Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/604 E. 2025/3937 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/604
- Karar No
- 2025/3937
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/523 E., 2024/1919 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/538 E., 2024/33 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların abisi olan davalının, davacıların Almanya'da çalıştığı dönemde dava dışı ...'a ait taşınmazın 30.04.1992 tarihinde üç kardeş adına satın aldığını, yıllar sonra taşınmazın davalı tarafından 22.06.2018 tarihinde dava dışı müteahhit şirkete 1.500.000,00 TL bedel ile satıldığını fakat davacılara düşen payın ödenmediğini belirterek, davacıların alacaklı olduğu 1.000.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, 1992 yılında dava dışı ...'tan satın alındığını, parasını kendisinin ödediğini ve kendisi adına satın aldığını, davacıların iddialarını dava değeri itibariyle ancak yazılı delille ispatlaması gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, ayrıca davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğu, davacıların adi ortaklık sözleşmesi gereği 1/3'er payının bulunması gerektiği, ortak alınan taşınmazın 22.06.2018 tarihinde satılması ile ortaklığın son bulduğu kabul edilerek adi ortaklığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 642 ve devamı maddeleri gereğince tasfiyesinin yapıldığı anlaşılmakla her bir davacının payına düşen bedelin 589.931,00 TL olması gerektiği tespit edildiğinden davacıların talebi ile bağlı kalınarak davacılar yönünden 500.000,00'er TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taraflar arasında vekalet ilişkisi veya ortaklık ilişkisi bulunmadığını, ispatın ancak yazılı delille yapılabileceğini, sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılan davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Eldeki davada, davacı vekili müvekkillerinin davaya konu taşınmazın satış bedelinin 2/3'sini ödediğini, ancak davacıların yurtdışında olmasından dolayı taşınmazın tamamının davalı adına tescil edildiğini, davalının birlikte edinilen malı kendine mal ettiğini, taşınmazı dava dışı üçüncü şahsa satarak sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, taşınmazın satış bedelinin 2/3'ü oranında bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesine göre; Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Davacı vekili, her ne kadar davayı ıslah ederek, davasını sebepsiz zenginleşmeye dayandırmış ve Mahkemece de taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ıslah edilen dava dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve talep sonucu dikkate alındığında davanın inançlı işlemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 2. Emsal Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca inanç ilişkisi ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun oluşuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Delil başlangıcı niteliğinde belge varsa inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Tarafların kardeş olması bu durumu değiştirmeyecektir. Yani tapuda resmi işlemle devredilen bir taşınmazın, kardeşler arasında inanç sözleşmesine dayalı olarak devredilmesine ilişkin alacak isteminde tanık deliline dayanılarak karar verilemez. 3. Bu durumda Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işleme dayalı alacak olduğu kabul edilerek ve yukarıda yer verilen ispat kuralları dikkate alınarak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. HMK'nın 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.