Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/821 E. 2025/6003 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/821
Karar No
2025/6003
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1957 E., 2024/1850 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 6. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2024/45 E., 2024/128 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asıl ...'ün sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/17 E., 2008/325 K. sayılı dosyasında davalının vekili olarak yer aldığını, temyiz üzerine kararın Yargıtay tarafından lehine bozulduğunu, bozma kararının içeriği hakkında davalı avukatın kendisini bilgilendirmediğini, bozma üzerine yeniden muhakemeye başlanması için gerekli başvuruyu da yapmadığını, bu sebeple maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek; 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin görevini titizlikle yaptığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacıya gerekli haber ve bilgilendirmelerin yapıldığını, davacı aleyhine açılan Tapu İptali ve Tescil davasının reddedildiğini ve Yargıtay kararı üzerine kararın kesinleştiğini, davacıya zarar verme iddialarının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davacının ne gibi bir zarara uğradığını da somut bir şekilde açıklamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı asilin duruşmada alınan beyanına göre dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, davalı vekilinin de arabulucuya başvurulmadığını beyan ettiği, eldeki olayda taraflar arasındaki temel ilişkinin 6502 sayılı Kanunun 73. maddesi kapsamında tüketici işleminden kaynaklandığı, bu nedenle dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu, dava şartının yerine getirilmesinin davanın görülmesi için ön koşul olduğu ve Mahkemece resen göz önüne alınacağı anlaşılmakla; dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Tüketici Mahkemelerinde görülen davaların 28.07.2020 tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu eldeki davanın 04.09.2020 tarihinde açıldığı ve zorunlu arabuluculuğa tabi bulunduğu, ancak davacının arabulucuya başvurmadan davasını açtığı, dolayısıyla zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı; avukatlık görevini suistimal eden davalıya karşı açtıkları dava tarihinde arabulucuya başvurmanın zorunlu olmadığını, davalının tek savunmasının zamanaşımı şeklinde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin görevini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 7251 sayılı Kanunun 59. maddesi ile, 6502 sayılı Kanunun 73. maddesinden sonra gelmek üzere “Dava şartı olarak arabuluculuk'' başlığıyla eklenen 73/A maddesi gereğince Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6502 sayılı Kanunun 73/A-1.maddesinde a) Tüketici Hakem Heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, b) Tüketici Hakem Heyeti kararlarına yapılan itirazlar, c) 73. maddenin 6. fıkrasında belirtilen davalar, ç) 74. maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde Mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde Mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına ve davanın 04.09.2020 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle Tüketici Mahkemelerinde görülen davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılmasına göre de davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/821, K. 2025/6003, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-821-e-2025-6003-k-874822da1cd5