Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/699 E. 2025/4241 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/699
- Karar No
- 2025/4241
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/236 E., 2024/514 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Giresun'da faaliyet gösteren ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurum tarafından 30.04.2019 tarihli yazı ile müvekkilince fatura edilen 11 sigortalıya ait 31 adet reçetedeki ilaçların hastalar tarafından alınmadığı ve kullanılmadığı, bu reçete eklerindeki 10 adet ilaç kullanım raporunun da şeklen uygun ise de içerik olarak sahte olduğu gerekçesiyle taraflar arasında imzalanan 2016 yılı Eczane Protokolü uyarınca müvekkili aleyhinde 31 adet reçete bedeli toplamı 16.819,23 TL’nin 10 katı tutarında 168.192,30 TL cezai şartın tahsiline ve yazılı olarak uyarılmasına karar verildiğini, ayrıca yersiz ödendiği iddiasıyla 16.819,23 TL reçete bedelinin de iadesinin istendiğini, ancak müvekkilince herhangi bir sahtecilik yapılmadığı gibi söz konusu reçetelerdeki ilaçların da hastalara teslim edildiğini, Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin kuruma borçlu olmadığının tespitine, davalı Kurum tarafından verilen yazılı uyarı, cezai şart, ilaç bedeli ve faize ilişkin 30.04.2019 tarihli işlemin iptali ile kesinti yapılması halinde kesinti ve cezai şart toplamı olan 186.712,38 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı eczacının, davaya konu reçetelerdeki ilaçları hiç kullanmayan, reçeteleri yazan doktorlara hiç gitmeyen kişiler adına ilaç çıkışı yapıp müvekkili Kurumdan haksız şekilde para tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle kusurlu olup hakkında uygulanan işlemin yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli kararıyla; davacı eczacının sahte reçete/rapor fatura etme fiilinde kastının veya fiile iştirakinin bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, eczanesince karşılanan reçeteleri ve ilişik raporları fatura etmeden önce kontrol etmek durumunda olsa da bilirkişi raporunda dava konusu reçetelerin iğfal kabiliyetini haiz olduğunun belirlendiği, davacının kontrol etse dahi eczanesine gelen sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesini önleme imkanının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı hakkında Protokolün (5.3.10) maddesi uyarınca uygulanan cezai şart ve uyarı işleminin yerinde olmadığı, Protokolün (4.3.6) maddesinin öncülü olan “kasıtlı olarak kuruma sahte reçete fatura etme” fiili gerçekleşmediğinden, uygulanan cezai yaptırım ile reçete bedelinin yasal faiziyle tahsili işleminin de haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun davacı hakkında uygulanan 30.04.2019 tarihli cezai şart, uyarı ve reçete bedellerinin iadesine ilişkin işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2023 tarihli kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 13.12.2023 tarihli ilamıyla; hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu rapor ve reçetelerin iğfal kabiliyetini haiz olup davacı eczacının sahtecilik eylemine ilişkin herhangi bir kasıt ve kusurunun bulunmadığının bildirilmiş olmasına ve söz konusu raporun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olup, davacının davalı ... zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte reçete/rapor fatura ettiği yönündeki savunmanın ispatlanamamış olmasına göre, davalı Kurum tarafından 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan cezai şart ve uyarı işleminin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, tanık beyanlarına göre; davacı eczacı tarafından davalı Kuruma fatura edilen 11 sigortalıya ait 31 adet reçetedeki ilaçların hastalar tarafından alınmadığı ve kullanılmadığı, bu reçete eklerindeki 10 adet ilaç kullanım raporunun da içerik olarak sahte olduğu sabit olduğundan, davalı kurumun 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2), (5.3.5) ve (4.3.6) maddeleri uyarınca davacı eczacıya ödenen reçete bedelleri toplamı 16.819,23 TL’nin kuruma iadesi istemine ilişkin işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki kurum işleminin iptaline dair davacı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eczacının "kuruma sahte reçete/rapor fatura etme" fiilinde kastının veya fiile iştirakinin bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, eczacı, eczanesince karşılanan reçeteleri ve ilişik raporları kuruma fatura etmeden önce kontrol etmek durumunda olsa da dava konusu reçetelerin iğfal kabiliyetine haiz olduğunun belirlenmesi nedeniyle davalı Kurum tarafından 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan cezai şart ve uyarı işleminin yerinde olmadığı, tanık beyanları dikkate alındığında, davacı eczacı tarafından davalı Kuruma fatura edilen 11 sigortalıya ait 31 adet reçetedeki ilaçların hastalar tarafından alınmadığı ve kullanılmadığı, bu reçete eklerindeki 10 adet ilaç kullanım raporunun da içerik olarak sahte olduğu sabit olduğundan, davalı Kurumun 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2), (5.3.5) ve (4.3.6) maddeleri uyarınca davacı eczacıya ödenen reçete bedelleri toplamı 16.819,23 TL’nin iadesi istemine ilişkin işleminin yerinde olduğu, 168.192,30 TL yönünden davalı Kurum işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun davaya konu 30.04.2019 tarihli ve ... sayılı işleminin 168.192,30 TL yönünden kısmen iptaline, 16.819,23 TL ve işlemiş faizi olan 1.700,85 TL olmak üzere toplam 18.520,08 TL yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; reçetelerin sahte olduğuna dair bir tespitin bulunmadığını, ancak bilirkişi raporlarında dava konusu reçetelerin iğfal kabiliyetine haiz olduğunun belirlendiğini, hem reçetelerin hem de raporların davalı Kurumun MEDULA sisteminde kayıtlı olduğunu, davalı Kurumun MEDULA sisteminin sahte rapor veya reçeteyi tespit edebilecek veya engelleyecek bir güvenlik yapısınun bulunmadığını, iğfal kabiliyetine haiz olduğu tespit edilen ve davalı Kurumun sisteminin onay verdiği reçetelerden dolayı müvekkilinin hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflı ve davacıyı korumaya yönelik olduğunu ayrıca hukuki nitelendirme de yapıldığından bu rapora dayalı olarak karar verilemeyeceğini, müvekkili Kurum denetmenlerince tutulan tutanakların aksinin yazılı delille ispatının gerektiğini, hasta veya hasta yakını olan tanıkların imzasını da içeren ifadelerin geçerliliğinin bilirkişi raporunda değerlendirilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı eczacı hakkında, davalı Kuruma sahte reçete fatura edildiği gerekçesiyle uygulanan uyarı, cezai şart ve reçete bedellerinin iadesine ilişkin kurum işlemine ilişkindir. 1. İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 2. Resen yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli kararıyla; davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairece davalının sair temyiz itirazları reddedilerek, davacıya ödenen reçete bedelleri toplamı 16.819,23 TL'nin kuruma iadesi işleminin hukuka uygun olduğu, bu yöndeki kurum işleminin iptaline dair davacı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, uyarı cezasına yönelik hüküm kurulmamış olup, hüküm bu haliyle usulü kazanılmış hak ilkesine aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi hükmü uyarınca, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının 1. maddesinde yer alan "30/04/2019 tarih ... sayılı işleminin" ifadesinden gelmek üzere "uyarı cezası ve" ifadesinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.