Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/805 E. 2025/4394 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/805
- Karar No
- 2025/4394
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1141 E., 2024/1816 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/416 E., 2022/592 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin, davalıya 21.12.2010 tarihli vekaletname ile aylık olarak şirket danışmanlığı yaptığını, davalı tarafından 20.09.2016 tarihli azilname ile haksız olarak vekaletten azledildiğini, davalı şirketle şifahi olarak akdedilen sözleşmeye göre müvekkilinin, asgari ücret üzerinden ücret alacağı, bunun yanında takip edeceği davalardan AAÜT uyarınca hak kazandığı vekalet ücretlerini ve dava bedellerinin %10'ununu kesin hüküm sonunda alacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin hakettiği vekalet ücretlerinin ödenmediğini belirterek, şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Yargılama sürecinde davacı ... 11.09.2022 tarihinde vefat etmiş; mirasçıları davaya devam etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile aralarında “parça başı” diye tarif edebilecek türden bir anlaşmanın yapılmadığını, müvekkili Şirket aleyhine açılan davalarda davacının vekil olarak gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, delil listelerinde yemin deliline dayanılmadığı için yemin teklif edilmesi taleplerinin mahkemelerce reddedildiğini, çalışanların özlük dosyaları ile ilgili yeterli bilgi vermediğini, bu sebeple açılan davalarda müvekkili Şirket aleyhine haksız ve fahiş alacaklara hükmedildiğini, müvekkili Şirket yetkililerinin bankalardaki paraların haczi ile durumdan haberdar olduğunu, müvekkili Şirket yetkililerinin davalar ile ilgili davacıdan rapor talep etmesine rağmen davacının rapor sunmadığını, başlatılan icra takibinde ödeme emrindeki süreler kısmının boş bırakıldığını, bu eksiklik nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesinde görülen tahliye davasının reddedildiğini, tüm bu sebeplerle azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı taraf, davacının vekil olarak takip ettiği aleyhlerine açılan iş mahkemesi davalarında, davacı vekilin yemin deliline dayanmamış olduğu, ayrıca sunulan cevap dilekçesinde işçilere "işçilere kıdem tazminatı verilmek istenmiş, ancak işçiler kabul etmemiştir" şeklinde davanın kabulü sonucunu doğuracak ve gerçeklere aykırı beyanlarda bulunulduğunu iddia edildiği, işçilik alacaklarına dair uyuşmazlıklarda; işveren tarafından haklı fesih hakkının kullanıldığı ve işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ödemesine hak kazanmadan iş akdinin sonlandığı hususunda ispat külfetinin işveren üzerinde olduğu, davalı vekili olarak görev yapan dosya davacısının cevap dilekçesi ile işçilere tazminat ödemesi yapılmak istendiğini beyan etmesinin sonuca direkt olarak bir etkisi bulunmadığı, yine işçinin yıllık izin kullandığı hususunda ispat külfetinin işveren üzerinde olduğu, bu noktada davalı işveren tarafından yemin teklif edilmesinin sonuca direkt bir etkisi bulunmadığı, aksine işverenin yıllık izin belgesini usulüne uygun tutma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılacağı, davalı işveren vekilince salt yemin deliline dayanılmamış olmasının sonuca direkt bir etkisinin bulunmadığı, özlük dosyaları ve bilgi verme yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin yeterli ispat vasıtası bulunmadığı, başlatılan takipte vekil olan davacının şahsi kusurunun bulunmadığı, iptale konu hatanın icra müdürlüğünün sorumluluğunda olduğu, davalı tarafça azil nedeni olarak dayanılan hususların haklı azil oluşturacak mahiyette olmadığı, azlin haksız olması halinde avukatın ücretin tamamına hak kazanacağı, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı, avukatın emek ve mesaisine göre müddeabihin değerinin %10'u ile %20 si arasında bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirleneceği, davacı vekilin talebinin %10 olduğu, bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, vekilin 478.170,56 TL vekalet ücret alacağına hak kazandığı, ıslahla bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 459.341,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece bilirkişi heyeti raporu sonucu hesaplanan miktarın, taleple de bağlılık ilkesi kapsamında hükme esas alınmış olmasının yerinde olduğu ve kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının aylık danışmanlık ücreti karşılığında müvekkile hizmet vermiş olduğunun değerlendirilmediğini, davacıya 2011 Yılından 2016 Yılının 9. Ayına kadar toplamda 88.094,40 TL ödendiğini, hesaplamalarda maddi hatalar yapıldığını, zaman aşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, azlin haklı olduğunu, davacının işini özenle takip etmediğini, takip ettiği dosyalarda gerçeklere aykırı olarak bağlayıcı beyanlarda bulunduğunu, davacının vekil olarak görev yaptığı sırada müvekkili şirketin işçilerini, müvekkili şirkete karşı dava açmaya teşvik ettiğini, şirketin tüm hesapları ve tapuları haczedilinceye kadar müvekkili şirkete bilgi ve rapor sunmadığını işçilerin özlük dosyalarının oluşturulması gibi danışmanlık hizmetini gereği gibi ifa etmediğini, bu hususları tanık beyanları ile ispatlayacakken tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiası ile akdi ve yasal (karşı yan) vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkindir. 1. 1136 sayılı Kanun'un 02.05.2001 tarihli değişiklikten önceki "Ücret Sözleşmesi" başlıklı 164. maddesi; "(1) Ücret sözleşmesinin kural olarak belli bir miktarı kapsaması gereklidir. (2) Şu kadar ki, üçüncü fıkra hükmü saklı kalmak üzere, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmi beşi aşmamak şartıyla, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. (3) İkinci fıkraya göre yapılacak anlaşmalar, dava konusu olan mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağını ve böylece avukatın taraflardan biri imiş gibi dava konusuna doğrudan doğruya ortaklığını kapsayamaz. Bu gibi ücret sözleşmeleri batıldır. (4) Avukatla iş sahibi arasında aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücreti avukata aittir." şeklindedir. 2. Anılan Kanun'un 174. maddesinin ikinci fıkrası ise "Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez." şeklinde düzenlenmiştir. 3. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, özellikle davalı tarafından ileri sürülen azil nedenlerine göre azlin haklı nedene dayanmadığı, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi gereğince hesaplama yapılması gerektiği, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı avukatın avukatlık hizmeti sunduğu davalar dolayısıyla hak kazandığı vekâlet ücretlerine ilişkin yapılan hesaplamanın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.