Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4313 E. 2026/1133 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4313
- Karar No
- 2026/1133
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1983 E., 2025/1278 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/481 E., 2021/59 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı şirket tarafından müvekkili İdare aleyhine yapılan ilamsız takibin kesinleştiğini, ancak müvekkili İdare kayıtlarında icra takibine konu 2002 yılına ait 1 adet SSK dönemine ait faturanın mahsubunun yapılmış olduğunun tespit edildiğini, takibe konu fatura bedelinin davalı şirketin müvekkili İdareye olan fiyat farkı borçlarına istinaden mahsup edildiğini, müvekkili İdarenin davalıya borçlu olmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, takipte talep edilen 269.490,45 TL tutarlı asıl alacak toplamı ve asıl alacağa işleyen faizi ile bu alacakların ferileri yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan 14.10.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirkete ait bir kısım defterlerin usulüne uygun olarak tutulmadığı, davalı şirket tarafından 28.020,84 TL tutarlı fatura bedelinin davacı İdarenin fiyat farkı alacaklarından mahsup edildiği, davalı şirketin davalı İdareye bağlı bir kısım dava dışı hastanelerden alacakları olsa da Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/188 E. sayılı dosyasında kesinleşen 377.366,55 USD alacak karşısında bu alacağın düşük kaldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının 2009/1014 sayılı takip dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalı İdareden olan alacağı Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/188 E. sayılı dosyasında hükme bağlanan 377.366,55 USD’lik alacağa karşılık olarak mahsuba konu edilmiş ise de, mahsup işleminin şartlarının oluşmadığını, davacı İdarenin icra takibine süresi içinde itiraz etmediğini, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/188 E. sayılı dosyasının temyiz incelemesi neticesinde 16.10.2014 tarihinde kesinleştiğini ve davacı İdarenin söz konusu alacağı mahsup işlemi yapmadan Ankara 29. İcra Dairesinin 2020/7021 E. sayılı dosyasında takibe konu ettiğini, müvekkili şirket tarafındna başlatılan takip tarihinde davacı İdarenin kesin bir alacağının söz konusu olmadığını, bu durumda müvekkili şirketten mükerrer tahsilatın söz konusu olacağını, davacı İdarenin müvekkili şirket tarafından düzenlenen ve alacağın dayanağını oluşturan faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davalı şirket tarafından davacı İdare aleyhine başlatılan takip nedeniyle mahsup edilen fatura tutarında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahsup bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (TMK. md. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selâhattin Sulhi Tekinay, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. Mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Turgut Uygur, 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, 3. Baskı, Temmuz 2013, s. 940).
Davaya konu Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2009/1014 sayılı takip dosyasının incelemesinde; alacaklının davalı şirket, borçlunun davacı İdare olduğu, asıl alacak miktarının 25.378,57 TL, takip öncesi işlemiş faiz tutarının 15.614,17 TL, takip konusu alacağın faturadan kaynaklı cari hesap alacağı olduğu, takip tarihinin 20.01.2009 olduğu ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili; müvekkili İdare kayıtlarında icra takibine konu 2002 yılına ait 1 adet SSK dönemine ait faturanın mahsubunun yapılmış olduğunun tespit edildiğini, takibe konu fatura bedelinin davalı şirketin müvekkili İdareye olan fiyat farkı borçlarına istinaden mahsup edildiğini belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece; davalı şirkete ait bir kısım defterlerin usulüne uygun olarak tutulmadığı, davalı şirket tarafından 28.020,84 TL tutarlı fatura bedelinin davacı İdarenin fiyat farkı alacaklarından mahsup edildiği, davalı şirketin davalı İdareye bağlı bir kısım dava dışı hastanelerden alacakları olsa da Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/188 E. sayılı dosyasında kesinleşen 377.366,55 USD alacak karşısında bu alacağın düşük kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, davaya konu icra takibi, ticari defterler ve tüm dosya kapsamında yeterli açıklamayı içermediği, dolayısıyla hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince; farklı bir bilirkişi kurulundan, denetime elverişli, davalı tarafın hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde yeniden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.