapılan muayenesi ve tetkikleri sonucu hastanın muayenesi sonrası post op atelektazi ve akciğer enfeksiyonu olabileceği düşünülerek hastaya tedavi ve takip amaçlı yatış yapıldı." açıklamaları bulunan epikriz ile ... ... Hastanesi acil servisi yatış tarihi 31.05.2015 02:21:01, çıkış tarihi 31.05.2015 02:38:46 olan sonuç kısmında "şikayetleri ile başvuran hastanın yapılan muayenesi ve tetkikleri sonucu hastaya reçete yazıldı ama hasta reçeteyi almadı. kontrole daha erken gelmesi önerilerek acil polikliniğimizden taburcu edildi." açıklamaları bulunan epikriz düzenlendiği, buna göre ...'in hastaneye yatışının yapılmadığı, yatışa ilişkin herhangi bir belgenin sunulamadığı, ikinci epikrizde yazdığı üzere ...'e yatış önerildiği halde adı geçenin yazılan ilaçları kullanmayı ve yatış ile tedaviyi red ettiğine ilişkin hastanenin tıbbi evrakları arasında tedavi/yatış red tutanağı olmadığı, davalı tarafça bunun ispatlanamadığı, dinlenen tanık anlatımlarının da 31.05.2015 tarihli 02:02:59 saatli giriş ve 31.05.2015 tarihli 02:43:13 saatli çıkış epikrizi ile örtüştüğü dikkate alındığında bu epikrizin içeriğinin doğru olduğunun kabul edildiği belirtilmiş ise de davalıların, hastaya önce acil poliklinik hizmeti verildiği, teşhise bağlı olarak da yatışı uygun görüldüğü, müteveffanın ise kimseye haber vermeden hastaneden ayrıldığı, 2 farklı epikriz düzenlenmesinin SGK uygulaması için gerekli olup olmadığı ve hastane bilgisayar sistemi log kayıtlarına müdahale edilip edilemeyeceği hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemece bozmaya uyularak alınan 18.04.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda; "İnceleme kapsamında ilk olarak müteveffaya ait işbu rapor kapsamında incelenen ve yukarıda zamanlarına ait bilgi verilmiş olan epikriz raporları incelenmiştir. İlgili raporların dosyadakilerle aynı olduğu görülmüştür. İkinci olarak benzer bir senaryoda örnek bir hasta seçilmiştir. Örnek hastanın müteveffaya benzer şekilde ayaktan epikrizinin bulunduğu, kontrolün ardından yatışının yapıldığı, gerekli tedavisinin ardından aynı gün kısa süre sonra çıkışının yapıldığı anlaşılmıştır. Müteveffaya benzer bir senaryo ile gelen örnek hastanın da bir tanesi "ayaktan" diğeri "yatarak" olmak üzere iki farklı epikrizinin olduğu görülmüştür. Bu sebeple iki farklı epikriz bulunmasının benzer senaryoda hastaneye gelen hastalar için doğal akışı uygun olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Program ve programın veri tabanı için yapılan incelemede, olay tarihinde hastane tarafından kullanılan programın hem kullanıcı (doktor, kayıt açan personel vb.) hem de program kullanımına yetkisi olan diğer personeller (bilgi işlem sorumlusu, yetki verilen diğer personel vb.) tarafından müdahaleye açık olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla doğrudan program üzerinden veya veri tabanı yönetim sisteminden dolaylı olmak üzere programda tutulan veriler üzerinde değişiklik yapılabileceği tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. 4. Yine bozmaya uyularak, Mahkemece SGK'ya, iki ayrı epikriz düzenlemesinin gerekli olup olmadığının bildirilmesi, davalı hastane tarafından bildirilen ve faturalandırılan epikrizin hangisi olduğu, her iki epikrizin de bildirilip bildirilmediği hususları sorularak, bu konu ile ilgili varsa mevzuat, yönerge, genelge ve sair örneklerinin gönderilmesinin istenmiş olduğu görülmüştür. SGK tarafından gönderilen 25.01.2024 tarihli cevabi yazıda, "İlgide kayıtlı yazınızdaki davaya konu edilen müteveffa ...’in Kurumumuz Medula Hastane sistemindeki tedavi kayıtları incelendiğinde, 31.05.2015 tarihinde ... ... ... Hastanesi Acil Servisinde Ayaktan ve Yatan olmak üzere iki farklı takibi (hastanın ayakta ya da yatarak tedavide yapılan işlemleri "takip" adı altında Kuruma fatura edilmektedir.) bulunduğu görülmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca yayımlanan ve halen yürürlükte olan 2013 yılı Sağlık Uygulama Tebliğinin Medula Sistemi başlıklı 5.1 maddesinin 1. fıkrasında "Kurumla sözleşmeli/ protokollü sağlık hizmeti sunucularına, sundukları sağlık hizmetlerine ilişkin bedellerin ödenebilmesi için Kurum mevzuatı gereği istenilen bilgilerin Kurumca belirlenen istisnalar hariç olmak üzere Medula sistemine girilmesi zorunludur. Kurumca "Medula Web Servisleri Kullanım Kılavuzu" ayrıca yayımlanmakta olup sağlık hizmeti sunucularının Medula entegrasyonu için yapacakları yazılımlar kılavuzdaki açıklamalara göre gerçekleştirilecektir." hükmü yer almakta olup söz konusu kılavuza gör her bir takibin açıklama kısmı için 2000 karakterlik bir alan ayrılmış ve bu açıklama kısmında sağlık tesisi tarafından hastaya verilen sağlık hizmetinin açıklamasının yer alacağı belirtilmiştir. Aynı Tebliğin Sağlık Kurumları için Fatura Eki Belgeler başlıklı 5..3.2 maddesinin 5.3.2.C alt maddesinin 1. fıkrasında "Medula sistemini kullanan sağlık kurum/kuruluşları, Medula sistemine kaydettikleri tedaviye ait hizmet detay belgesini ... sistemi aracılığı ile elektronik olarak kaydedilecektir. Hizmet detay belgesi fatura tesliminde ünitelere teslim edilmeyecek olup ancak Kurum tarafından talep edilmesi halinde, hizmet detay belgesinin çıktısı ilgili hekimler ve başhekimlikçe onaylı olarak teslim edilecektir. Hizmet detay belgesindeki epikriz bölümü, yatarak tedavilerde ve cerrahi işlemlerin yapıldığı tüm sağlık hizmetleri için elektronik ortamda düzenlenecektir." hükmü yer almaktadır. Buna göre ayaktan ya da yatan her bir takip için sözleşmeli sağlık tesislerince verilen sağlık hizmetinin açıklaması yer almalı, Yatarak takiplerde ayrıca epikriz düzenlenmesi gerekmektedir. Güncel uygulamalarda sözleşmeli sağlık tesisleri ayaktan ve yatarak takiplerin her ikisi için de açıklama kısmına epikriz bilgilerini kaydetmektedir. Bir hastaya ait ayaktan ve yatan takibe kaydedilen epikrizlerde hastanın şikayet ve hikayesi kısmı genellikle aynı olmakta, muayene bulguları kısmında zaman zaman ilave bulgu kayıtları gözlenmekte, yapılan işlemler ve sonuç kısmı ise genellikle farklı olmaktadır. Müteveffa ...'in ... ... Hastanesi'nde 31.05.2015 tarihinde görmüş olduğu tedaviye ilişkin Medula Hastane kayıtları yazımız ekinde gönderilmekte olup, ilgide kayıtlı yazınız ekinde göndermiş olduğunuz epikrizlerle aynıdır. Yani her iki epikriz de Kurumumuza bildirilmiş ve epikrizde bildirilen işlemler fatura edilmiştir." şeklinde cevap verilmiş, Medula kayıt dökümleri ile hastaya ait tedavi kayıtlarının örnekleri gönderilmiştir. 5. SGK ... İl Müdürlüğü'nün cevabi yazıları incelendiğinde, SGK uygulama ve mevzuatına göre yatarak yapılan takiplerde epikriz düzenlenmesinin gerekmekte olduğu, ancak ayakta yapılan takipler için böyle bir zorunluluk bulunmadığı, her ne kadar 2 ayrı epikriz düzenlenmesinin SGK uygulaması için gerekli olmadığı anlaşılsa da uygulamada her iki epikrizin de düzenlendiği, her iki epikrizin de Kuruma bildirildiği, fatura edildiği anlaşılmıştır. 6. Hastane log kayıtlarının incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporunun değerlendirilmesinde ise, doğrudan program üzerinden veya veri tabanı yönetim sisteminden dolaylı olmak üzere programda tutulan veriler üzerinde değişiklik yapılabileceği tespit edilmişse de davalı hekim tarafından sisteme yönelik bir müdahale edildiğine ilişkin bir tespit bulunmadığı anlaşılmıştır. 7. Yukarıda açıklanan nedenlerle, SGK cevabi yazısı ve log kayıtları incelemesine ilişkin alınan bilirkişi raporuna göre, ilk epikrizin hastaneye başvuru esnasında, 2. epikrizin ise tahlil sonuçları üzerine yatış düşünülerek düzenlendiği, buna göre her iki epikrizin de uygulama ve mevzuta uygun olarak düzenlenerek geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekirken, Mahkemenin bu yöne (2 epikriz düzenlenmesine) ilişkin, davalı doktora kusur atfeden değerlendirmesi doğru görülmemiştir. 8. Kaldı ki yatış tarihi 31.05.2015 02:21:01, çıkış tarihi 31.05.2015 02:38:46 olan sonuç kısmında "şikayetleri ile başvuran hastanın yapılan muayenesi ve tetkikleri sonucu hastaya reçete yazıldı ama hasta reçeteyi almadı." şeklinde düzenlenen epikrizde hastanın tedaviyi reddettiği anlaşılmış olup, ayrıca 25.08.2020 tarihli Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi heyet raporunda "ölenin eşinden alınan öyküde, birkaç yıl önce ritm bozukluğu olduğu, bir kutu ilaç kullanıp sonra kendi isteği ile bıraktığı" ifade edilmiştir. 9. 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.11.2018 tarihli raporunda, ölen hastanın eşinin 28.06.2015 tarihli Savcılık ifadesinde " ...2009 yılında ikinci çocuğumuzun doğumunu yaptıktan sonra kendisinde kalbinde ritm bozukluğu başladı, kendisini doktora götürdüm, ancak kendisini bir kutu ilaç kullandıktan sonra ilaçları kullanmayacağını söyleyerek ilaçlarını içmedi..." şeklinde beyanda bulunduğu belirtilmiştir. 10. Mahkemece aldırılan 25.08.2020 tarihli Üniversite Bilirkişi Kurul Raporuna göre, murisin takip ve tedavisini tıp kurallarına uygun olarak yönettikleri, iki epikrizin çelişkili olduğu, adli tahkikat, hastane bilgisayar sisteminin teknik kişiler aracılığıyla ve log kayıtları incelenerek aydınlatılabileceği şeklinde görüş bildirilmiştir. 11. 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.11.2018 tarihli raporunda ise, hastanın eldeki verilere göre yatarak tedavi edilmesi gerektiği, iki epikriz düzenlendiği, taburcu edildiğine ilişkin epikrizin kabulü halinde hekim uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı, ikinci epikrizde ise yatış önerildiği, kişinin yazılan ilaçları kullanmayı reddettiği, bu epikrizin kabulü halinde ise hekimin uygulamasının tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı üzere Mahkemece bozmaya uyularak alınan log kayıtları incelemesine ilişkin bilirkişi raporu ve SGK cevabi yazısına göre davalı doktor tarafından düzenlenen her iki epikrizin de geçerli olduğu kabul edilerek, Adli Tıp ve Üniversite kurul bilirkişi raporlarına göre davalı doktora atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının anlaşılmasına göre davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanununa aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.