Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4269 E. 2025/5509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4269
Karar No
2025/5509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/346 E., 2023/515 K. BİRLEŞEN 2010/326 E. ve 2017/315 E. SAYILI DAVALARDA ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARDA DAVA TARİHLERİ : 14.05.2008, 08.07.2010, 11.07.2017

Mahkeme kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın asıl dava yönünden onanmasına, birleşen 2017/315 E. sayılı dava yönünden bozulmasına dair verilen kararın davalılar vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkillerinin muris .. ... mirasçıları olduğunu, murisin davalılardan İbrahim'in noter olarak görev yaptığı ... 1. Noterliğinin 10.06.2003 tarihli ve 77882 sayılı düzenleme şeklinde vasiyetname düzenlediğini, buna göre kagir petrol binasının tamamını ve şirket hisselerinin mirasçılardan müvekkillerinin dava dışı kardeşi ...'a vasiyet edildiğini, murisin ... 1. Noterliğinin 11.09.2003 tarihli ve 13739 sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetten rücu işlemiyle vasiyetten rücu ettiğini, lehine vasiyetname düzenlenen ... vasiyetnameden rücu işleminin iptali için ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E. sayılı dosyasında dava açtığını, Mahkemece 28.06.2007 tarihinde verilen 2007/393 K. sayılı kararla, vasiyetnameden rücu işleminin iptaline karar verildiğini, iptal kararının rücu işleminde tanıkların bulunmaması ve işlemin yasaların öngördüğü şartlara uygun düzenlenmemiş olması gerekçesine dayandığını, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesine göre, vasiyetnameden rücu işlemini hatalı ve eksik yapan noterin sorumlu olduğunu, vasiyetnameden rücu işlemi usul ve şekil şartlarına uygun olarak davalı tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı müvekkillerinin murislerinden kendilerine kalan miras paylarının önemli ölçüde artmış olacağını, müvekkillerinin zararlarının taşınmazın gerçek değeri ile tenkis edilen değer arasında kalan bedel olduğunu ileri sürerek; davalı noterin usul ve şekle aykırı yapmış olduğu vasiyetten rücu işleminin geçerli sayılmaması nedeni ile müvekkillerinin uğradığı zarar olan mirasen intikal etmesi gereken ... ... Mahallesi, Sivas Erzurum şosesi 56... ada 29 parselde kayıtlı bulunan kagir petrol binası olarak tarifi yapılan taşınmazın intikal etmesi gereken tarihteki bedeli ile tenkis edilen tutar arasındaki farktan ibaret olan zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin vasiyetname tarihinden itibaren işleyecek olan faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 14.07.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.000,000,00 TL'ye artırmıştır. 2. Birleşen 2010/326 E. sayılı davada davacı vekili; müvekkilinin muris... mirasçısı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL'nin intikal tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dosyanın Ankara Asliye 20. Hukuk Mahkemesinin 2008/197 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. 3.Bozmadan sonra açılan ve birleşen 2017/315 E. sayılı davada davacı vekili; birleşen 2010/326 E. sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL'nin davalardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 408.000,00 TL'ye artırmış, 21.02.2020 tarihinde ise ıslah harcını yatırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekilleri; davacıların murisinin vasiyete konu ettiği gayrimenkulün üzerinde gayrimenkulün değerini aşar nitelikte ipotek ve haciz bulunduğunu, bu durumda davacıların vasiyetnameden rücunun geçerli sayılması halinde dahi söz konusu gayrimenkulün elde edilmesinden gelir elde edemeyeceklerini, resmi vasiyetnameden rücu işleminin iptali için açılan davada verilen kararın henüz kesinleşmediğini, dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, vasiyetnamenin iptal gerekçesinin noterde işlem yapılırken tanık dinlenilmemiş olması nedeniyle şekil eksikliği gerekçesine dayandığını, davanın görülmesinde dinlenen tanıkların, iddia ve beyanları alınan tarafların murisin iradesinin ifsad edildiği şeklinde bir iddialarının bulunmadığını savunarak, davaların reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.02.2012 tarihli kararıyla; ... Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E. sayılı dosyası ile vasiyetten rücu işleminin iptali istemli olarak ikame edilen davada, davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın onanarak kesinleştiği, vasiyetten rücu işleminin iptali halinde davacıların malvarlıklarında artış olacakken söz konusu işlem kanunun aradığı geçerlilik şekline uygun yapılmadığından mahkeme kararı ile geçersizliğine hükmedildiği, davacıların yasal miras hakkı ile sahip olacakları menfaatleri kaybettikleri ve zarara uğradıkları, bu duruma vasiyetten rücu işlemini resmi geçerlilik şekline uygun olarak düzenlemeyen davalı noterin neden olduğu, işlemi yapan noter görevlilerinin ve noterin müteselsil sorumlu olduğu, dava konusu edilen taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 460.388,18 TL olduğu, bu miktar üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği, her ne kadar sonradan alınan bilirkişi raporunda miktar 2.016.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de, dosyada mevcut delillere, bilirkişi raporlarının içeriğine göre ilk raporda belirlenen değerin gerçeğe yakın olduğunun Mahkemece kabul ve takdir edildiği, bu miktar üzerinden davacıların hisse miktarlarının belirlendiği gerekçesiyle, asıl davada ıslah talebi de nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 230.194,09 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen 2010/326 E. sayılı dava dosyasında ise davanın kabulü ile 8.000,00 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 26.11.2012 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine kadar verildiği belirtilerek, davalıların diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi, davacılar tarafından lehine vasiyet edilene karşı vasiyetnamenin iptali ile birlikte muristen intikal eden 29 parseldeki mahfuz hisseleri karşılığı tenkis istemli dava sonucunun beklenilmesi, birleşen davada davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğundan Mahkemece davalının zamanaşımı itirazı konusunda olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; zararın taşınmazın gerçek değeri ile tenkis edilen değer arasındaki kalan bedel olacağı, Yargıtay bozma ilamı gereği tenkis davasının bekletici mesele yapıldığı ve işbu davanın uzamasına yol açtığı, daha fazla uzamaya sebebiyet verilmemesi amacıyla istinaf aşamasında davacıların tenkis davasından feragat ettikleri ve buna göre İstinaf Mahkemesince tenkis davasının reddine karar verildiği, hesap uzmanı bilirkişi heyetinin vermiş olduğu 20.09.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamanın doğru ve yerinde olduğu, tenkis davasından feragat edilmiş olması nedeni ile dava reddedildiğinden ve kesinleştiğinden artık tenkis sonucu elde edilecek bir bedel olmadığı, bu nedenle zarardan mahsup edilecek kalem olmadığı, talimat yolu ile yapılan keşif sonrası belirlenen taşınmazın 1.351.051,52 TL'lik değerine göre davacıların her birinin 1/4 oranındaki miras payının 337.762,88'er TL olduğunun tespit edildiği, zararın hesaplanmasına ilişkin yöntem Yargıtay incelemesi sonucu bozma nedeni yapılmadığından bozma öncesi yapılan hesaplama şekline uyularak her bir davacının zararının doğru şekilde hesaplandığı, en son Yargıtay bozmasından sonra alınan rapora göre çelişkilerin giderildiği, 337.762,88'er TL'lik her bir davacı için oluşan zarardan kaynaklı alacağın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiği, birleşen Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/326 E. sayılı davasının takipsiz bırakıldığı, 13.12.2016 tarihinde takipsizlik nedeni ile dosyanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üç aylık yenilenme süresinde yenilenmediğinden bu dava yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, birleşen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/315 E. sayılı dosyasında ise, bu hissedar hissesine düşen miktarın da bilirkişi tarafından 1/4 hissesine istinaden 337.762,88 TL olduğunun tespit edildiği, davanın zamanaşımına uğramadığı, bekletici mesele yapılan tenkise ilişkin davanın dava zamanaşımını kestiği, birleşen davacı ...'nin alacağının 8.000,00 TL'sine birleşen davanın açılma tarihi olan 11.07.2017 tarihinden, bakiyesine de talep artırım dilekçesine göre harç yatırma tarihi olan 21.02.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, ıslah dilekçesi nazara alınarak asıl davanın kısmen kabulüne, 337.762,88 TL'şer tazminatın 5.000,00'er TL'sine dava tarihinden, bakiyesine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, birleşen Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/326 E. sayılı davasının takipsizlik nedeni ile açılmamış sayılmasına, birleşen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/315 E. sayılı davası yönünden zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından öncelikle zamanaşımı itirazının reddine, bu davanın kısmen kabulüne, 337.762,88 TL tazminatın 8.000,00 TL'sine işbu birleşen dava tarihi itibarı ile, bakiyesine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile birleşen davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ Dairenin 06.05.2025 tarihli ilamıyla; asıl dava dosyasının incelenmesinde; Mahkemece verilen 22.02.2012 tarihli ilk kararla; asıl davada ıslah talebi de nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 230.194,09 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine karar verildiği, taraflar vekillerinin kararı temyiz ettikleri, Dairemizin 26.11.2012 tarihli ilamıyla, zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi ve diğer hususlar bozma nedeni yapılarak kararın bozulmasına, davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmişse de; davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde temyiz nedeni olarak sadece zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin talep edildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmişse de, sehven bu şekilde yazılarak maddi hata yapıldığının anlaşıldığı, bozma sonrası Mahkemece verilen kararda, asıl davanın kısmen kabulüne 337.762,88 TL tazminatın 5.000,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine karar verilmiş olmasının, usuli müktesep hakkın ihlali anlamına gelmeyeceği, Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği, maddi hata sebebiyle Mahkemece zararın kapsamına ilişkin olarak verilen kararın, davalılar açısından usuli müktesep hak teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasının gerektiği, davalıların birleşen 2017/315 E. sayılı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği belirtilerek, dava konusu maddi zarara ilişkin olarak, vasiyetten rücu işleminin iptali davasında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E., 2007/393 K. sayılı kararıyla; işlemi yapan noterin hatalı ve kusurlu eylemi neticesinde davanın kabulüne karar verilerek vasiyetten rücu işleminin iptal edildiği, Mahkemece kararın kesinleştiğinin bildirildiği, buna göre işbu kararın kesinleştiği tarih itibarıyla haksız fiilin öğrenileceği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin ise kesinleşme tarihi itibarıyla işlemeye başlayacağı, tenkis davasının bekletici mesele yapılması, zamanaşımı süresini kesmeyecek ve durdurmayacağından Mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, Mahkemece; vasiyetten rücu işleminin iptali davasının kesinleşme tarihi belirlenerek, kesinleşme tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı ve davacı tarafından yapılan ıslah tarihi de dikkate alınmak suretiyle, yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, temyiz olunan asıl davada verilen kararın onanmasına, birleşen 2017/315 E. sayılı davada verilen kararın davalılar yararına bozulmasına karar verilmiş; davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalılar vekili; davacı ... ve .... 05.05.2008 tarihli dava dilekçeleri ile, miras paylarından mahrum kaldıklarını ifade ederek mahfuz payları için tenkis davası açtıklarını, yapılacak yargılama sonunda tenkis edilen değerden arta kalan kısım üzerindeki haklarını talep ettiklerini, davacıların hükmedilen tazminatın eksik olduğu ve yeniden değer belirlenerek hüküm kurulmasına ilişkin bütün temyiz taleplerinin Yargıtay tarafından reddedildiğini, açılan tenkis davasının 17-18 yıllık bir gecikmeye sebebiyet verdiğini ve kardeşler haricen anlaştıkları için tenkis davasından vazgeçildiğini, vazgeçme nedeni ile davanın reddedildiğini, davadan vazgeçilmeseydi tespit edilen tenkis payı düşüldükten sonra arta kalan kısım üzerinde hüküm kurulacağını ancak bu hususun dikkate alınmadığını, işbu davada tazminata esas kabul edilecek miktarın yasal tenkis payı düştükten sonra arta kalan kısım yani mirasın 1/8'i olduğunu, hükmedilen tazminat ile davacıların talebinin dışına çıkıldığını, bir önceki Yargıtay ilamında, yeniden keşif yapılması ve oluşan yeni değere göre hüküm kurulması isteğinin, yapılacak olan keşifte bedelin daha düşük olması ihtimalinin dikkate alınması için olduğunu, davacı tarafın tüm talepleri reddedildiğinden kesinleşmiş müktesep bir hakkın meydana geldiğini, yeniden yapılacak bir keşifte düşük bir bedel belirlenmesi ihtimalinin göz önünde bulundurulduğunu, Yargıtayın bozma ilamında; davacı tarafın tazminat değerine ilişkin bütün taleplerini reddettiğini, müvekkillerinin iddiaları yönünden kararın bozulduğunu, önceki bozma kararının sehven yanlış yazıldığı ima edilerek müktesep haklarının haksız ve zorlama bir yorumla açık bir şekilde ihlal edildiğini, birleşen dosya davacısı .... ilk Mahkeme kararını temyiz etmediğinden kendisi yönünden ilk mahkeme kararının kesinleştiğini, yargılama sonunda verilecek kararın ilk hükümde belirlenen miktarı geçemeyeceğini, müvekkilleri tarafından zamanaşımı defînin ıslah suretiyle dile getirildiğini ancak Mahkemece bu ıslah talebinin neden kabul edilmediğine ilişkin bir hüküm kurulmadığını, Yargıtay ilamında da bununla ilgili karar verilmediğini ifade ederek; bozma kararının düzeltilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, noterin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle Dairemizin 26.11.2012 tarihli bozma ilamına uygun olarak yapılan yargılama neticesinde, zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi ve diğer hususlar bozma nedeni yapılarak kararın bozulmasına, davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmişse de; davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde, temyiz nedeni olarak sadece zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin talep edildiği, davalılar vekilinin bu yönden temyiz taleplerinin olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmişse de, sehven bu şekilde yazılarak maddi hata yapıldığının anlaşıldığı, maddi hata sebebiyle Mahkemece zararın kapsamına ilişkin olarak verilen kararın, davalılar açısından usulî müktesep hak teşkil etmeyeceği, birleşen 2010/326 E. sayılı dosyası ile açılan davanın takip edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bilahare yeniden 11.07.2017 tarihinde birleşen 2017/315 E. sayılı dava dosyasında aynı gerekçelerle dava açıldığı ve sonrasında asıl dava dosyası ile birleştirildiğinden, birleşen 2010/326 E. sayılı dava dosyasının birleşen davacı ... tarafından temyiz edilmemiş olmasının birleşen 2017/315 E. sayılı dava dosyası yönünden davalı yönünden usulî müktesep hak teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4269, K. 2025/5509, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4269-e-2025-5509-k-6da7b753ea83