Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/679 E. 2025/4743 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/679
- Karar No
- 2025/4743
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2609 E., 2024/2417 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/579 E., 2021/272 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin uyuşturucu bağımlısı olup bağımlılığından kurtulmak amacıyla davalıya ait hastanede 09.09.2015-15.09.2015 tarihleri arasında tedavi gördüğünü, ancak burada hemşire tarafından kendisine hatalı enjeksiyon yapılması sebebiyle sağ ayağında siyatik sinir hasarı meydana geldiğini ve ayağının felç olduğunu (düşük ayak sendromu), 19.09.2015 tarihinde .. Limanı Hastanesinde alt ekstremite tanımlanmamış ilkem ve ligamentlerin gerilmesi teşhisi konularak iş göremezlik raporu verildiğini, enjeksiyonu yapan hemşirenin ve onu görevlendirdikten sonra gerektiği gibi denetlemeyen hekimin ve hastanenin meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek alacağı belirlendiğinde arttırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 15.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının taburcu olmadan bir gün önce 14.09.2015 tarihinde ağrı şikayeti sebebiyle hemşire tarafından kendisine enjeksiyon yapıldığını, enjeksiyonun uzman personel tarafından anatomik olarak uygun bölgeye doğru bir şekilde uygulandığını, davacının uygulama sırasında ve sonrasında şikayetinin olmadığını, hastaneden çıkış yaptıktan 20 gün sonra davacının tekrar müracaat ederek dava konusu şikayetini dile getirdiğini, düşük ayak ve nöropatik ağrı teşhisi konularak tekrar yatışı yapıldığını, davacıya medikal tedavi, fizik tedavi ve rehabilitasyon programının uygulandığını ancak davacının madde temin etmeye çalıştığını ve sonrasında tedavisini yarım bırakarak hastaneden çıkış yaptığını, enjeksiyon nöropatisinin bir komplikasyon olduğunu, hastanın vücut yapısı ve madde kullanımının etkili olabildiğini, davacının aydınlatılmış onamının alındığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan sinir hasarının klinik ve laboratuvar verileri birlikte değerlendirildiğinde enjeksiyon nöropatisi olduğunun anlaşıldığı, bu durumun komplikasyon olarak nitelendirildiği, tedaviyi düzenleyen hekimin ve enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun, herhangi bir kusurlarının bulunmadığının Mahkememize sunulan Adli Tıp Kurumu raporu ve Üniversite hastanesinden alınan bilirkişi heyeti raporu ile tespit edildiği, hastadan usulüne uygun onam formunun alındığı, davalıya yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamından meydana gelen neticede dava dışı hemşirenin ve davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilin yaşam boyu felç olmasına enjeksiyonu yapan hemşirenin ve onu görevlendirdikten sonra gerektiği gibi denetlemeyen uzman hekimin kusurlu eylemi neden olduğundan; davalı hastanenin de hemşirenin kusurlu eyleminden dolayı objektif sorumluluğu bulunduğunu, aydınlatılmış onam formunun her sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkiline yapılan işlemle ilgili bilgi verilerek muhtemel sonuçları komplikasyonları ve risklerinin anlatılmadığını, mahkemenin müvekkilinin aydınlatılmış rızasının alınıp alınmadığıyla ilgili olarak inceleme yapmadığını, bilirkişilerin de itirazlarına rağmen bu konuda bir değerlendirme yapmadığını, itirazlarının mahkemece göz ardı edildiğini, mahkemenin son duruşmada mazeretlerini haksız olarak reddederek yokluklarında sözlü yargılamaya geçerek karar verdiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen borcundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, alınan bilirkişi raporlarıyla dosya kapsamından meydana gelen düşük ayak sendromunun enjeksiyonun komplikasyonu olduğunun, hemşirenin uygulamada bir hatasının olduğuna dair bir delilin bulunmadığının, aydınlatılmış onama ilişkin iddianın dava dilekçesinde ileri sürülmediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir, VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.